''Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda (başlarına gelecekleri) gözetliyorlar.
Yer, Rabbi'nin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şâhidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Her bir nefse yaptığının tam karşılığı verildi. O, onların işlediklerini daha iyi bilendir.
İnkâr edenler, cehenneme bölük bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cehennemin) bekçileri dedi ki: 'Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugünle karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?' Onlar: 'Evet' dediler. Ancak azab kelimesi kâfirlerin üzerine hak oldu
Dediler ki: 'İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından (içeri) girin. kibirlenenlerin konaklama yeri ne kötüdür.'
Rablerinden korkup-sakınanlar da, cennete bölük bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cennetin) bekçileri dedi ki: 'Selam üzerinizde olsun, hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin.'
(Onlar da) Dediler ki: 'Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi yeryüzüne mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.
Melekleri de arşın etrafını çevirmiş olarak Rablerini hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Aralarında hak ile hüküm verilmiştir ve: 'Alemlerin Rabbine hamdolsun' denilmiştir.''
(Zümer Suresi 68-75)

Her iş olup bitmiştir. Yek pare zaman içinde mâzî sigasıyla yazılmış bir senaryoyu oynuyoruz. Hiçbir zorlama olmadan, oynadığımız şekilde yazılmış bir yazgı. Zamanın sahibi ve hâkiminin yekpâre bakışının nuruyla okuyoruz sonra; kelime kelime, olmuş bitmiş bir işi anbean.
Zaman dürülmüş, beklenen sonu gelmiş dünyanın. Gözler, dehşet ve korku içinde başlarına ne geleceğinin merakıyla bekliyor. Güneş dürülmüş, bizzat Yaratanın nuruyla aydınlanmış, yeniden var olmuş yeryüzü, yeni mirasçılarının açıklanmasını bekliyor. Önce kitap ortaya konuluyor. peygamberler ve uyarıcılar, şâhitler olarak meydanın ortasına çağırılıyor. Herşeyi sayıp döken, El Subbuh, El Kuddus teknolojisi bir kitap; peygamberler, şu yakın zamanda görüp durduğumuz: ''sizi Allah'a şikayet edeceğim!'' diyerek, parmak sallayarak giden çocuklar, mücahitler, parmak sallamadan sessizce bekleyen zindanlardaki esirler...hepsinin topladığı dataları ortaya döküyor. Satanistinden siyonistine, materyalistinden spüralistine, deistinden agnostiğine, üstüne üstlük yaratılmışlara, üstelik yeryüzünde Allah'ın kadri bilinsin diye herşeyini ortaya koymuş has kullarına eziyet edenlere, onlara yardım ve yataklık edenlere kadar Allah'ı hakkıyla taktir edememiş yaratanına karşı büyüklenen her türden kibirliler, grup gurup hemcinsleriyle beraber sevkediliyorlar Cehenneme, ebedi ikâmergahları olmak üzere. Katiller, yardımcıları ve sessiz yığınlar, bâtıl davalar uğruna ölenler, bu son günün sahibininkinden başka davalara adanmışlar, davası; çercöp olmuş dünya refahı olanlar, kafa ve eylemleri bir olanlar küme küme akıyor uzun film kareleri boyunca. Dünya yaratılalı beri hayat bulmuşlardan, başlarında önderleri olmak üzere.
Sonra Rablerinin sınırlarını aşmaktan korkan, Rablerine saygılılar zümre zümre Cennete akıyorlar. Başlarında önderleri olmak üzere, davetçisinden şehidine, salihinden âbidine, dünyada çektiği sıkıntılarla ve cömertliği sayesinde, kabahatleri silinmiş, tertemiz olmuş halde. Selam ile karşılanıyorlar. Ebedi kalmak üzere Selam yurdunun istedikleri yerinde ikamet ve seyahat etme hakkı kazanıyorlar. Abluka kalkıyor. Etraflarına örülen duvarlar bir bir yıkılırken, o duvarların tuğlalarıyla zalimlerin hapsedildiği ateş zindanları örülüyor. Hakikati tersyüz eden zalim hayatlarıyla kıtalar dolaşan özgür seyyahlar azap çukurlarına hapsedilmişken,
Rablerine saygıyı her şeyin önüne koyup, her şeylerini O'nun yolunda feda etmiş saygılılar, diledikleri yerinde pasaportsuz, vizesiz yerleşmek üzere Cennete dönüşmüş yeryüzü mirasının, ebedi oturum hakkını kazanıyorlar, Rablerinin hükmünü hayata hakim kılarak cennetleştirmek istedikleri yerlerde, büyük kurtuluş, zafer olarak.
Mühürlü defterleri teslim eden, hayır veya şer her iş için insanın emrine ram olmuş, her işin bitiminde olduğu gibi bu son günde de Arş'ın etrafında dizi dizi halkalanmış oldukları halde vacip olan hamdlerini yerine ileten meleklere benzer şekilde hamdlerini sunuyorlar.
Bütün bu olanları, ezilmişlerin avuntusu olarak izah eden sosyal psikologlar, korkudan sinmiş, ümitsiz gözlerle, nefeslerini tutmuş, pişmanlıkla izliyorlar. Vaadedilenlerin züğürt tesellisi olmadığını, zaten olup bitmiş şeyler olduğunu görüyorlar.
Biz bu filmin içinde oynarken, tüm zamanları kuşatan, çok gelişmiş ileri bir teknoloji, insan ve cinlerin ulaşamayacağı arş denen yüce bir makamdan çekmişti bütün olanları. Tüm zamanlar içinde bize ayrılmış bir solukluk ömür, sonsuzlukdaki yerimizi belirledi. Secdeleri ve gözyaşını artırmalı ki Yaratanın zorbalığı olmadan, kalemler yazdı, mürekkepler kurudu, herşey olup bitti.
Selam ile...