Seyit Emiroğlu gençlik yıllarından itibaren Konya'nın siyasi aksiyonunda rol almış, edebiyat öğretmeniyken atandığı Sağlık Meslek Lisesinde Müdür Yardımcısı ve Müdür olarak önemli hizmetlerde bulunmuş ve Lise, Enstitü ve Yüksekokul seviyesindeki dört okulda da müdürlük yapmış müstesna bir şahsiyettir. Okul müdürü olduğu yıllarda "Vali gibi adam" diye anılan Seyit ağabeyin yakın döneme dair anlatacağı çok şeyler olmalıydı. Bugüne dek pek röportaj verdiğine rastlamamıştık ve bizim talebimize olumlu cevap vermesinden hayli mutlu olduk. Koca bir hayatı, birkaç gazete sayfasına sığdırmayacağımız için bazı konuları çok derinlemesine konuşamadık ama bu söyleşinin tarihe önemli bir kayıt olacağına inanıyoruz.

Hgfsjk6584

Söyleşimize sizi tanıyarak başlayalım. Ne zaman, nerede dünyaya geldiniz?

Konya’nın Meram ilçesi Çaybaşı Caddesinde devlet memuru bir baba ile ev hanımı bir annenin dört çocuğundan üçüncüsü olarak 09.10.1950’de dünyaya geldim. Mahallemiz o zaman büyük iğde ağaçlarıyla ve tozlu yollarıyla meşhurdu. Belediye, çayı ıslah etmek bahanesiyle zamanla bütün iğde ağaçlarını kesti, caddemizi çıplak hale getirdi. İlkokulu bitirdiğimiz yıllarda da mahallemize asfalt döküldü.

Hgdshjdfgj67996598

Emiroğlu soyadının bir hikâyesi var mı?

Aslımız Botsalıdır. Babamın naklettiğine göre, büyük dedemiz köyde Emir Sarığı denilen yeşil sarık sararmış. Bu yüzden de halk arasında “Emir” diye tanınırmış ama resmi vazifesine dair bir bilgimiz yok.

Ailemizin Emiroğlu soyadını alışının ilginç bir hikâyesi var. Soyadı Kanunu çıktığında “Emiroğlu” soyadının Arapça olduğu, dolaysıyla verilemeyeceği beyan edilmiş. Babam da “Aydınlı” soyadını almış. 1950’den sonra bu kanun değişince babam tashih müracaatında bulunup “Emiroğlu” soyadını almış. Benim o zamanki yapraklı nüfus kâğıdımda bu düzeltme şerhi bulunmaktadır.

Tahsil hayatınızı anlatır mısınız?

Güzel bir çocukluktan sonra ilkokula başlamak üzere 14 Mayıs İlkokuluna kaydoldum. Müdürümüz Sabit Ayhan, öğretmenim de Şemsi Küçükosmanoğlu idi. Üçüncü sınıfa başlayacağımız zaman okulda bazı değişiklikler gördük. Okulun adı “27 Mayıs” olmuştu. Başöğretmen tabelası “Müdürü” olarak değişmiş, bir grup öğretmen gitmiş yenileri gelmişti. O zaman bu işin mahiyetini kavrayamamıştık. Sonraları 14 Mayıs’ın Demokrat Partinin kuruluşu, 27 Mayıs’ın da ihtilal tarihi olduğunu öğrendik. İlkokulun bitiminde, mahallede birlikte olduğumuz akranlarım Devrim Ortaokuluna kaydoldu. Ben ise babamın isteğiyle Merkez İmam Hatip Okuluna kaydoldum. Sınıfımızda yaşını başını almış tam hafız arkadaşlar ile kuvvetli Arapça bilgisine haiz arkadaşlarımız da vardı. Benim gibi hemen ilkokuldan sonra kaydolanlar azınlıkta idi. Biz özellikle Kur’an-ı Kerim dersi için diğer arkadaşlarımızla aradaki mesafeyi kapatabilmek için Kur’an Kursuna ve mahalle hocalarına gitmeye başladık. İlk hocam Ali İzmirli merhum idi. Sonra Cıvıloğlu’ndaki Nuraniye Kur’an Kursunda ve Köprübaşı Kur’an Kursunda İsmail Ketenci ve Mustafa Sakarya hocalar ile baba dostu Arif Etik’ten ders aldım.

