Eskiden biz de çocuktuk ama şimdiki çocuklar gibi değil. Mavi önlük giyinen son çocuklarız. Çamurdan tencereler yapar kuruduktan sonra evcilikte onlardan yemek yapardık. Kırık kiremitleri üst üste dizip yakan top oynardık. Bayram da harçlığımızı alır almaz hemen bakkaldan meybuz almaya gider yanında çatapat alırdık.
Tabi ben çok korkardım ama bir o kadar da eğlenirdim... Okuldan gelir gelmez hemen ödevlerimizi bitirir, ikindi ezanıyla mahalleye oynamaya çıkardık. İnternet yok, cep telefonu yok. Aslında tuşlu telefonlar vardı ama yaygın değildi. Arkadaşlarımızı çağırmak için önce kim çıktıysa tek tek zile basıp annesinden izin alır öyle toplanırdık. Mahalle, bizim seslerimizle yankılanırdı. Komşulardan azar işitirdik.
Hatta topumuz bahçelerine kaçtığında kızmasınlar diye utancımızdan zor isterdik. Eğer ikinci üçüncü sefer de top kaçtıysa zile basmaya korkar, en zayıfımız hangisi ise onu duvardan atlamasına yardımcı olurduk. Şimdi düşünüyorum da sanırım bu güzel dönemleri son yaşayan nesil bizmişiz.
Şimdiki çocuklar ne oyun kurmasını biliyor ne arkadaşlık kurmayı. Tek kurdukları arkadaşlık, internet oyunu arkadaşlığı. Teknolojiyle gelen değişikliklerden sonra çocuklarımız değişti. Ekran bağımlısı oldular. Ebeveynler özgüvenli çocuk yetiştireceğim derken yobaz bir nesil yetiştirmeye başladı. Ahlak çöktü. Empati çöktü. Çocuklarımız çöktü! O yüzden neredeyse atasözü olacak nitelikte herkesin dilinde yankılanıyor; ‘’Eskiden biz de çocuktuk…’’ diye.