Başlık Fransızca. Artık sayıları iyiden iyiye azalan Fransızca bilen bir dostumdan öğrendim, “sankülot” diye okunuyor.

Allah'ın Konyasında Fransızca bir başlığın ne işi var diyebilirsiniz. Haklı da olabilirsiniz. Ama unutmayalım, başlıklar yazılara açılan kapılar gibidir. Başlık dikkat çekerse yazı okuyucuyu kendine çeker, anlam dünyasının içine alır. 

Selçuklu başkenti Konya'da daha iyi anlaşılacaktır söylediklerim. Neden derseniz, Konya'da yaşayan herkes alışkındır Selçuklu mimarisindeki dikkat çekici kapılara. O günlerden kalan “Yapı demek kapı demektir” düsturu hala yaşıyor bu şehirde. Nerede, ne oranda, nasıl bir biçimde? İşin bu yanı beni de, bu köşenin hacmini de aşar. O nedenle, ilgili bilim dallarının uzmanlarına havale edip geçelim.

***

Başlıkta geçen "sans" olumsuzluk eki. Eskiden çokça kullanılan bi- eki gibi bir şey. Bivefa nasıl vefasız oluyorsa sans-culottes da "külotsuzlar" oluyor.

Külotsuz deyince, yanlış anlaşılmasın. Külot Fransızcadan dilimize geçerken birazcık anlam kaymasına uğramış; bir dış kıyafetten, kısa ve beli lastikli iç çamaşırına dönüşmüş. Oysa Fransızca'daki anlamı bir tür pantolon. Yani sans-culottes "pantolonsuzlar" anlamına geliyor. 

Ancak külot kelimesi ile pantolon ilişkisini tamamen koparabilmiş de değiliz ki “külot pantolon” diye bir tamlama yapmışız. Aslında sans-culottes'in pantolonsuzluğu da tam bu cinsten bir pantolonsuzluk çünkü bu terimdeki pantolondan murat, Fransız İhtilali döneminde aristokratların giydiği paçası dar, üst bölümü geniş pantolon. Şimdi bu tür pantolonları biniciler giyiyorlar. 

Ama sadece biniciler mi? Alın size bir gazete haberi: 

Fuarda, “külot pantolon”a ilgi

Cumhuriyet'in 83'üncü yıldönümü etkinlikleri kapsamında Samsun Cumhuriyet Meydanı'na Karadeniz Eğitim, Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KEYDER) tarafından kurulan 'Cumhuriyet, Kültür ve Sanat Fuarı'nda Atatürk'ün de bazı fotoğraflarında giydiği görülen 'İngiliz Külodu' olarak bilinen pantolonun dikildiği stant büyük ilgi görüyor. 

Terzi Samet Usta tarafından açılan stantta isteyene 2 saat içerisinde dikilip 50 YTL karşılığında satılan pantolondan 4 günde 17 adet satıldı. Samet Usta, “Ben de bu kadar satış yapacağımı beklemiyordum” dedi.

Belden dize kadar körük gibi geniş, diz altı dar ve düğmeli olan 'İngiliz külotu' denilen pantolonun artık üretilmediğini söyleyen KEYDER Başkanı Yavuz Düz, “Böylesine anlamlı bir günde bu pantolon modelini insanlarımıza tekrar hatırlatmak istedik” dedi.

***

Tabi, bu Fransız İhtilali'nin “pantolonsuzlar”ı belden aşağısı üryan gezen kişiler değillerdi. Sadece aristokratların giydiği pantolondan giymiyorlardı ve aristokratlar onlara “baldırı çıplak” gözüyle baktıkları için hakaret olsun diye bu sıfatı yakıştırmışlardı. 

Fransız İhtilali'nin bu ilginç grubunu proleterler ile burjuvalar arasında kalmış kişiler oluşturuyordu. Radikal sayılabilecek derece solcu olmalarına rağmen sınıfsal temelleri zayıftı. Bu nedenle olsa gerek, daha sonra önde gidenlerini birer ikişer giyotine gönderecek olan Robespierre gibi bir teröristin işbaşına gelmesinde büyük katkıları söz konusudur. 

Bizim çok çok yakın tarihimizde ortaya çıkan "çapulcular" fenomeni ile Fransız İhtilali'nin "sans-culottes"ları arasındaki benzerlikler doğrusu benim dikkatimi çekmemişti, ama sağ olsun, bir çapulcunun dikkatini çekmiş ve "Sans culottes'dan Çapulculara" başlıklı bir yazı döşenmiş.

Çapulcular, düşüncelerine ve eylemlerine katılmasam da, bu ülkenin çocuklarıdır. Düşünceleri ve eylemleri benzese de kaderlerinin "sans-culottes"lara benzemesini istemem. Zulmün her türlüsüne karşı bir kişi olarak, ne yerli bir Robespierre'yi başımıza musallat etmelerine, ne de başımıza musallat ettiklerince ortadan kaldırılmalarına gönlüm razı olmaz. 

***

Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. (Mevlana)