Jyet45787698

İmam Hatip hareketli ve meşhur bir okulmuş o zamanlar, değil mi?

Evet. Bizim talebelik yıllarımızda okulda Mehter Takımı kuruldu ve öğrenci alınacağı ilan edilince ben de müracaat ettim. Hocamız merhum Zekai Kaplan’ın küçük bir imtihanından sonra takıma dâhil oldum. Önce Çevgen tutuyordum. Hocam beni Nakkareye aldı. Daha sonra da Davulcubaşı olarak görev yerim değişti.

Uzun süre Mehter Takımında görev yaptım. Konya’nın ilk ve tek Mehter Takımı olduğu için bütün programlara, temel atmalara bizi davet ediyorlardı. Nalçacı Caddesi tam açılmış değildi, garaj inşaatı da yeni başlıyordu. Orada Mehter çalışması yaptığımız bir gün davulcu gelmemişti. Davulsuz da mehter olmaz. Zekai hoca “Davul çalmayı bilen var mı?” deyince ben gönüllü oldum ama hiç bilmiyordum. Birkaç hatalı vuruş yapınca durumu fark eden hocam beni özel olarak çalıştırıp davulu öğretti.

Nzgfnfsuyf

Talebelik devrinde insanı şekillendiren hocaları, ağabeyleri olur. Sizin hayatınızda kimlerin etkisi oldu?

Orta son sınıftayken düşünce dünyama farklı hocaların tesiri oldu. Bunlardan Sabri Özen, Celal Tarakçı, Gönül Mumcu ve Şehbal Gökçek’in etkilerini unutamam. Musikiye karşı ilgimin gelişmesinde ise okulumuza dışarıdan gelen Fevzi Özçimi ile Enver Etik ve Zekai Kaplan’ın büyük etkisi oldu.

Hgagdjlşlhşi

Gençlik hareketlerinde adınızdan çok bahsediliyor. Ne gibi faaliyetlerde bulunmuştunuz?

Okulumuzun bir bölümünün yatılı olması sebebiyle, yatılı arkadaşların problemlerinin çözümü ve farklı okullardaki yatılı öğrencilerin durumlarını karşılaştırmak üzere bir çaba içine girmiştik. Bunun neticesinde okulda “Talebe Teşekkülü” adı altında bir oluşum için çalışma başlattık. Yakın dostum ve arkadaşım Ziya Özboyacı Bey ve bir grup arkadaşımız ile birlikte, okul idaresinin de olurunu alıp bu teşekkülü hayata geçirdik.  Bu cümleden olarak Konya Kız Öğretmen Okulu ile ziyaret teatisinde bulunduk, değerlendirme yaptık. Fakat ben o tarihlerde yine okul arkadaşım Ahmet Polat ve Ziya Belviranlı Genç Ülkücüler Teşkilatının kuruluşunda bulunmam hasebiyle Talebe Teşekkülü ile fazlaca ilgilenemedim. Bu arada bir dönem İlâhiyat Fakültesi Dekanı da olan Prof. Dr. Sami Arıtan ile Yeşilay Cemiyeti Gençlik Kollarını kurduk. Bu alanda hassaten ortaokullarda sigara ve içkinin zararları konusunda çalışmalar yaptık.

Fgasguıytıuyooyıtt

En meşhur faaliyetlerinizden biri de Komando Kamplarıymış. Neden böyle bir ihtiyaç duydunuz?

