Babasının İhlas Ve İradesini, Ağabeyinin Rızasını Ve Evliyaullahın Duasını Alarak Zirvelere Yürüyen Osmanlı sultanlarının ikincisidir. Babası osman gazi annesi mal hatundur. Osman gazi,sarı sakallı,uzunca boylu,mavi gözlüydü.Yumuşak huylu, merhametli, fakir halklı seven,dindar ,adalet sahibi , hesabını bilen ve hiçbir zaman telaşa kapılmayan,halka kendisini sevdirmiş bir beydi. Sık sık halkın arasına karışır,onları ziyaret etmekten çok hoşlanırdı. Genç yaşından itibaren Bizans tefkurlarına karşı yapılan gazalara iştirak etmiştir. Esir alınan Yarhisar tekfurunun Müslüman olan kızı Nilüfer Hatun ile evlendi.

Orhan Gâzî, 1326’da Bursa’yı fethetti. Bu sırada ölüm döşeğinde bulunan babası Osman Gâzî, buna çok sevindi ve bir fermanla oğlunu yanına çağırttı. Orhan Gâzî de, babasının emrini alır almaz yanına koştu. Bir yanda hâfızlar, içli ve dokunaklı seslerle Kur’ân-ı Kerîm okumakta, bir yanda Ahî Şemseddîn, Ahî Hasan, Turgut Alp, Saltuk Alp ve diğer kumandanlar Osman Gâzî’nin yanına diz çökmüş gözyaşları dökmekteydiler. Orhan Gâzî’nin geldiğini farkeden Osman Gâzî, eliyle işâret ederek O’nu yanına oturttu. Sonra etrafındakilere O’nu yerine tâyin ettiğini bildirdi. Evlâdlarına ve kumandanlarına, Orhan Gâzî’yeitâat edip, O’na bey’at etmelerini emretti. Ardından Orhan Gâzî’ye, Osmanlı Devleti’nin temel harcı mâhiyetindeki şu vasiyet ile son îkâzlarını yaptı:“Oğul! Biricik vasıyetim şudur ki, Allâh buyruğundan başka bir iş işleme, Bilmediğini ehlinden sorup öğren, İyice öğrenmediğin bir şeyi yapmaya kalkışma, Askerlerine in’âm ve ihsânını eksik eyleme Bil ki insan, ihsânınkuludur.Oğul! Dîn işlerini her şeyden öne al Çünkü bir farzın yerine getirilmesini sağlamak, dîn ve devletin güçlenmesine sebep olur! Bunun için ulemâya hürmette ve onların hakkına riâyettekusûr etme ki, şerîat işleri düzgün yürüsün!Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet et; ikbâl ve yumuşaklık göster Ancakdînî gayreti olmayanları, sefih hayat yaşayanları ve tecrübe edilmeyen kimseleri, sakın devlet işine yaklaştırma! Zîrâyaradanından korkmayan, yaradılanlara merhamet etmez!Zulüm ve bid’atlardan son derece uzak dur ki, seni yıkılışa sürüklemesin!.. Bil ki bizim mesleğimiz, Allâh yoludur ve maksadımız da O’nun dînini yaymaktır. Bizim dâvâmız, kuru bir kavga ve cihângîrlikdâvâsı değil, Allâh’ındîniniyüceltmekdir!.Cihâdıterketmeyerekrûhumu şâd et!..

Oğul! Benim hânedânımdan her kim doğru yoldan ve adâletten ayrılırsa, mahşer günü Peygamberimizin şefâatindenmahrûm kalsın!..Oğul! Allâhrızâsı için devlet hizmetlerinde ömrünü tüketen sâdık adamlarına dâimâvefâkâr ol! Onları gözet! Vefatlarından sonra da onların âilelerinikoru!. Devlete mânen güç veren fazîlet sahibi sâlih âlimlere hürmet, ikrâm ve ihsânda bulun. Diğer bir ülkede olgun bir âlimin, bir ârifin, bir velînin bulunduğunu duyarsan, onu nezâket ve tâzimle memleketine dâvet et! Dîn ve devlet işleri, onların bereket ve himmetleri ile istikâmetlensin!Sakın orduna ve zenginliğine mağrûr olma! Benim şu hâlimden ibret al ki, şu anda güçsüz bir karınca gibiyim. Hiç lâyık olmadan, Allâh’ın birçok lutuflarına mazhar oldum!..Sen de benim yolumdan yürü!.Allâh’ın ve kullarının hakkını gözet! Beytülmaldeki gelirin ile kanâat et! Devletin zarûrî ihtiyaçlarının dışında sarfiyatta bulunma! Senden sonra gelecek nesil, seni kendilerine örnek alsın! Zulme meydan verme! Dâimâ adâlet ve insaf üzere ol! Her türlü işinde Allâh’a sığın, O’ndan yardım iste ve O’na ilticâet!.”

