Sevgili okurlar. Bugün aslında obezitenin çekirdek nedenine ineceğiz. Çünkü obeziteden önce sağlıklı bir vücudumuz vardı ve biz bir şeyleri yanlış yaparak bu hale geldik. İşte bu hataların temelindeki bir konudan yani metabolizmamızdan bahsedeceğim.

Vücudumuz hayal edebileceğimizden çok öte mükemmellikte çalışan bir fabrika gibidir. Öyle bir fabrika ki milyonlarca birimin kusursuz şekilde uyumuyla hem üretim hem de tüketimi yöneterek bize hizmet etmektedir. İşte vücudumuzdaki tüm organların çalışması için gereken enerjinin üretilmesi işine biz metabolizma diyoruz. Metabolizmamız ihtiyacımız olan enerjiyi üretirken aynı zamanda fazla enerji olduğunda vücutta ihtiyaç olduğunda kullanmak için depolama da yapmaktadır. Günlük hayatta yediğimiz gıdalardan sağlanan enerjinin organlarda kullanılmasına veya depolanmasına bizim metabolizmamız karar vermektedir. Bu karar mekanizmasındaki en önemli rol metabolizma hızımızdır. Vücut ne kadar aktif ise yani enerjiye ihtiyaç duyuyorsa metabolizmamız öncelik olarak vücuda kullanır. Ancak biz ne kadar vücudu az kullanırsak veya ne kadar çok gıdayı gündelik yaşamda yersek metabolizmamız bu sefer fazla enerjiyi depolamaya başlayacaktır. İşte bu durum obezite için çekirdek mekanizmadır. Tabikimetabolizma sağlığını etkileyen birçok faktör vardır. Örneğin yaş ilerledikçe metabolizma hızı azalır veya tiroid hastalığı gibi durumlar kötü etkileyebilir. Bunun dışındaki durumlar tamamen kişiye bağlı nedenlerdir. Mesela günlük yaşamda çok ve enerjili gıdalar almak ve bunu yakacak kadar aktivite yapmamak en büyük hatadır.

Zayıflamak için hep diyet yapmayı ön planda tutarız. Tabiki metabolizmanın yukarıda anlattığım ilk basamağında fazla enerjinin alınmaması önemlidir. Bu nedenle diyet yaparken enerjili gıdalar yerini düşük enerjili ve düşük miktarlarda gıdalara bırakmaktadır. Ancak kilo almanın ikinci basamağı olan alınan enerjilerin yakılması yani hareket ve spor olayını ihmal ederiz. Oysaki metabolizmayı sağlıklı tutmanın en güzel yolu enerji dengesini kurmaktan geçmektedir. Günlük aldığımız enerjiyi gün içinde hareketle yakabiliyorsak sağlıklı yaşam yolundayız demektir. Yani yediğimizi yaktığımız sürece herşey yolundadır. Vücudumuz zaten günlük olarak yaşamını devam ettirmesi, organları ve sistemleri çalıştırması için belli enerjiye ihtiyaç duyar. Hatta bu enerji miktarı günlük enerjinin çok büyük oranıdır. Bizim beslenmemizdeki temel hedef de bu ihtiyaç olan enerjiyi vücudumuza almamızdır. Yani beslenme zorunlu temel ihtiyaçtır ve bunun bir sınırı vardır.

Peki biz nerede hata yapıyoruz. Bunun için şöyle düne gidin ve gün boyu ne yaptınız ne yediniz; ne içtiniz; ne kadar metabolizmayı hızlandırmak için hareket ettiniz bir değerlendirme yapınız. Farkında değiliz belki ama gün içinde o kadar çok yüksek enerjili gıda ile besleniyoruz ki artık bunu normal hayat gibi görüyoruz. Kahvaltı, öğlen yemeği ve akşam yemeği rutinimiz tamam. Ama öğünlerde karbonhidratlar, yanlarında bol enerjili içecekler yetmiyormuş gibi birde üstüne tatlı ile yemeği sonlandırıyoruz. Bir arkadaşımızla sohbet edelim diyoruz enerjili içecek yanında atıştırmalık tatlılar. Misafirliğe gidiyoruz bol bol ikramlar.. Bir de sosyal medya uygulamalarında sürekli gözümüze gözümüze sokulan süslü püslü mekanlarda yemek, tatlı reklamları bizi cezbediyor. Sonuç olarak günlük vücudun temel ihtiyacı olan enerjinin iki hatta üç katı enerjiyi vücuda alıyoruz. Metabolizma bu durumda kendi temel ihtiyacı sonrasını depolamaya başlıyor. Sonrası malum kilo alma ve uzun dönemde obezite. İşte bu kötü döngüyü kırmanın en önemli yolu hareket etme, spor yapma ve vücudu çalıştırma.Eğer kilo almayalım diyorsak aldığımız bu fazladan iki kat enerjiyi sporla ve hareketle yakmamız gerekmektedir.

Peki biz gerçekte ne yapıyoruz. Teknoloji hayatı ne kadar kolaylaştırıyor diye memnun olmayanımız yoktur sanırım. Ancak birde madalyonun arka yüzü var ve çok acı gerçek. Örneğin her gün işe arabayla gidiyoruz. Ofise asansör veya yürüyen merdivenle çıkıyoruz. Bilgisayar başında saatlerce hareketsiz çalışıyoruz. Acıkınca telefondan bir tuşla yemeğimizi ayağımıza getirtiyoruz. Akşam yine aynı döngü. Ekmek almaya bile arabayla gidiyoruz. Zaten yoğun, stresli ve hep birşeyleri yetiştirme telaşı ile sürekli teknolojiden yararlanıyoruz. Geriye dönüp baktığımızda vücudumuzu hareket için kullandığımız süre neredeyse yok gibi bir şey. Sonuç olarak çok yiyoruz; az hareket ediyoruz. Yani metabolizmayı altüst ediyoruz. Peki sağlıklı olmak çok mu zor? Elbette hayır. Aksine sadece yaşam tarzımızda yapacağımız küçük değişiklikler bizi birçok problemden kurtarmaya yetecek. Ne mi yapalım? Arabayı bir sokak ileriye park etmek mesela veya asansör yerine merdivenle çıkmak gibi değişikliler yapalım. Günde 1 saat bile olsa teknolojiden kopup doğayla doğal hayatla iç içe tempolu bir yürüyüş yapalım. Hem mental olarak bir dinginlik verecek hem de gıdaile aldığımız fazla enerjiyi yakacaktır. Ya da hobi olarak basit bir spor etkinliğine katılabiliriz Haftada bir kere mesela. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Hayat bizim, vücut bizim, sağlık bizim. Sağlığımız elimizde, sağlığımız ayaklarımızda. Sizde fazla kilolarınızdan kurtulmak için; sağlığınız için harekete geçin. Hemen yapın. Çünkü sağlıklı metabolizma sağlıklı vücutta; sağlıklı vücut ise sağlıklı bireylerde olur.