Sosyal güvenlik sistemindeki son gelişmeler vatandaşların emeklilik planlamalarında zamanlamanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Sosyal güvenlik uzmanı Dilek Ete tarafından yapılan son değerlendirmelerde, borçlanma tutarlarındaki artış riskine ve kademeli emeklilik beklentilerine dair dikkat çekici ayrıntılar paylaşıldı. Mevzuat gereği doğum ve askerlik borçlanması ödemeleri doğrudan brüt asgari ücrete endeksli olarak hesaplanıyor. Bu durum, yeni yılda yaşanacak ücret güncellemeleri öncesinde başvuru yapmanın maddi açıdan büyük avantajlar sağladığını gösteriyor.

Mevcut asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamalara göre 1 çocuk için 2 yıllık yani 720 günlük doğum borçlanması talebinde bulunan bir vatandaşın ortalama 360000 TL ödeme yapması gerekiyor. Ancak yeni yılda asgari ücrete yapılması muhtemel %30,0 oranındaki bir zam senaryosunda bu rakam doğrudan 460000 TL seviyesine ulaşıyor. Aradaki 100000 TL tutarındaki devasa farktan etkilenmek istemeyen sigortalıların işlemlerini Aralık ayı sona ermeden tamamlamaları büyük önem taşıyor. Öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumu'na yatırılan bu meblağlar hiçbir şekilde kaybolma riski taşımıyor ve şartlar sağlanamadığında tek bir dilekçe ile kesintisiz iade alınabiliyor.

Kademeli Emeklilik Sistemi Sosyal Güvenlik Kurumuna Gelir Sağlıyor

Kamuoyunda kademeli emeklilik yasasının hayata geçmesi durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ağır bir mali yük altına gireceği yönünde çeşitli iddialar dolaşıyor. Oysa uzman değerlendirmeleri bu iddiaların aksine sistemin kuruma finansal açıdan herhangi bir zarar vermeyeceğini, aksine ciddi bir kazanç kapısı oluşturacağını ortaya koyuyor. Günümüz ekonomik koşullarında emeklilik hakkı kazanan bireylerin çok büyük bir bölümü aktif çalışma hayatının içerisinde kalmaya devam ediyor. Bu durum devlet hazinesi için düzenli ve sürdürülebilir bir prim akışı anlamına geliyor.

Emekli olduktan sonra çalışmayı sürdüren vatandaşlar için işverenler tarafından her ay %32,25 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi ödemesi yapılıyor. Doğrudan devlet bütçesine aktarılan bu yüksek oranlı primler, çalışan kişinin emekli aylığına hiçbir ek katkı sunmuyor ve tamamen sisteme gelir olarak kaydoluyor. Dolayısıyla kademeli emeklilik düzenlemesi sayesinde hem kayıtlı istihdam korunmuş oluyor hem de Sosyal Güvenlik Kurumu her bir emekli çalışan üzerinden düzenli bir prim geliri elde etme imkanına kavuşuyor.

Primsiz Yaş İndirimi Masadaki En Güçlü Senaryo Olarak Öne Çıkıyor

Kademeli emeklilik düzenlemesine ilişkin teknik detaylar şekillenirken prim günü şartlarında büyük bir muafiyet ya da indirim beklenmiyor. 8 Eylül 1999 tarihinden sonra sigortalı olarak iş hayatına başlayan vatandaşlar için geçerli olan 7000 prim günü şartının aynen korunacağı tahmin ediliyor. Hazırlanan taslaklarda temel yaklaşımın prim gününü değiştirmek yerine, emeklilik yaş sınırını kademeli bir takvim çerçevesinde daha makul seviyelere geri çekmek olduğu belirtiliyor. Diğer taraftan 4500 prim günü ve 25 yıllık sigortalılık süresine dayanan kısmi emeklilik modelinde yaş esnetilmesinin daha zor olduğu ifade ediliyor.

Çalışanların Tazminat Hesabı Değişiyor: Yeni Yöntem Ortaya Çıktı!
Çalışanların Tazminat Hesabı Değişiyor: Yeni Yöntem Ortaya Çıktı!
İçeriği Görüntüle

Yasal düzenlemelerin temel gerekçesini ise 1999 öncesi ve sonrası işe girenler arasında oluşan devasa yaş farkı oluşturuyor. 1 gün farkla emeklilik yaşı 17 ile 20 yıl arasında uzayan vatandaşların durumu toplumsal adaleti ve iş yerlerindeki çalışma barışını olumsuz etkiliyor. Bu durum anayasanın eşitlik ilkesine de aykırı bir tablo ortaya çıkarıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin Emeklilikte Adalet Derneği temsilcileriyle bir araya gelerek talepleri dinlemesi ise meclis gündemine gelmesi beklenen yeni düzenleme adına oldukça umut verici bir gelişme olarak yorumlanıyor.

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım