Eğitimci, müfettiş, bürokrat, siyasetçi, gazeteci, şair ve yazar… Bütün bu vasıflar bir kişinin, Salih Sedat Ersöz’ün şahsındadır. Yakın zamanda onuncu kitabını yayınlayan Ersöz ile 68 yıllık ömrünün bazen satır başlarını bazen bir miktar ayrıntıları konuştuk.

8 1-13

Öncelikle sizi tanıyalım. Nerede, hangi tarihte dünyaya geldiniz ve hangi okullarda tahsil gördünüz?

1956 yılında Konya’nın Akören ilçesinde dünyaya geldim. O tarihlerde Akören, Çumra’ya bağlı nahiye, adı da Akviran idi. İlkokula Akviran’da başladım. İlk üç yılı orada okudum. Sonra öğretmen olan babamın tayini dolayısı ile Konya’ya geldik. İlkokul dört ve beşinci sınıflar ile Ortaokul, Lise ve Yüksek Okulu Konya’da okudum.

Şimdi Taş Bina olarak adlandırılan eski rektörlük binası Kız Öğretmen Okulu idi. Okuldan lise seviyesinde mezun olanlar ilkokul öğretmeni olarak atanırlardı. Benim ortaokuldan mezun olduğum yıl Kız Öğretmen Okuluna erkek öğrenci almaya karar verilmiş. Babam bir an önce öğretmen olarak atanmam için benim de bu okulda okumamı istedi. Müracaat ettik. Sınırlı sayıda öğrenci alınacağı için sınav yapıldı. Sınava girdim, kazandım ve Kız Öğretmen Okulu’na başladım. İlk gün sınıfa girdim, sırama oturdum. Sınıfta ben ve Yalçın isminde bir erkek daha vardı. Diğer öğrencilerin tamamı kızdı. Yani kırk kişilik sınıfın 38’i kız, sadece iki erkek öğrenci vardı. Kızların bize bakarak gülüştüklerini falan gördüm. Kız okulunda ne işiniz var diye alaylı bakıyorlardı. Beş gün dayanabildim. Babama “ben o okulda okumam” diye tutturdum. İlk hafta sonunda okuldan ayrıldım.

8 2-12

Yüksek tahsil tercihinizde neler etkili oldu?

Yüksel Okula girdiğim yılda Konya’da Üniversite yoktu. Eğitim Enstitüsü ile Yüksek İslâm Enstitüsü olmak üzere iki Yüksek Okul vardı. Eğitim Enstitüsü’nün FKB (Fizik- Kimya- Biyoloji) bölümüne ön kaydımı yaptırdım. Yapılan imtihan sonunda kesin kayıt yaptırmayı hak ettiğim için 1976 yılında okula başladım. Bu arada şunu da belirteyim. O tarihlerde Türkiye’de anarşi hat safhada idi ve her gün en az 10-15 öğrenci öldürülüyordu. Benim Yüksek Okula giriş puanım 484 idi ve bu puanla bazı Üniversitelerin Tıp Fakültelerine girilebiliyordu. O tarihlerde merkezi yerleştirme yoktu. Çeşitli okullara ön kayıt yaptırılıyordu. Bazı okullar sınavla bazı okullarda ön kayıt yaptıranların içinden en yüksek puandan başlayarak alacakları sayıda öğrenciyi alıyordu. Puanım yüksek olmasına rağmen anarşi sebebiyle babam ve annem beni Konya dışına göndermediler. Konya anarşinin en az olduğu iller arasında idi. Bu sebeple ancak Konya’da okuyabildik. 1979 yılında Konya Eğitim Enstitüsü FKB bölümünden mezun oldum. Gündüz çalışıyor akşam da okula gidiyordum. 1982 yılında öğretmenliğe başladım. Öğretmenlik yaparken dördüncü sınıfı okuyarak fakülte mezunu olma hakkı tanındı. Gündüz öğretmenlik akşam öğrencilik yaparak Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji bölümünden mezun oldum. Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu müfettişlik sınavına girdim ve kazandım. Ankara Gazi Eğitim’de altı ay müfettişlik eğitimi aldık ve müfettiş olmaya hak kazandık.

8 3-13

Tahsil hayatınızda size yön veren hocanız var mıydı?

Tahsil hayatımda bana yön veren babamdı. Babam öğretmen olduğu için benim de öğretmen olmamı istiyordu. Okuduğum okullarda benimle yakından ilgilenen öğretmenim fazla olmadı. Babamdan sonra en fazla ilgi gösteren Alparslan İlkokulunda dört ve beşinci sınıfı okuduğum Niyazi Dinç öğretmenimdi. Oğlu Yahya ile aynı sınıfta idik. Yahya ve ben aynı okulda görev yapan öğretmen çocukları olduğumuz için Niyazi öğretmen en fazla bizimle ilgilenirdi. Liseden mezun olduktan sonra o okulda dört ay vekil öğretmenlik yaptım. Niyazi öğretmenim o zaman okul müdürü idi. Böylece hem öğretmenimle hem de babamla aynı okulda öğretmenlik yapma onurunu yaşadım. Daha sonra Yüksek Okulu bitirerek asil öğretmen oldum.

