Dün sabah güne çok erken saatlerde başladık.
Doğduğunda günümüzü aydınlatırken, mevsim normallerinin üzerinde verdiği ısı ile cayır cayır yakan güneşin Konya'nın üzerine doğuşunu, Konya'ya en hakim tepe olan Takkeli Dağ'ın zirvesindeki Gevale Kalesi'nin kalıntısı olan kayalıkların üzerinden seyrettik.
Güneşin kızıllığına ve saatler ilerledikçe şehre nasıl bir hakimiyet kurduğuna şahitlik etti. Sabahın ilk saatlerinde serin olan havanın güneş yükseldikçe ısısının da yükseldiğini hissettik.
Konya'nın en yüksek tepelerinden biri olan, Konya'nın dört bir yanına en hakim yükseltisi olarak tüm ihtişamı ile şehrin batısında yerini alan Takkeli Dağ'da yaklaşık 3 yıldır hummalı bir arkeolojik kazı çalışması yapılıyor.
Selçuklu Belediyesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin birlikte başlattığı kazı çalışmalarında geride bıraktığımız 3 yılda ciddi mesafe kat edildi.
Dün, gün ağarmadan önce Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, kazı çalışmalarının sorumlusu olan Necmettin Erbakan Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Çaycı ve bir grup gazeteci ile birlikte Takkeli Dağ'ın zirvesine çıktık.
Kazı çalışmalarının yapıldığı alana çıkmak kolay olmadı. Ancak bu tırmanış yorucu olduğu kadar da zevkli ve verimliydi.
Konya'yı kuşbakışı seyretmenin hazzını şehirden binlerce metre yükseklikteki bu tepede yaşadık. Takkeli Dağ'ın zirvesindeki bu alan, kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinin tamamına hakim bir tepe.
Bu açıdan Malatya'nın Kürecik'ine benzetebiliriz.
Gevale Kalesi'nin burada olmasının sebebi de buymuş. Bu kale uzun yıllar şehri korumuş. Tarihi 4 bin yıl öncesine Hititler devrine kadar dayanıyor.
Selçuklular devrinde de önemli bir üs olarak kullanılmış. Yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkan ve tarihi yüzyıllar öncesine dayalı olan buluntular, geçmişi günümüze aksettiriyor adeta.
Top mermileri, o dönemde kullanılan çeşitli eşyalardan kalan kırık dökük parçalar bölgedeki kazı çalışmasında tespit edilen eserlerden sadece birkaçı.
Ekip, hummalı bir şekilde kazı çalışmalarını sürdürüyor.
Bu çalışmalarda doğanın verdiği doğallıkla, günümüz teknolojilerinin bizi ne hale getirdiği arasındaki ayrımı ve derin uçurumu da görebiliyoruz.
Fatih Sultan Mehmet Han dönemine gelinceye kadar ateşli ve barutlu top mermileri dahi kullanılmamış. O dönemdeki toplara bakıldığında hepsinin taş ve kaya parçalarından ibaret oldukları gözlemlenebiliyor.
Takkeli Dağ'ın zirvesinde yer alan Gevale Kalesi'nin yerini şimdilerde insansız hava araçları almış.
Gevale Kalesi'nin güvenilir bir liman olduğu, bu nedenle Selçuklu şehzadelerinin de sığındığı bir yer olduğu da rivayetler arasında.
Ancak şimdilerde her ne kadar saklı tarih gün yüzüne çıkarılmaya çalışılsa da kale adeta tarumar edilmiş. Define avcıları burayı kendilerine uzun bir süre mesken edinmiş. Kaçak kazı yapan define avcılarının, kalenin içinde bulunan tarihi tandır ocaklarını bile dinamitle patlattıkları vaki imiş.
Gevale Kalesi her şeye rağmen bulunduğu konum itibariyle bünyesinde bir ihtişam barındırıyor.
Alamut Kalesi'ne de benzetmek mümkün. Ya da durun, benzetmeyelim hiçbirine. Özgün bir yer, özgün kalsın.
Burada çok şey var ama hikayesi eksik. Hikayeler doğrulardan hareketle yazılır. Efsanesi vardır. Girifttir. Anlatılmaya başlandığı zaman, içine çeker. Anı yaşatır. O anı yaşıyormuş hissi verir.
Buraya da böylesi bir hikaye lazım. Bilen birilerinin öncülüğünde Gevale Kalesi'nin bir destanı yazılsa mükemmel olur.
Buraya ilişkin projeler de yok değil. Kale kalıntılarının gün yüzüne çıkarılmasının ardından burada bir müze yapılması da söz konusu.
İstanbul'un taşı toprağı altınsa, Konya'nın da taşı toprağı medeniyet, tarih...
Bu tarihin, yüz yılların birikimi olan geleneğin tozunu alıp, tekrar gün yüzüne çıkarma çabası da takdire şayan.
Bu manada Selçuklu Belediyesi'ni de Necmettin Erbakan Üniversitesi'ni de, pürdikkat ve emek yoğun çalışan kazı ekibini de tebrik ve takdir etmek gerekir.
Konya'nın saklı hazinelerinden biri olan Gevale Kalesi'ni de içine alan bir teleferik projesi de bu manada tekrar düşünülmelidir.