Geçtiğimiz günler de Başbakan Erdoğan, İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği’nin (ÖNDER) düzenlediği Kutlu Doğum Haftası etkinliğine katıldı.
Kendisi de İmam Hatipli olması sebebiyle yine coşkulu bir konuşma yaptı.
Fakat konuşması salonda bulunanlarının hoşuna gitmesine rağmen salonun dışındakileri kırdı.
“Salonun dışındakileri” derken, imam hatipli olmayan öğrencileri ve bireyleri kastediyorum...
Başbakan'ın konuşmasına baktığımızda sanki imam hatipli olmayan gençlerin adete Kur'an'dan, Hz. Peygamber'den uzakmış gibi bir anlam çıkmaktadır...
“Bu gençler Kur’an-ı Kerim’in aydınlığında Hz. Peygamberin yolundan yürüyen gençler. Bu gençler, silahı değil, öfkeyi değil, nefreti değil Kur’an-ı Kerim’i kuşanmış, edebi ve hayayı kuşanmış gençler. Bu gençler Hz. Nebinin aşkı ile yanan gençler. Bu gençler Kur’an’ın ve Siyer-i Nebi’nin öğretilmesine ve öğrenilmesine kendilerini adamış gençler...” ifadeleriyle imam hatipli olmayanlar üzerinde kırıcı bir tesir bırakmıştır.
Aslında bu tür konuşmaları çok sık yapmaktadır. İmam hatipli olmasının yanında ve geçmişte imam hatiplilere yapılan baskıları bizzat yaşadığı için imam hatiplileri din konusunda ayrı bir kefeye koymaktadır. Fakat yapmış olduğu bu konuşma tarzı yanlıştır...
Şimdi ben, “imam hatip lisesine gitmedim” diye, Hz. Peygamber'i, Kur'an-ı Kerim-i kuşanmış olmuyor muyum? Hz. Peygamber'in aşkı ile yanmıyor muyum? Kur’an’ın ve Siyer-i Nebi’nin öğretilmesine ve öğrenilmesine karşı mıyım? Edepten ve hayadan uzak mıyım?...
Bir imam hatipliden daha fazla dini değerlere bağlıyım. Ne bu değerleri çiğnerim ne de çiğnetirim...
Evet, imam hatipe gidenler dini anlamda daha fazla ders görüyor. Bilgi birikimleri daha fazladır. Fakat onların bu farkı İslam'ı bizden iyi seveceklerini göstermez.
Diğer yandan Başbakan'ın imam hatiplerle ilgili önemli sözleri de vardı.
Bu anlamda “Edebin yerleşmesi ve edebin değerini tek tek anlatacak gençler yetişmesi için imam hatip okullarını önemsiyoruz” ifadeleri yerindeydi.
Kuruluş görevi Türkiye'de imam-hatip açığını kapatmak ve dini doğru anlama noktasında toplumu bilgilendirmesi gereken imam hatip okullarından yetişen öğrenciler artık Anadolu'ya yayılmalıdır.
Nasıl ki misyonerler binlerce kilometre uzaklardan gelip, çeşitli coğrafyalarda din sömürü adı altında hıristiyanlık propagandası yaparken, bizim imam hatipli gençlerin yerlerinde oturması yanlıştır. Sadece Anadolu'ya değil dünyanın çeşitli yerlerine yayılmalılar.
Sultan Abdülhamit Han döneminde Abdürreşit İbrahim Efendi gibi önemli bir zat-ı muhterem, Japonya'ya İslam'ı yaymak için gittiyse, Kur’an-ı Kerim’i kuşanmış, edebi ve hayayı kuşanmış imam hatipli gençlerin de aynı duyarlılıkta olması gerekmektedir...
Diğer yandan imam hatip dışındaki okullarda okuyan öğrenciler de edepsiz değildir. Edep, insanoğlunun doğuşuyla başlayan ve ölümüyle biten bir kavramdır. Onun için “imam hatipliler daha edeplidir” gibi bir anlayışın içine de girmemek gerekiyor!...
Şunu ifade etmek gerekiyor ki Başbakan, kaş yapıyım derken göz çıkarmaktadır.
Bugün imam hatipte okuyan da, askeri lisede, anadolu lisesinde, meslek lisesinde okuyan da Türkiye'ye faydalı olmaya çalışmaktadır. Hiçbiri birinden üstün değildir. İslam dini her Müslüman gencin ortak değeri olmasının yanında hiçbir kurumun da tekelinde değildir.
Başbakan, “Kur’an’ın bulunduğu yerde husumet olmaz, nefret olmaz, çatışma olmaz” diyorsa söylemlerini de kimsede nefret ve kırgınlık oluşturmayacak şekilde ifade etmelidir.
Evet, imam hatipler Türkiye için bir değerdir ancak imam hatiplilerin değeri diğer liselerle birlikte ortaya çıkmaktadır.
Herkesin bu bilince sahip olması, toplumsal dinamiklerin bozulmaması açısından son derece önem arz etmektedir.