'Hikmetsiz, sebepsiz bir şey yaratmadım' buyuruyor Cenab-ı Hakk. Son devirdeyiz artık. Bizden başka bir topluluk gelmeyecek. Ondan dolayı olsa gerek şu an yeryüzünde pislik bir lağım halinde akıyor, yolunu buluyor. Buna paralel olarak musibetler, felaketler, hastalıklar da arttı. Tabii dedi ya Alemlerin Rabbi, 'hikmetsiz bir şey yapmadım' diye. Her şey dengi dengine. Biraz konuyu açalım. Bugün hapishanelere, cezaevlerine gidip bakıyorsunuz tıklım tıklım. Hastanelere, revirlere gidip bakıyorsunuz tıklım tıklım. Ne hikmetse şu aciz insanoğlunun başı dertten, musibetten, hastalıktan bir türlü kurtulamıyor. Tabir uygun düşürse iki yakasını bir araya getiremiyor. Hep bir mücadele hep bir aksilik hep bir boğuşma!
Asr-ı Saadete bakalım yani Efendimizin yaşadığı çağa. O koca devirde hastalık sayısı bir elin parmaklarını geçmemiş. Hakeza adli olaylar da öyle. Niye? Çok basit. Çünkü ahkâma göre bir hayat sürmüş mübarekler. Efendimizin ışığı doğrultusunda Rablerinin huzuruna varmışlar. Cenab-ı Hakk'ta onları beladan, musibetten, hastalıktan muhafaza buyurmuş.
Gelelim, başlıktaki mevzuya. Hani dedik ya sebepsiz, hikmetsiz bir iş yok diye. Kısa bir menkıbeyle derdimizi özetleyelim; Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı olmak için berbere gider. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başlar. Değişik konular üzerinde konuşurlar. Birden Allah ile ilgili konu açılır. Berber: Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah'ın varlığına inanmıyorum der. Adam: Peki neden böyle diyorsun? diye sorar. Berber: Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmiş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimseye acı çektirmez, birbirini üzmezdi. Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum... Adam bir an durur ve düşünür ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermez. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıkar. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam görür.Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki tıraş olmayalı uzun süre geçmiştir. Adam berberin dükkanına geri döner. Adam: Biliyor musun ne var, bence berber diye birşey yok Berber: Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim. Adam: Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı. Berber: Hımmm... Berber diye bir şey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki? Adam: Kesinlikle doğru! Püf noktası da bu! Allah var ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. İşte dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!