banner5
banner68

‘Kudüs’ü ancak Türkiye kurtarabilir’

Eğitimci Abdülkerim Ayhan, Kudüs’ü görme şerefine eriştiğini belirterek, “İnsanlar hala Kudüs’ün kurtuluşunun özgürlüğünün Türkler tarafından yapılacağına inanıyor” dedi

14 Nisan 2022 Perşembe 11:30
‘Kudüs’ü ancak  Türkiye kurtarabilir’

Filistin ve Kudüs izlenimlerini anlatan Eğitimci Abdülkerim Ayhan, 2017 yılında sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı geniş bir heyetle kapsamlı bir geziyle orada bulunduğunu açıkladı. Filistinli Müslümanların kendilerini büyük bir sevinçle karşıladığını bildiren Ayhan, “2017 yılında Müslümanlar için en kutsal yerlerden biri olan Filistin ve Kudüs’ü görme imkânımız oldu. Konya’dan Kudüs’e akademisyenlerin, gazetecilerin, sivil toplum kuruluşu üyelerinin içinde olduğu büyük bir kafile ile İngilizce öğretmeni olarak gitme fırsatı buldum. Ben daha önce Avrupa Birliği Projeleri ile 30’a yakın ülke gezme fırsatı bulmuştum, fakat bu gezi hepsinden daha kıymetli hepsinden daha heyecanlı oldu benim için. Çünkü İlk kıblemizi görecektim. Yıllarca televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde, belgesellerde, albümlerde gördüğüm Mescid-i Aksay’ı ve o altın sarısı kubbesi ile parıldayan Kubbet’üs Sahrayı görecektim. Savaşların büyüttüğü insanları, kavganın, şiddetin içinde büyüyen çocukları görecektim. 2017 Kasım ayında gittiğimiz Kudüs’te Filistinlilerin Türklere bakış açısı gerçekten çok olumluydu. Osmanlı, Türk ve İslam kelimeleri bu coğrafyada iç içe geçmiş bir kavram olmuş. İnsanlar hala Kudüs’ün kurtuluşunun özgürlüğünün Türkler tarafından yapılacağına inanıyor. Bu ağır sorumluluk ve gurur beni çok etkilemişti” dedi.

‘FİLİSTİN HALKI BİRÇOK ŞEYDEN MAHRUM EDİLMİŞ’

Mescid-i Aksa’nın giriş ve çıkışlarının İsrailli askerler tarafından kontrol edildiğini kaydeden Ayhan, gergin bir hava olduğuna işaret ederek, “Bizim gittiğimiz dönemde Mescid-i Aksa’nın içinde namaz kılmakta bir sıkıntı görmedik. Fakat belli yaş gruplarının Mescid-i Aksa’ya giriş yapmaları yasaktı. Buda gerçekten çok üzücü bir durum. Filistin’in Kudüs dışındaki şehirlerinde durumlar daha vahimdi. Bazı şehirlere girişlerde çok büyük sıkıntılar oldu. Şehir’e girişler devasa duvarlar ile kapatılmış ve İsrail askerlerinin içinde olduğu büyük geçişlerden (turnikelerden ve x-Ray cihazlarından) sanki bir AVM’ye giriş yapar gibi girmiştik. Halkın kanalizasyon, su, elektrik gibi hizmetlerden mahrum olduğunu gördük. Çocuklar çok bakımsız, fakir ve açtı. Özellikle arkadaşlardan çocuklara ikramda bulunanlar daha sonra biraz pişmanlık yaşadılar. Çünkü çocuklar o kadar dış dünyadan soyutlanmışlar ki şekere, çikolataya ulaşmak için çok sert mücadele etmişlerdi.  Hatta bu ablukaya alınmış şehirlerin birinde orda tanıştığım bir arkadaşım ile Filistinli çocuklar ve İsrail askerlerinin arasında çıkan gerginlikte tam ortada kaldık. Yıllardır haberlerde izlediğim bir ana şahitlik etmiş oldum. Filistinli çocuklar taş atarken, İsrailli askerler göz yaşartıcı gaz kullanmıştı. Biz oradan hızla uzaklaşmıştık. Onlar için sıradan bir gündü belki de” diye konuştu.

‘GAZZE’DE TÜRKİYE DİYE BAĞIRIYORLARDI’

Gazze’nin zor durumda olduğunu açıklayan Ayhan sözlerinin devamında şu ifadelere yer verdi, “Gazze’nin durumuna inanmamıştım. Gazze’ye 25 km uzaklıkta yaşayan bir Filistinli “yaklaşık 20 yıldır Gazze’ye gidemiyorum” demişti. 25 yıl! Bu çağda bir şehir tamamen kapatılmış ve sanki devasa bir karantina altına alınmıştı. Gazze’ye girmek ve çıkmak izine bağlıydı. Yine kafile ile bir anasınıfını ziyaret etmiştik. Çok kalabalıktı. Çocuklar bizlere karşı çok cana yakın ve sıcaktı. Türkiye, Türkiye diye bağırıyorlardı. O anı hiç unutamıyorum. Çocukların bize olan ülfeti, samimiyeti gerçekten muhteşemdi. Mescid-i Aksay’ı tepeden gören bir konumda Polonyalı bir ekip ile karşılaşmıştım. Hristiyan bir gruptu ve yaklaşık 200 kişi vardı. Grupta bir kişi İngilizceyi iyi konuşuyordu. O grup ile yaklaşık 20 dakikalık bir sohbet yapmıştık. Onların Kudüs’e bakış açılarını çok merak ediyordum. Aldığım cevaplar çokta beni etkilememişti. Çünkü onların bakış açısı “Ne şiş yansın ne kebap” tarzında içi boş cümlelerdi. Mescid-i Aksa’da Halid diye bir çocukla tanışmıştım. Halid akıcı şekilde İngilizce konuşuyordu. Çocuk aynı zamanda Türkçeyi de çok güzel öğrenmişti. Bize Kuran okudu ve sesi harikaydı. O yoğunluğun, kavganın, kargaşanın içinde çocuk kendini o kadar güzel yetiştirmişti ki hayran kalmamak elde değildi. Bir Eğitimci olarak Halide’e olan hayranlığım ayrı bir yerde hala canlılığını korumaktadır. Kudüs sokaklarında temizlik yaptık. Kudüs’te Filistinli doktorlar ile halı saha maçı yaptık. Dediğim gibi Kudüs gezisi şu ana kadar yaptığım geziler içinde en kıymetlisi, en güzeli ve en anlamlısıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

SAMET AKTAŞ

YARIN: MAVİ MARMARA OLAYI

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner64

banner50