Sosyal güvenlik sistemindeki mevcut hesaplama yöntemleri nedeniyle aynı çalışma süresine ve prim ödemesine sahip çalışanların emekli oldukları döneme bağlı olarak farklı maaşlar alması kamuoyunda geniş bir yankı uyandırıyor. Türkiye genelinde milyonlarca sigortalı çalışanı yakından ilgilendiren bu durum, özellikle son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve enflasyon verilerinin sisteme yansıma şekliyle çok daha belirgin bir hale geldi. Çalışanların tamamen aynı koşulları taşımasına rağmen sadece dilekçelerini sundukları takvim yılının değişmesi, bağlanan aylıklar arasında ciddi oranda bir uyumsuzluk doğuruyor.
Uygulamadaki bu dengesizlik, 2008 yılında devreye giren aylık bağlama mevzuatının günümüz ekonomik şartlarıyla tam olarak örtüşmemesinden kaynaklanıyor. Enflasyon oranları, büyüme hızı ve katsayı hesaplamalarının her takvim yılında farklı parametrelerle sisteme işlenmesi, emeklilik hakkı kazanan bireylerin alacakları maaş miktarlarında beklenmedik düşüşlere ya da artışlara yol açıyor. Bireylerin gelecekteki yaşam standartlarını doğrudan şekillendiren bu tablo, sigortalılar arasında ciddi bir rahatsızlık oluşturmaya devam ediyor.
Kamu Denetçiliği Kurumu Yapılan İncelemelerle Durumu Belgeledi
Yaşanan gelir kaybının önüne geçilmesi amacıyla mağduriyet duyan vatandaşların başvurularını değerlendiren Kamu Denetçiliği Kurumu, konuyla ilgili detaylı bir inceleme süreci yürüttü. Yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda, 2024 yılının Aralık ayında emeklilik dilekçesi veren bir sigortalı ile birebir aynı hizmet geçmişine ve prim ödemesine sahip olup dilekçesini 2025 yılının Ocak ayında teslim eden bir çalışan karşılaştırıldı. İnceleme neticesinde, sadece birkaç günlük veya birkaç haftalık başvuru zamanı farkı sebebiyle bağlanan maaşlar arasında %30,0 oranında net bir hak kaybı oluştuğu resmi olarak belgelendi.
Bağımsız denetim mekanizmalarının ortaya koyduğu bu somut veri, sistemdeki hesaplama modelinin çalışanlar aleyhine oluşturduğu eşitsizliği gözler önüne serdi. Aynı sektörde, aynı kıdemde ve tamamen eşit şartlarda üretim sürecinde yer alan kişilerin, emekli oldukları yılın katsayı farkları nedeniyle farklı gelir seviyelerine mahkum edilmesi, sosyal adalet ilkeleri çerçevesinde tartışmalara neden oldu. Yapılan bu resmi tespit, söz konusu mağduriyetin bireysel bir aksaklık olmadığını, doğrudan yasal düzenlemelerin işleyişinden kaynaklandığını doğruladı.
Sosyal Güvenlik Kurumu Mevzuatın Yasal Olduğunu Savundu
Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından yapılan tespitlerin ardından gözlerin çevrildiği Sosyal Güvenlik Kurumu, konuya ilişkin resmi bir değerlendirme paylaşarak mevcut uygulamaların dayanaklarını açıkladı. Kurum yetkilileri, emekli aylıklarının hesaplanmasında esas alınan kriterlerin tamamen geçerli yasal düzenlemelere ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğünü ifade etti. Aylık bağlama işlemlerinde kişilerin başvuru tarihindeki toplam prim gün sayıları, çalışma hayatları boyunca elde ettikleri prime esas kazanç tutarları ve yaş parametrelerinin standart formüller doğrultusunda işleme alındığı aktarıldı.
Açıklamasının devamında Kurum, farklı yıllarda yapılan başvurulara uygulanan güncelleme katsayılarının o yıllara ait ekonomik göstergeler doğrultusunda şekillendiğini belirtti. Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri ayrıca, dönemler arasında ortaya çıkan maaş farklarının eşitlenmesi veya başvuru tarihine dayalı hak kayıplarının giderilmesine yönelik yürütülen herhangi bir yasal reform ya da teknik çalışma bulunmadığını kamuoyuna bildirdi. Bu durum, mevcut sistemin aynı şekilde işlemeye devam edeceğini gösterdi.
Çalışma Bakanlığına Yasal Düzenleme Yapılması İçin Çağrı Yapıldı
Başvuru tarihindeki minik değişikliklerin çalışanların emeklilik hayatında kalıcı ve büyük zararlar doğurmasını mercek altına alan denetçi uzmanlar, ortaya çıkan bu adaletsiz tablo karşısında bağlayıcı nitelikte kararlar alma yoluna gitti. Çalışanların herhangi bir kusuru olmaksızın sırf takvim yılı değişti diye %30,0 gibi yüksek bir oranda hak kaybına uğramasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Benzer şartlara sahip sigortalıların eşit haklardan yararlanması gerektiği ilkesinden hareketle, idari mercilere yönelik tavsiye kararı kaleme alındı.
Sosyal güvenlik sistemindeki bu tıkanıklığın ve eşitsizliğin kalıcı olarak çözülmesi amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına resmi yazılar iletildi. Yapılan çağrıda, mevcut kanuni maddelerin günümüz ekonomik şartlarına ve adalet ilkelerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtildi. Yasal mevzuatta yapılacak köklü bir revizyon ile dilekçe tarihinden kaynaklanan farkların ortadan kaldırılması ve sigortalıların hak ettiği gerçek emeklilik maaşlarına kavuşması hedefleniyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım




