Türkiye idari yapısında alıştığımız bürokrasi tipi nedir?
Asık suratlı, sadece resmi törenlere ve toplantılara katılan, halkın kolay ulaşamadığı bir tiptir.
Daha çok idare-i maslahatçı bir yapıdadırlar.
Verilen görevi yerine getirirler, “başıma bir iş gelmesin, ne olur ne olmaz” diye etliye, sütlüye çok fazla karışmazlar.
Fakat tüm bu yapıyı yıkan bürokratlarımız da vardır.
Bunlardan biri de Seydişehir Kaymakamı Tuncay Sonel.
Örnek gösterilebilecek ender bürokratlarımızdan...
Rutin idari işlerin dışında sosyal alanda başarılı çalışmalar gerçekleştiriyor.
Bir iki dosyaya imza atıyım, resmi törenlere, toplantılara katılıyım günü kurtarayım derdine düşmüyor.
Halkın içine iniyor, dertleriyle hemhal oluyor. Bir anlamda halkın Kaymakamı olduğunu gösteriyor. Bir bakıyoruz köyleri ziyaret ediyor, bir bakıyoruz halk pazarında dolaşıyor...
İdare-i maslahatçılığı bir kenara bırakıyor. Masasından başını kaldırarak Seydişehir için neler yapılabileceğini araştırıyor.
Yeteneklerimi Keşfediyorum projesini başlatıyor. Seydişehir'in yeteneklerini ortaya çıkarıyor,
Çocuklarının bakmadığı 85 yaşındaki Ümmügülsüm Nineyi sıcak yuvasına kavuşturuyor,
Sınav öncesi öğrencileri tek tek evinde ziyaret ediyor,
Yaşlıların evlerine konuk oluyor, hayır dualarını alıyor,
Yurtları ziyaret ederek öğrencilerin sorunlarını dinliyor, ihtiyaçlarını tespit ediyor...
***
Tabii tüm bunları yaparken yetim ve öksüzleri de ihmal etmiyor.
Özellikle Kaymakam Tuncay Sonel'in başlattığı Yetim ve Öksüzlere Mektup Projesi takdire şayandır.
İlçedeki onlarca yetime mektup göndermesi ve çocuklara “Anne ya da baban hayatta olsaydı özlemini çektiğin ve onlardan almasını istediğin şey ne olurdu?” sorusunu sorması gerçekten anlamlıdır.
Kimisi bisiklet, kimisi bilgisayar, kimisi oyuncak istiyor.
İsteklerden ziyade en dikkat çeken ise mektuplardaki hitap şekli. Çocuklar isteklerini yazarken “Kaymakam Baba”, Kaymakam Amca” hitaplarını kullanması insanın yüreğini sızlatıyor.
“Kaymakam Baba”, Kaymakam Amca” da gelen mektuplarla tek tek ilgileniyor. Seydişehir'i seferber ediyor, isteklerini yerine getiriyor.
Devletin sıcaklığı yetim ve öksüzlerin yüzünde mutluluğa dönüşüyor…
***
Türk bürokrasisinde az rastlanacak bir projeye imza attığı için Sonel Bey'i aradım.
Görev yaptığı 1997-1999 Ankara-Güdül, 1999-2001 Gümüşhane-Köse, 2001-2005 Kırklareli-Vize, 2005-2008 Şanlıurfa-Birecik ve 2008-2012 Trabzon-Of'da da benzer projelere imza atmış.
Günde 4-5 saatini halka hizmet için ayırdığını ifade ediyor.
Bizim bürokrasi işleyişinde iş yoğunluğu bahanesini unutup yetimlerle, öksüzlerle, yaşlılarla, kimsesizlerle, hastalarla 4-5 saat ilgilenmek!
Hayal sanıyorduk ama isteyince gerçekleşebiliyormuş!
***
14 tane takdirname alması,
2004, 2005, 2007, 2008 ve 2012'de Yılın Kaymakamı Ödülü verilmesi,
2006’da Yılın Yetim Babası Ödülü'ne layık görülmesi,
2006'da Yılın İdarecisi seçilmesi,
2007 yılında Türkiye Çocuk Zirvesi tarafından Çocuk Hakları Çocuk Dostu Ödülü'nü alması,
2009'da İnfomag Dergisi'nde Türkiye’nin Geleceğine Yön Verecek 100 İsim arasında gösterilmesi... de başarısının kanıtıdır.
Geçtiğimiz gün Türkiye Öğrenci Konseyi’nden farkındalık ödülünü de alması fazla söze gerek bırakmıyor.
Ne kadar övgü dolu söz söylesek az gelir. Aynı özverili çalışmaların diğer idari ve mülki amirlere de sirayet etmesi en büyük umudumuz. Allah yolunu açık etsin...