Siyasal aksiyon ve tansiyonun tavana vurduğu dönemin bir genci olarak zihninizde kalan bir hatıranızı anlatmak ister misiniz?

Belirttiğiniz gibi, öğrencilik yıllarımda siyasi atmosfer hayli yüksekti. Bilhassa gençler arasında siyasi tansiyon ve buna bağlı olarak anarşi zirvede idi. Unutamadığım birçok olay var haliyle… Yüksek Okulda akşam okurken gündüz de Türkiye’de Yarın Gazetesinde çalışıyordum. Anarşinin kol gezdiği o dönemde bir gece gazetemiz bombalandı. Gece saat 23.30 gibi okuldan çıkıyorduk. Meram Yeni Yol alt geçidinde otobüsten iniyor, Aydoğdu’da bulunan evimize kadar yürüyordum. Bugünkü Hızlı Tren istasyonunun yanında Hastaş Koleji vardı. Onun önünden geçerken, okulun bahçesine gizlenmiş bir kişi aniden önüme çıktı, tabancasını çıkardı, kurşunu namluya sürdü ve bana doğrulttu. Önce durup adama epey bir baktım. Tanıdığım birisi değildi. O da bana baktı. Birbirimize hiçbir söz söylemedik. Ben yürümeye devam ettim. Tabancanın namlusu beni takip ediyordu ve bir süre sonra arkamda kaldığı için gözden kaybettim. Bu arada bütün duaları okuyor, Allah’a sığınıyordum. Dönüp arkama bakmadım. Adam ateş mi etmedi yoksa tabanca tutukluluk mu yaptı bilmiyorum ama Allah’ın yardımı ile kurtuldum. Yine bir gün gece okuldan eve dönüyordum. Evimizin tam sokağına girerken 10-15 metre önümde bomba patladı. Kulaklarım sağır olmuş, kendimi kaybetmiştim. Bomba sesini duyan babam ve annem koşarak gelmişler. Bütün mahalle ayağa kalkmıştı. Zaten annem ben eve gelinceye kadar pencerede beklerdi. Onların ve komşuların yardımı ile eve gelebildim. Günlerce etkisinden kurtulamadım. Bunlar gibi çok sayıda olay yaşadım.

8 4-13

Bir dönem gazetecilik yaptınız. Medya sektöründe ne tür görevler aldınız?

Liseden mezun olunca 1975 yılında o tarihte Zaferde bulunan Gima mağazasında çalışmaya başladım. Burada çalışırken akşam okula başladım. Sonra Mehmet İncili ağabeyimin daveti ile Karayolları’na geçtim. Geçici işçi olduğum için hükümet değişikliği sonrasında işime son verilince MSP İl Başkanı Ali Güneri ağabeyimin isteği ile 1978 yılının başında Türkiye’de Yarın Gazetesi’nde çalışmaya başladım. Gazeteciliğe dört yıldan fazla devam ettim. Aynı tarihte gazetemde yazarlığa da başladım. Gazetecilikte geçirdiğim süreyi hiçbir zaman sıradan bir iş olarak görmedim. Kendime gaye edindiğim bir davanın hâkim olması istikametindeki teşkilat yapısı içerisinde tarafıma tevdi edilen bir görev anlayışı ile çalıştım, koşturdum. Benim gazetedeki görevim çok yönlü idi. Bir yandan gazetenin mizanpajına yardımcı oluyor, sık sık birinci sayfada siyasi olayları yorumluyor, haber için gerek resmi makamlar gerekse özel kurumlara ziyaretler yapıyor, basın toplantılarına katılıyor, haber içeriklerini yazıyor, başta Ramazan sayfası olmak üzere bazı ek sayfalar hazırlıyor, bir yandan da gazetenin yaşamasını sağlamak için reklam faaliyetlerine yardımcı oluyordum. Bir günün gazetesini hazırlayıp basım için matbaaya teslim ettikten sonra ilk örneğini görmek için mutlaka beklerdik. Çünkü o tarihlerde bugün hayatın her safhasına girmiş olan bilgisayar tekniği yoktu. Haber başlıkları metal puntolarla harf harf elle hazırlanır, haber içi yazılar ve makalelerin dizgisi bugüne göre oldukça ilkel makinelerde yapılır ve baskıya verilirdi. Gazete önce bir adet basılır ve bu örnek gazete incelenir, tashihi yapılır daha sonra seri basıma geçilirdi.

