Türkiye bugün yine aydınlık yarınların geleceği umudu ile karanlık bir güne uyandı!

Soma'dan gelen acı ve yürek burkan haberler devam etti.

Ne televizyon izleyebilir, ne de mesleğimiz itibariyle emek emeğe hazırladığımız gazeteleri okuyabilir olduk.

Çünkü gelen her yeni bilgi, yeni bir acı, yeni bir feryat oldu. Kömür karası bugünlerde karalar bağlamış olan yüreklerimiz yangın yerine dönmüşken, yaraya tuz basmak gibi, yangına körükle gitmek gibi, dert üstüne dert ekmek gibi bir algının oluştuğunu hissettik.

Yaşanan acıyı ne kadar hissetsek de, olayın sıcaklığı ile günü geçiştirdik.

Dün sabah gazetelere bakarken acının ne kadar büyük boyutlara ulaştığını idrak edebildik. 

Sadece Türkiye'de değil, dünyanın dört bir yanında geniş yankı uyandıran bir olayla karşı karşıyayız. 

Dünya genelinde iş bırakan, mesai öncesi saygı duruşunda bulunan ülkeler oldu. Konya'da da ilginç ama dikkat çekici tepkiler vardı. 

Yeni stadyumun inşaatında çalışan işçilerin yaptığı, gönüllerinin Soma'da olduğunu gösterir, dikkat çekici bir tabloydu. 

Stadyumun emektarları biraraya gelerek stadyumun orta yerine SOMA figürü oluşturup, bedenleriyle Konya'da olsalar da gönülleriyle Soma'da olduklarını gösterdi. 

Bunlar sadece birkaç küçük insancıl örnek. Soma için yapılanları sıralayacak olsak, sayfalara sığmaz.

Şu bir gerçek ki, daha düne kadar Soma denildiğinde alık alık bakan, 'o da neyin nesi' diyen bizler, bugün Soma'yı tanır olduk.

Tanımaz olaydık!

Dün sabah kahvaltısında Özbeyler Grup'un değerli yöneticilerinden Özbey Petrol ve Bosch Servisi'nin Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Enes Özbey, Bosch Servisi'nin Genel Sorumlusu Elif Aydın ve Özbeyler Petrol Şube Müdürü Musa Topsakal ile beraberdik.

Önceden programlanmış olan organizasyonumuzun konusu da Soma oldu. 

İş dünyasının Soma'daki faciaya yaklaşımının nasıl olduğunu gözledik. Konuyu uzun uzadıya tartıştık.

Zaman zaman kelimeler boğazımızda düğümlendi.

Konuşamaz olduk!

Sonuç itibariyle, ölüm hak!

Ama erken, ama geç!

Aslında ölüme ne kadar yakınız, ölüm yanı başımızda duruyor da görmüyoruz. İbret alınması gereken bir olayı yaşadık.

Allah beterlerinden esirgesin. Başta yerin bin metrelerce altında ekmeğinin davasında olan, kömüre ömür veren, helal kazancın peşinde olan maden işçilerinin aileleri olmak üzere, hafızalardan silinmeyecek bu olayı yüreğinde hisseden herkesin başı sağolsun.

Her nefis bir gün ölümü tadacak!

Mesnevi'den:

“Ne mutlu o kişiye ki ölmeden önce ölür; yani bu bağın, bu üzümün aslından bir koku elde eder!”