Dün, bizim için oldukça yoğun bir gündü. Sevenlerimiz, dostlarımız, meslektaşlarımız, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ziyaretlerde bulundular.

Allah eksik etmesin, dostlarımızın ziyareti ile mutlu oluyoruz. Motivasyonumuz artıyor, daha iyisi için onlardan kuvvet alıyoruz.

Gazetemize gelen ziyaretçiler arasında Dost Eli Derneği'nin Tanıtım ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Namık Güler ile İHH AYDER'in Basın Koordinatörü Selim Tosun ile İcra Heyeti Müdürü Veli Malkır da vardı.

Kendileri ile sohbet ederek, bu derneklerin hem Konya'daki, hem Türkiye genelindeki hem de zulüm gören İslam coğrafyasındaki yardım faaliyetleri üzerine konuştuk.

Veren el ile alan elarasında köprü niteliğinde olan ve bunu sadece Allah rızası için yapan bu derneklerimizin temsilcileriyle yaptığımız sohbette dikkatimizi çeken en önemli konu misyonerlerin masum ve sâbi Müslüman evlatlarını nasıl kandırdıkları oldu.

Bazı Hıristiyan Avrupa ülkelerinde öğrenim gören Hıristiyan öğrencilerin bitirme tezlerini hazırlarken, kendilerine sömürgeleri altında bulunan ve halkın çoğunluğu Müslüman olan ülkelerdeki çocukları Hıristiyanlaştırmaları görevinin verildiğini öğrendiğimde şok oldum mesela...

Gittikleri sömürü ülkelerindeki çocukları nasıl eğirmeye, kendilerine yönlendirmeye çalıştıklarını duyunca uzun bir süre şaşkın, alık alık ve boş boş baktım, kaldım. İncili gittikleri ülkelerdeki insanların anlayabileceği bir dile çevirip, bu bölgedeki çocuklara içerisine üç beş kuruş para ile birlikte dağıtıyorlarmış. Belli bir sayı koymuşlar ortaya. Bu sayıya ulaşıldığında bitirme tezine onay veriliyormuş.

Bu iş öyle boyutlara ulaşmış ki, siyahiler, beyazların Müslüman olamayacağını dahi düşünmeye başlamışlar. Türkiye'den gidenlere başta gayrimüslim gözüyle bakıp, “Beyazlar da Müslüman olabiliyor muymuş” diyen din kardeşlerimiz var.

Benzer faaliyetlerin Konya'da da bir dönem yürütüldüğü iddiaları ortaya atılmıştı. Birilerinin İncil dağıttığı söylemleri üretiliyordu.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz...

Bir bardak su içindahi dinini değiştirmeyi şart koşarcasına ileri boyutlara taşımışlar bu işi...

Diğer taraftan yetim çocukları da aynı şekilde kendilerine evirmek için büyük bir misyoner faaliyeti yürütüyorlar. Bunda da başarıya ulaşmış durumdalar.

Dünya üzerinde 70 milyon yetimin bulunduğu biliniyor. İHH-AYDER, Konya'da yetimlere mümkün mertebe sahip çıkmaya çalışıyor. 250 yetimin doğrudan bakımını üstleniyorlar. Dolaylı yollarla da 3 bin civarında yetime ulaşıyorlar. Türkiye genelinde ne kadar yetime bakıldığını buradan çıkarmak mümkün.

70 milyonda 3 binancak devede kulak kalır. Belki daha da asgarisi...

Öteki tarafta ise devlet kanalıyla bu misyoner faaliyetleri yetim çocuklar üzerinde uygulanıyor. Rahipler ve rahibeler eyaletlerinde veya bulundukları bölgelerdeki tüm yetimlere hükmetmeye, onları kendilerine çevirmeye, daha açığı Müslüman yetim çocukları Hıristiyanlaştırmaya ve ağacı yaşken eğmeye yönelik ciddi bir faaliyet gösteriyorlar.

Hem kaynaklarını, hem topraklarını, hem varlıklarını, hem bedenlerini hem de kimliklerini sömürür düzeyde kapitalist ve misyoner bir tim bulunuyor.

Uyanık olalım, İslam'a karşı ciddi bir saldırı var...

Mesnevi'den:

“Kötü düşünceyi zehirli tırnak bil. Bu tırnak, derinleştikçe can yüzünü tırmalar.”