Geçen Çarşamba günü ağabeyimin arkadaşı emekli matematik öğretmeni ve hanımını iki elleri dolu pazardan aldıkları sebze poşetlerle yolda giderken gördüm. Arabamı durdurdum buyurun ben de sizin evin olduğu tarafa gidiyorum. Diyerek arabaya bindirdim.
Bu kısa zamanda Hocamla sohbet ettik. Yazılarımı okuduğunu hislerimize tercüman oluyorsun bizim neslin anlayacağı dilden ifade ediyorsun diyerek teşekkür etti.
Evlerinin önünde durduğumda her ikisi de memnun oldular;
--- Allah razı olsun İdris ağabeyine selamımı ilet diye tembih etti. Duyarlı olmak böyle bir şey işte!
*
Başlığa bakıp da başka bir şey düşünmeyin, çok sevdiğim bir büyüğüm, yol arkadaşım bize biri yanlış yaptığı zaman;
--- Hacı Ahmet bunları unutma ve cebine kuy! Derdi ki, ne çok cebime attıklarım varmış. Doldu taştı.
Burada işin özü yanlışı unutmamaktır.
Niye unutmamaktır?
Tekrar aynı yanlışa düşmemek başkalarının yanlış yapmasını önlemektir.
Bunun yanında muhakkak yapılan iyilikleri, güzellikleri, Türk Milletinin yararına yapılan hizmetleri ve bu hizmetlerinin yapılamasına vesile olanları da unutmamak gerekir.
Ancak, neleri neleri unuttuk veya unutturulduk değil mi?
Affedersiniz şimdi kendini bir ..ok sanıp kasım kasılanlar, dününü unutup kibirlenerek büyük dağları ben küçük dağları da babam yarattı edasıyla yürüyenlere ne demeli?
Levha olarak yazmışlar. “ Dünya hırsı doyurmaz, yedikçe aç kalırsın; kibirde yükselirsen, kabirde alçalırsın.”
Sonrasında da kendini ..ok sanan bir küllük müftüsü paylaşım yapmış; “ Asıl denize dökülen Yunan değil, 1000 yıllık tarihimiz, halifemiz, dinimiz, dilimiz, örf ve adetlerimizdir.”
Haydaa buyur buradan yak Fesli Kadirin hezeyanlarını bazı aklı evveller kusuyorlar. Hala hem Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü hem devletimizi kabullenemiyorlar. Tıpkı ABD gibi Türkiye Cumhuriyeti Devletini hala Amerika tanımamıştır. Bunlar dünün mandacıları da aynı kafa değil midir?
Tarih Hocası Mehmet ali Tapramaz: Tarih: Millet yaratan bilgiler bütünüdür. O nedenle doğru bilgilerle öğrenilmesi çok önemlidir. Bugünkü sıkıntılarımız ondandır.”
*
Ne demiştik, hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.
“ İnsan hafızasının eksikliği unutkanlığıdır.” Ve “ Unutkanlık insan halidir” anlamında bir söz.
Duygular insanı davranışlarını değiştirmeye ya da başlamadan engellemeye yönlendirir. Suçluluk, üzülmek ve pişman olmak farklı nitelik taşır.
Hata yapan bazı kişiler yalnız üzüntü ve pişmanlık hissederken, bazılarının suçluluk hissetmesi süper egolarının farklılığından ve öfkeyi işleyiş biçimlerinden kaynaklanır.
Hâlbuki farkında olunması gereken gerçek şudur; bizler her konuda Peygamber Efendimizi (s.a.v.) örnek almaktayız. Ve bilmekteyiz ki insanoğlu nisyan ile maluldür. Adı üzerinde insan, hata yapabilen, kusurlu...
Rabbim yaptığımız hataları affetsin. Bizleri bu hatalardan dönenlerden eylesin. Hepimizi iyilik yapmaya sevk etsin.
Ben unutmamak için tarih düşüyorum.
Hatırdan silinebilir ancak, satırdan silinemez diyerek tarih düşüyorum.
Evet, cebime koyuyorum.
Bizi biz yapan değerlerimizi öldüren yok edenleri unutmayacağım.
Kediye ciğer, kurda koyun,
Ettik emanet oynarız oyun.
Haydi, halimizi hayra yorun.
Siz yapılanları cebinize koyun!
**
Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti.
Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı;
--- Bu cesedin ölmeden önce neden sırıtıyormuş?
---- Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü.
İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;
--- Bu neden sırıtıyor?
--- Bunun da oğlu doğmuştu. Sevincinden kalbine yenik düştü. Diye açıkladılar.
Üçüncü ceset Temel’in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu. Savcı;
--- Bu neden öldü?
---- Efendim, buna yıldırım çarptı. Dediler.
--- Peki, neden sırıtıyordu?
--- Fotoğrafını çekiyorlar sanmış!
Ya bizim insanlarımız niye gülüyorlar?
Sorusu aklıma geliyor.