1969 yılında Bulumya ve Beyşehir yolunda Altınapa civarında Komando Kampları açarak arkadaşlarımızı eğittik. Amacımız o günkü konjonktürde; bir taraftan fiziksel gücü yerinde gençler yetiştirmek, bir taraftan da kültürel eğitim vermekti. Sportif faaliyetlerin yanı sıra seminer konferans türü etkinlikler de yapılırdı. İmam Hatip Okulunda iken bu faaliyetlerin yanında, yaz aylarında boş gezmenin yerine mutlaka çalışma hayatına da katılırdık. O zamanlar marangoz atölyesinde, muhasebe bürosunda ve Sultanlar Eczane Levazımatı deposunda çalıştım.

İmam Hatip Okulundan mezun olduktan sonra üniversiteye gidebilmek için Gazi Lisesinin dışarıdan bitirme sınavlarına girerek fark derslerini verip ikinci lise diplomasını da aldık. Biz Lise bitirme sınavlarına hazırlanırken, Konya’dan yakın arkadaşım olan İdris Yüksel İstanbul’da gümrük komisyoncusunda çalışıyordu. Bir kaç günlüğüne Konya’ya geldiğini duyunca Çamlıca Pastanesinde buluştuk. Sohbet ederken oradan geçmekte olan rahmet Mehmet İnanç ile soyadını hatırlayamadığım Yaşar isimli arkadaşımız bizi gördüler ve Gazi Lisesinin orada bir toplantı olacağını söylediler. Biz de onlarla beraber Şato Form tarafına yürüdük. Gazi Lisesinin sokağına girince Mücadele Birliğinin üyeleri ile karşı karşıya geldik. Bizim ne maksatla orada olduğumuzu bilemedikleri için, kavgaya gittiğimiz zannı ile bize hücum ettiler. Mehmet inanç ile Yaşar kurtuldu, İdris ile ben ciddi manada dayak yedik. İdris Devlet hastanesine ben de Kasım Şifa Hastanesine tedaviye götürüldüm. İkimiz de uzunca bir süre istirahat etmek durumunda kaldık. Bu hadiseyi, Komando Kamplarının neden ihtiyaç olduğuna dair bir örnek olarak gösterebilirim.

Bugün; bu olumsuz olayla karşılaştığımız gruptaki arkadaşlarla son derece samimi ve dostane ilişkilerimiz mevcut. Meğer aynı duygu ve düşünceleri taşımamıza rağmen bir güç bizi birbirimize düşürmüş. Ama inşallah bizden sonraki gelecek kuşaklar böyle bir yanılgıya düşmezler.

Ghsho8Gou

Yüksek tahsil hayatınız nasıl şekillendi?

Derdi millet, sevdası Konya’ydı! Derdi millet, sevdası Konya’ydı!

Gazi Lisesinde fark derslerini verip ikinci Lise diplomasını aldıktan sonraki yıl, Kütahya’da yeni açılan Eskişehir İTİA Yönetim Bilimleri Yüksekokulu giriş sınavlarını kazanmış olmama rağmen kayıt yaptırmadım. Sebebi, Lise yıllarımda çok yakın dostum olan Salim Okur ile her buluşmamızda, öğretmen olarak hizmet etmemiz gerektiği hususunu tartışırdık. Bu düşünce ile Selçuk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü tercihim oldu. Eğitim Enstitüsü ikinci sınıftayken Konya Ülkü Ocakları Sekreteri olarak da görev aldım. Üç yıllık eğitimden sonra Türkçe Öğretmeni olarak mezun oldum. Tayinim de Konya Kız Öğretmen Lisesi Edebiyat Öğretmeni olarak gerçekleşti. O yıllarda, Öğretmenler Kurulu Tavsiye kararı alır, bu karara istinaden de tayinler yapılırdı. Ama bu tavsiyelere ne kadar uyulurdu, bilemiyorum. Mezun ettiği öğrencinin hangi okula öğretmen tayin edileceği ile ilgili görüşü alınırdı. Bu bence doğru bir yöntemdi.

DEVAM EDECEK

Hguyrutoıtyuoıtuy

Kaynak: MUSTAFA GÜDEN