Bu hafta sizlere, son gelişmelerle ilgili bir takım aktarımlarda bulunmak istiyorum. Son gelişmelerden kastettiğim, ülkemizde yaşanan veya ülkemizi ilgilendiren ekonomik, siyasi ve sosyal olaylara ilişkin konular. 

İsterseniz ilk olarak işsizlik ile başlayalım. İşsizlik rakamları çok da iç açıcı gelmiyor. İki haneli rakamlar görülmüş durumda. Ülkemizin büyüme yavaşlaması yaşadığı bu dönemlerde, istihdamda sıçramalar yapması, çok da olası görünmüyor. Mevsimsel bir takım iyileşmeler beklense de yılın sonu yine biraz karanlık.

Bu arada, bir anket düzenlense, üniversiteye giriş sınavına hatta TEOG sınavına giren öğrencilere yönelik, üniversiteye girişte istihdam garantisi beklentisini ölçmek için, sanırım tablo mutsuz olurdu. Özellikle gençlerin iş hayatına girişte umutsuz bir başlangıç yapması, geleceğe yönelik rasyonel beklentiler dikkate alındığında, çalışma hayatında isteksizlikleri ile gelecek istihdam eğilimleri olumsuz etkilenecektir.

İkinci konu enflasyon. Rakamlar, MB tarafından itidalli düzeltmeler ile algı beslemesi yapılmaya çalışılsa da, yılsonunun çift haneyi görmesi olasılıkların başında gelmektedir. 

Ülkemizin daha başka sorunları da bulunmakta iken, neden bu iki değişkene baktığımız merak konusu olabilir. Hemen söyleyelim. Bunun iki nedeni bulunmaktadır. İlki, Hoşnutsuzluk Endeksi dediğimiz, ülkedeki işsizlik ve enflasyon rakamlarının toplanmasıyla oluşan bu değer, diğer ülkeler ile karşılaştırma yapmamız mümkün olduğundan ve dünya arenasında yerimizin tespiti bakımından, ikincisi ise hoşnutsuzluk endeksinin de içinde bulunduğu daha başka yapılan bir takım hesaplamalara kapı araladığından. Daha açık ifade edecek olursak, ülkemizde yapılacak seçimlerde alınan oy oranlarına ilişkin sinyaller yakalayabilmek. Bu hoşnutsuzluk endeksi ve hatta büyüme rakamları ile de ilişkilendirilerek, seçimlerin tahmini bir ölçüde (kabaca) yapılabilmektedir. 

Yapılan çalışmalar iki sonuç göstermektedir. Birincisi, mevcut konjonktür kötü olsa da iktidar partisinin tek başına iktidar şansının hala sürdüğü, ikincisi ise, borsa üzerinden mevcut partinin tek başına seçimlerde iktidar olma şansını hafiften fiyatlamaya başlamasıdır.

Şunu da ilave etmek gerekir ki, ekonominin önemi sadece ülkemizde bu seçimde değil, önceki yapılan seçimler de dikkate alındığında hatta dünyadaki nerdeyse son on yılda yapılan seçimler de dâhil, bu yönlü eğilim artış göstermiştir. Birinci öncelik haline geldiği bile söylenebilir. 

Son olarak dış ticaret baktığımızda, cari açığın kapanması yavaş da olsa devam ediyor. Ancak içeride yaşanan seçim ve belirsizlik ile dış ülkelerde yaşanan iştahsızlık bir araya geldiğinde, kat edilecek mesafeler apaçık görünmektedir.

Anlaşılan o ki daha ilkokullarda öğretilen ve kutlanan yerli malı haftalarının, dış ticaret üzerinde etkisinin olmadığı, üzerinde durulması gereken bir konudur.

Bu hafta yazmayı düşündüğüm birkaç önemli konu daha vardı ki yazının uzunluğu dikkate alındığında başka haftalarda ele almanın daha doğru olacağını düşündüm.

Şu hatırlatmayı da yapmak isterim, bu sayfanın takipçileri, kısa dönemli gelişmeler üzerinde yazmayı pek sevmediğimi bilirler. Daha çok orta-uzun dönemli gelişmelerin ve yapılması gerekenlerin yazılmasını savunmuşumdur. Kaldı ki kısa dönem belirleyiciliğinden de kurtulma şansımız pek yok gibi.

İyi haftalar!