Geçtiğimiz hafta ‘Popüler gıdalar gerçekten sağlıklı mı?’ konusunu incelemiştik. Bu haftaki yazımda ise bu konunun devamı niteliğinde bir konuyu ele alıyoruz. Danışanlarıma her zaman bilinçli bir tüketici olmak ve etiket okuma alışkanlığı kazanmanın önemini anlatıyorum. Etiket okuma derken sadece paketli bir ürünün kalorisine bakmaktan bahsetmiyorum. Etiket okuyabilmek ile onu doğru anlayabilmek arasında ciddi bir fark var. Üstelik bu fark sağlığınızı doğrudan etkiliyor.

Günümüz tüketicisi için market rafları, renkli ambalajlardan çok daha fazlasını içeriyor. Market raflarında paketli ürünlerin ön yüzünde “şekersiz”, “glutensiz”, “doğal”, “light”, “fit”, “çok tahıllı”, “yüksek proteinli” gibi ibareleri sık sık görüyoruz. Burada tüketicinin en çok yanıldığı nokta, ürünün ön yüzündeki iddiaları gerçek sanmak. Oysa önemli olan nokta geride, genelde en küçük puntolarla yazılı kısımda saklıdır: içindekiler listesi ve besin değerleri tablosu. Aslında her bir ürünün arkasında; sağlığı, metabolizmayı etkileyen küçük bir dünya var: besin etiketi. Örneğin bir paket üzerinde “şekersiz” ibaresini görmek çoğu insana güven verir. Oysa çoğu zaman bu ifade yalnızca rafine şeker eklenmediğini anlatır. Tatlandırıcı, glikoz şurubu, maltodekstrin gibi glisemik etkisi yüksek bir çok bileşen ise içeriğinde bulunur, ancak listeye dikkat etmeyen gözlerden kolayca kaçabilir. Aynı şekilde “protein bar” adı altında sunulan birçok ürün, bir dilim kekten daha yüksek yağ ve kalori içeriğine sahip olabilir. Bir başka yanılgı ise porsiyon tuzağıdır. Etikette “120 kcal” yazan bir ürünün çoğu zaman paketin tamamını ifade etmez. Bu porsiyon yanılgısı çok sık yaşanılan bir durumdur. Pek çok kişi paketin tamamını tüketirken gerçekte 2-3 katı enerji aldığının farkında olmaz.

Özetle dikkat edilmesi gereken 3 kritik nokta:

1. İçindekiler listesi sırası önemlidir.

İlk 3 sırada ne varsa, o ürünün ana hammaddesidir. Özellikle içindekiler listesinde ilk sırada ne bulunuyorsa ürünün içeriğinde en fazla oranda yer alıyor demektir. İlk sırada şeker görüyorsanız, ürünün geri kalanı da büyük ölçüde aynıdır.

2. Porsiyon yanılgısına dikkat!

Bir paket cipsin “120 kalori” olması kulağa masum gelir ama porsiyonun “paketin üçte biri” olduğu yazıyorsa işler değişir. Bu yüzden ürünün ön yüzündeki kalori değerine aldanıp tüm paketi tüketmek bir porsiyon tuzağıdır.

3. ‘Şekersiz’ demek her zaman sağlıklı değildir.

Tatlandırıcılar, lif eksikliğine bağlı obezite, metabolik sendrom ve bağırsak mikrobiyotasındaki değişimlerle ilişkilendirilmektedir. Ürünün içeriğinde sofra şekeri olmaması o ürünün sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Şekere ikame olarak kullanılan pek çok bileşen genellikle gözden kaçar.

Etiket okuma alışkanlığı yalnızca bireysel sağlık için değil, toplum düzeyinde metabolik hastalıkların önlenmesi açısından da kritik bir adımdır. Gıdaları yalnızca “sağlıklı” ya da “zararlı” diye ayırmak ve kalorisine bakmak yerine; içerik listesini, porsiyonunu, yağ–tuz–şeker miktarını ve lif oranını birlikte değerlendirmek gerekir. Kısacası, etiket okumak yetmez; anlamak gerekir. Çünkü sağlıklı yaşamın anahtarı çoğu zaman ambalajın arka yüzünde saklıdır.