Bu sözlerle de bizzat Osman Gâzî tarafından beyliğin başına getirildiği tekrar te’yîd edilen OrhanGâzî, babasının vefatından sonra riyâset yükünün ağır mes’ûliyetininidrâki ile büyük bir asâlet ve nezâket göstererek onu ağabeyi Alâaddîn’eteklîf etti:Babamın bıraktığı tahta buyur sen otur!.. dedi.

Târihte eşine çok ender rastlanan bu tahta dâvet teklîfi üzerine ağabeyi Alâaddîn de, kendisinin almış olduğu mânevî ve yüce terbiye îcâbı gereği takdîr ederek:“Hayır! Cennetmekân babamız bu vazîfeyi sana tevdî buyurdu. Onun duâ ve himmetleri senin üzerindedir. O, kendi zamanında seni nasıl askerin başına serdar yaptıysa, şimdi dahî aynı vazîfe senindir; beylik sana yaraşır…” dedi.

Yukarıda zikredilen Osman Gâzî’nin oğluna vasiyeti, 620 senelik cihan-şümûl bir devletin âdetâ anayasası olmuştur.Orhan Gâzî, babasının bu yüce nasîhatlerini bir hayat düstûru olarak dâimâcân u gönülden tatbik etmiştir. Bunun bir bereketi olarak da, kendisine, babasının bıraktığı vatan topraklarını altı kat genişletmek, yâni 16 bin km²’den otuz üç yıllık padişahlık müddeti sonunda 95 bin km²’ye ulaştırmak nasip olmuştur.Babası Osman Gâzî’den aldığı emâneti, titizlik ve hassasiyet ile taşıyan Orhan Gâzî, oğlu Süleyman Paşa’nın bir kaza neticesinde vefatından sonra hastalandı. Veliahtlığa oğlu Murat Bey’i getirdi. O’na şu nasihatte bulundu:

“Oğul, saltanatının ihtişâmınamağrûr olma! Unutma ki, dünyâ Hazret-i Süleyman’a (a.s.) bile kalmamıştır. O’nun da tahtı, âkıbetvîrân olmuştur. Zîrâ her dünyâ saltanatı fânîdir!. Lakin yaşanan hayat, herkes için büyük bir fırsattır. Allâh yolunda hizmet ve Peygamberin şefâatlerine mazhariyet için bu imkân iyi değerlendirilmelidir!.Dünyâyaâhıret ölçüsü ile bakarsan, onun, ebedî olan âhıretseâdetinifedâ etmeye değmediğini görürsün!.Oğul! Rumeli hıristiyanları rahat durmayacaktır! Sen o cânibe yürü! Kostantiniyye’yi ya fethet veya fethe hazırla! Diğer Türk beyleri ile iyi geçinmeğe çalış! Halk bizi istese bile, beyler beyliklerinden vazgeçmek istemez! Bir zaman daha giderler. Sonra olmuş bir meyva gibi avucuna düşerler. Anadolu’da gâile çıkmaz ise, Rumeli’de işini rahat halledersin!. Bunun için Anadolu’nun sessizliğini bozmamaya gayret et! Cennetmekân babam Osman Gâzî, Söğüt ve Domaniç’den ibaret bir avuç toprağı, kısa zamanda bu siyaset ile güçlü bir beylik yaptı. Biz ise Allâh’ın izni ile beyliği sultanlığa çevirdik. Sen daha öteye götüreceksin!Osmanlı’ya iki kıt’a üzerinde hükmetmek yetmez! zîrâi’lâ-yıkelimetullâh azmi iki kıt’aya sığmayacak kadar büyük bir da’vâdır!.Selçukluların vârisi biz olduğumuz gibi, Roma’nın da vârisi biziz!..Oğul! Kur’ân-ı Kerîm’in hükmünden ayrılma! Adâletle hükmet! Gâzîleri gözet! Fakirleri doyur! Dîne hizmet edenlere, bizzat hizmet etmeyi şeref bil!.Zâlimlericezâlandırmakta gecikme! En kötü adâlet, geç tecellî edendir! Sonunda, hüküm isâbetli dahi olsa, geciken adâlet de, bir nevî zulümdür!Oğul! Biz yolun sonuna geldik. Sen ise, başındasın. Allah saltanatını mübârekkılsın!..”Sakın bu geçici mülkte mağrûr olma! Aslâşerîat yolundan ayrılma! Madem ki saltanat sahibi oldun, o halde memleketinde dâimâadâletli ol! Âlemin nizâmını böyle te’mîn et ki, saltanatta dâim olasın!