HAKK'IN GÜNEŞİNİN AYDINLATMADIĞI GÖNÜL KARANLIKTIR

 

Güneşli, tatlı bir bahar günüydü. Yerler yeşillenirken ağaçlar yeniden doğuşla tomurcuklanmış, kaysılar ise erken açarak bembeyaz kesilmişti. Tabiatın dirildiği şu güzel günde bir gencin babası ölmüş, tabutunun peşinde ağlayıp inleyerek şöyle diyordu: Babacığım, seni nereye götürüyorlar? Kara toprağın altında, o dar, kasvetli yere mi götürüyorlar? Orada ne halı var, ne hasır? Ne gecesinde kandil, ne gündüzünde ekmek var. O evin ne kapısı var, ne damına merdiven, ne de sığınılacak komşusu. Babacığım halkı seven gözlerin o bela ocağında ne yapacak? Gittiğin yer dar mı dar, sıkıntılı mı sıkıntılı, orada ne bed ne beniz kalır, diyerek gözleri yaşla dolu kabrin özelliklerini ev gibi sayıp döküyor,  perişan ağlıyordu.

Tabutun geçtiği bir sokaktan küçük Cuha babasının elinden tutmuş çarşıya gidiyordu. Tabutun peşindeki gencin söylediklerini duyan Cuha, babasının elini sıkarak çektikten sonra babasına:

-Babacığım, vallahi bu cenazeyi bizim eve götürüyorlar, dedi. Babası, Cuha'ya:

-Budala olma oğlum deyince Cuha:

-Baba, gencin söylediklerine kulak ver. Tarif ettiği yer bizim ev. Şüphesiz bizim eve götürüyorlar. Çünkü orada halı yok, hasır yok, kandil yok, kapısı ve damı yıkık, dedi.

Hakk'ın güneşinin ışığıyla aydınlanmayan bir gönül evi dar ve karanlıktır. Allah'ı tanıma zevkinden mahrumdur.

Sen dirisin ve bir dirinin evladısın. O mezar gibi gönül seni sıkmıyor mu?(Şerh-i Mesnevi,c.8,s.930-934 / M.,c.2,s.239)

 

YENİDEN DİRİLMENİN ŞARTI ÖLMEKTİR ÖLMEDEN DİRİLME OLMAZ

 

Kulağın aşkı, küpenin değerincedir.

Ey uykuya dalmışlar, halinize ağlayın. Bu derin uyku çok fena bir ölüm.

Nerede yüzünde imanın verdiği nur? Denizi görmüşsen hani cömert elin ve avucun? Irmağı gören suyu esirger mi? Hele o denizi, o bulutu gören.

Karınca, güzelim bereketli harmanı görmez de bir tanecik buğdayın üstüne titrer.

Sen tenden, bedenden ibaret değilsin. Gözden ibaretsin. Canı görebilsen tenden de bedenden de vazgeçersin.

İnsan aslında gözden ibarettir. Kalanı et ve deri. Göz neyi görürse insanın değeri o kadardır.

Allah Resûlü Ahmed'in her sözü hakikat denizinin incileridir. Çünkü onun gönlü o denizle birdir.

Yeniden dirilme ve hayat bulmanın ön şartı ölmektir. Çünkü ölmeden dirilme olmaz. Herkes yok olmaktan korkar, halbuki yokluk asıl sığınaktır.

Allah cömerttir ama güzelim cennet nimetleri imansızlara haramdır.

Pazara eli boş gidenin ömrü boşa gider. Geri eli boş ve gönlü kırık döner.

İçindeki av düşkünü doğanı uçur, sevgi kanatlı ruh güvercinine sarıl. Hakk'a davette Hazret-i Nuh'un yolundan yürü. Allah için hizmet et, halkın kabul veya reddetmesini düşünme. (Mesnevi, c.6,s.66)

(Yaşar Çalışkan,  Kızıl Postun Eşiğinde Hz. Mevlânâ'dan Seçme Hikâyeler, Nüve Yayınları, Konya, 2008)