Ahireti kazanmamız için bize önden verilen dünya hayatı, sanki bir avans gibi kullanma biçimimize göre Ahiret hayatımızı amellerimizle şekillendirdiğimiz, bedelsiz bir ömrü yaşadığımız imtihan yurdudur. Dünya hayatı bize bir emanettir. Dünyada verilen hiçbir şey kalıcı değildir. Ancak dünya hayatının insanın kalbini ve ruhunu etkileyen, kendine meftun eden bir yönü vardır. Dünya hayatı çekicidir. Kimi zaman insanı esir eder, kimi zaman insanoğlu onların kurbanı olur. Kur'an'ı Kerimde: Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır. (A'li İmran 14) buyrulmuştur. Onun için Rabbimiz dünya hayatının çekiciliğinin fani olduğunu, gördüğümüz her güzelliğin devam etmeyeceğini, bizi kendimizden geçiren her güzelliğin de bir ömrünün olduğunu, dünya hayatının bizi aldatmaması için anlayacağımız şekilde örneklemeler vermiş ayrıca asıl ilgi duyulacak ve bel bağlanacak ahiretteki gerçek nimetleri elde etmek için çalışmamız gerektiğini bir sonraki ayette şöyle dile getirmiştir: De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını çok iyi görür. (A'li İmran 15)
Dünya hayatının cazip bir şekilde önümüze serilmiş olması, bizim Allah katında çok değerli olduğumuzu göstermediği gibi, dünyalık olarak az nimete kavuşmuş olmamız da Allah'ın bizi sevmeyeceği anlamına gelmez. Dünya hayatının bir yaratılış amacı vardır. Rabbimiz dünya hayatında verdikleri ile bizi imtihan eder. Verilen her nimet bir gün elimizden alınacak ve onun hesabını vereceğiz. Allah Teâla dünya hayatının canlı, alımlı yönü olduğu gibi bir günde zevalinin olacağını şu müthiş ayetle bize anlatmıştır. Bilin ki dünya hayatı (dünyevi açıdan) ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, kendi aranızda bir övünme (rekabet konusu), mal ve çocuklarda çoğalma-arzusudur. Bir yağmur misali gibidir ki onun bitirdiği ekin ekicilerin hoşuna gider. Sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş sonra da bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise (ya) şiddetli bir azap, (ya da) Allah'dan bir mağfiret (bağışlanma) ve rıza vardır. Dünya hayatı (ahireti dikkate almayanlar için) aldatıcı bir metadan-geçici yararlanmadan başka bir şey değildir. (Hadid,20)
Rabbimiz bu ayetle dünyada bize bahşedilen her bir nimetin fani olduğunu asıl sahibinin kendisi olduğunu dolayısıyla ebedilerinin ahirette olacağını her baharın canlanan ve güzün çerçöp olan bağ bahçe, salkımlarıyla bizi cezbeden meyve ağaçlarına benzetmiştir. Her meyvenin bir mevsimi vardır. Zamanı geçtikten sonra o ağaç yapraklarıyla beraber sararıp kurumaya yüz tutuyor. Aslında her kurulan semt pazarları da öyle değil midir? Sabahleyin çadırını kuran pazarcılara baktığımız, pazarlarda bir hareketlilik sohbetler, pazarlıklar, alışverişler, karşılaşmalar, selamlaşmalar, gülüşmeler, tatlı telaşlar hepsi günün koşuşturmalarıdır. Ancak hava kararmaya başlayınca çadırları söken pazarcılar, sanki bu yurtta hiçbir şey satmadılar, sanki kimseyle karşılaşmadılar, sanki tüm bu konuşmalar bu ıssız sokakta geçmediğini zannederler. İşte virane olmuş köyler, şehirler ve meskenler eski sakinlerinden hiç haber vermezler. Oysa bu diyarların sakinleriyle bu topraklar şenlenmişti ama şimdi baykuşlar tünerler. Kendi evlerimizde ya da dost sohbetlerinde mutluluktan uçtuğumuz saatlerde bu neşenin sürekli devam edeceğini zannederiz. Ancak sabahleyin bir acı haberle uyanıp akşamki güler yüzlü halimizden hiçbir eser kalmayabilir. Maziye dönüp baktığımızda kimi zaman mutluluklarımız sadece donuk fotoğraf karelerinde kalmıştır.
Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür; ebedi kalacak iyi işler ise, Rabbinin katında sevapça da hayırlıdır, ümitçe de hayırlıdır. (Kehf,46) Dünyaya sığmayan nice krallar, nice padişahlar geldiler hepsi bir bir toprak olup gittiler. Yeryüzünde Allah'ın kanunları geçerli oldu, olmaya da devam etmektedir. Rabbimizin bu uyarılarına kulak vermeyenler ebedi hayatlarını kaybedip gittiler. Rabbimiz Ahireti görmediğimiz için hemen ilk gelen hayata kapılıp gittiğimizden dolayı: Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır. (A'la,16-17)buyuruyor. Hâlbuki Rabbimiz ayetlerinde Dünya hayatına aldanıp gitmeyin, bu hayatın sonunda daha güzelleri hem de baki olanları sizi bekliyor diye bize yapay, suni ve sentetik olanlarına değil hakiki, gerçek ve ebedi olanlarına çağırıyor. Rabbim bizleri dünya hayatında ahiret yurdu için çalışanlardan eylesin.