Beyşehir yolu üzerinde Altınapa Barajı'na yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bir köy bulunur. Şimdiki adıyla mahalle. Başarakavak Mahallesi...
Başara olarak bilinir Konya'da. Başaralılar, her sabah güneşin doğuşuyla Konya il merkezine gelir, gün boyu çalışır, akşam da güneş batımına yakın köylerine geri dönerlermiş.
Tabi güneşin doğduğu sırada gün doğumuna doğru, güneşin battığı sırada da gün batımına doğru yürüdükleri için sürekli güneşin yakıcı etkisine maruz kalırlarmış.
Üç kafadar arkadaş, bu şekilde her sabah Konya'ya, her akşam Başara'ya gidip gelirken, güneş bir taraftan yakıyor, diğer taraftan da gözlerini alıyormuş.
Dayanamamışlar.
Üç kişi oturup akıl aşındırmışlar. Ne yaparız da güneşi önümüze değil, arkamıza alırız diye düşünmüşler...
Ama ne kadar düşündülerse de bir çare bulamamışlar.
Sonunda konuyu kadıya izah etmeye karar vermişler. Bildiğiniz güneşi kadıya şikayet edecekler.
Çıkmışlar kadının huzuruna.
Kadı sormuş, 'derdiniz nedir efendiler?'
İçlerinden seçtikleri sözcü kadıya güneşi şikayet etmeye başlamış. Efendim, her sabah kalkıp şehre iniyoruz. Şehre giderken güneş karşımıza dikiliyor. Akşam oluyor, köye geri dönüyoruz. Bakıyoruz ki yine karşımızda. Yüzümüz karardı iyice. Hadi idare edelim dedik. Bir gün, iki gün, üç gün... Hep aynı. Güneş sürekli karşımızda. Biz bu güneşten şikayetçiyiz. Ne yaptıksa bir türlü güneşi arkamıza alamadık.
Kadı düşünmüş taşınmış. Kendisine pek mantıklı gelmese de kadı yani sonuçta. Sorunu çözmesi lazım.
Efendiler demiş, güneşi arkanıza almak istiyorsunuz madem. Ben buldum bunun yöntemini. Akşamşehre inin, sabah da köye dönün. Bir de böyle deneyin. Güneş arkanızdan mı gelecek, yoksa yine mi yüzünüze vuracak...
Üç kafadar Başaralı, kadının dediğini tutmuş. İkindi ile akşam arasında köyden çıkmışlar, şehre doğru yürümeye başlamışlar. Bakmışlar ki güneş arkalarından vuruyor. Ama emin olmak istemişler. Geceyi Konya'da geçirip, sabah güneş doğduktan sonra köye dönelim demişler.
Sabahleyin güneş doğduktan sonra köye doğru yürümeye başlamışlar. Bakmışlar ki güneş yine arkalarında. Yüzlerine vurmuyor.
Seni gidi güneş seni, kadıya şikayet edince kuzu kuzu nasıl da arkamıza düşersindemişler...
Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıktığı, yoğun bulutlar nedeniyle güneşi çoğu zaman görmesek de afaki sıcaklığın etkisini iliklerimize kadar hissettiğimiz, sıcak mı sıcak bir yaz dönemi yaşıyoruz.
Konya'yı kurak ve sıcak olarak biliriz. Ancak özellikle bu yıl, aşırı nem nedeniyle sıcak havayı daha çok hissetmeye başladık.
Konya alışık değil Akdeniz iklimine. Havamız şimdilerde Akdeniz'i aratmıyor. Bir söylenti dönüyor. Konya'nın ikliminin bundan sonra değişeceği konuşuluyor. KOP yatırımları çerçevesinde Mavi Tünel'in bitirilmesi, Antalya ile Konya arasındaki mesafenin kısaltılması için Antalya'nın İbradı ve Konya'nın Derebucak ilçelerinin arasında yapılan tünel çalışmasında mesafe kat edilmesi gibi konuların etkili olacağı söyleniyor.
Sağlam bir kaynağa dayanmasa da Konya'da bir vakıa var. Havamız güneşi görmesek de çok sıcak. Bu sıcaklık yüksek nem ile birlikte etkisini daha çok hissettiriyor.
Başaralıların hesabıgüneşi, sıcak ve bunaltıcı havayı, nemi kadıya şikayet etmek değil amacımız. Bunun bir doğa olayı olduğu da biliniyor. Lakin yine de Konya'nın pek alışık olmadığı, Akdeniz iklimini aratmayan nemin kaynağı merak ediliyor.
Mesnevi'den:
Denizden, buluttan ne kusur meydana geldi ki sen, kumdan, seraptan yardım istiyorsun?