Gazeteciler Cemiyetinin düzenlediği yarışmalardan kazandığım biri mizanpaj dalında, diğeri de haber dalında olmak üzere iki ayrı özel ödüle layık görülmem beni çalışmalarımda daha da kamçılamıştı. 1980 askeri darbesinin sabahı sokağa çıkma yasağı varken, evden gazeteye gelinceye kadar askerler tarafından 4-5 yerde durdurulduğum, her defasında gazeteci kartımı göstererek geçtiğim ve o günden itibaren sansüre tabi tutulduğumuz için çok daha dikkatli davranmaya çalıştığımız, buna rağmen birkaç gün yayınlanmama cezası aldığımız da unutulmaz hatıralarım arasında yer almaktadır.

8 6-7

Memuriyet hayatınız nasıl başladı ve ne tür görevlerde bulundunuz? Bu görevleriniz sırasında neler yaptınız?

Memuriyet hayatım 1982 yılında öğretmenlikle başladı. İlk görev yerim Diyarbakır Çınar ilçesi idi. Oradan askere gittim. Kısa dönem askerlikten sonra Çumra Güneybağ kasabasına (Şu andaki Güneysınır ilçesi) tayinim çıktı. 1985 yılında Konya Meram Ortaokulu’nda öğretmen ve Müdür Başyardımcısı olarak göreve başladım. 1991 yılında açılan İlköğretim Müfettişliği sınavını kazanarak Ankara Gazi Eğitimde altı ay Müfettişlik Eğitimi aldım ve eğitim sonunda yapılan sınavları da başararak İlköğretim Müfettişi olma hakkı kazandım. 1996 yılında kurulan Refah Yol Hükümeti döneminde Konya İl Kültür Müdürlüğüne atandım. 28 Şubat darbesi yaşanınca yeni kurulan 28 Şubat hükümeti tarafından görevden alındım. Daha sonra Konya Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapmaya başladım. 1997 yılının Ekim ayında başladığım Büyükşehir Belediyesi’nde, Genel Sekreter Yardımcısı ve Daire Başkanı olarak 23 yıl görev yaptım. 2020 yılında emekli oldum. Belediyede görev yaparken dört yıl boyunca Konyaspor Yönetim Kurulu Üyeliğimi ve Belediyenin düzenlediği Âşıklar Bayramında sekiz yıl boyunca jüri üyeliği yaptığımı da ifade edeyim.

8 7-5

Hangi gazetelerde ne tür yazılar kaleme aldınız?

1978 yılında başladığım yazarlıkta o dönemin de etkisi ile genellikle siyasi yazılar yazıyordum. Görev icabı Konya dışına çıktığım dönemde yazarlığa ara verdim. Konya’ya dönünce, adı Merhaba olarak değişen gazetede yazarlığa devam ettim. Bu arada Meram Ortaokulunda çıkardığımız aylık Gonca isimli dergide de yazılar yazıyordum. Bir ara “Fen ve İslâm” başlıklı yazımdan dolayı soruşturma geçidim. Merhaba Gazetesinde on yıl kadar yazdıktan sonra Memleket Gazetesinde yazmaya başladım. Yenigün gazetesinin Merhaba grubundan ayrılması ile aynı zamanda orada da yazmaya başladım. Bu arada Doğru Ses isimli internet sitesinin kuruluşunu gerçekleştirdik. Memleket Gazetesinin kapanmasından sonra Yenigün gazetesinde yazmaya devam ettim. Şu anda Doğru Ses’in Genel Yayın Yönetmenliğine ve Yenigün yazarlığına devam ediyorum. Yazılarımda sosyal, kültürel, dini, siyasi ve güncel konuları değerlendiriyorum.  2015-2016 yıllarında iki yıl Kanal 42 TV ve Radyo Gençlik’te program yaptım. 2017 yılında KONTV ve Radyo Ribat’ta program yapmaya başladım. Şu anda KONTV’de programcılığa devam ediyorum. KONTV’de daha önceki yıllarda Hasbihal isimli program yaparken bu yıl Şiirler Yarışıyor isimli program yapıyorum. 

Edebiyata ilginiz nasıl başladı ve gelişti?

Konya çok güzel bir şehir Konya çok güzel bir şehir

Edebiyata ilgim ilkokulda başladı. Babamın teşviki ile ilkokul üçüncü sınıftan itibaren çok kitap okumaya başladım. Haftada 6-7 kitap okuyordum. Bu alışkanlığım devam edip geldi. Ortaokulda iken Ahmet Kabaklı’nın Türk Edebiyatı kitabını alıp okumuştum. Hatta o kitabı almak için babamla çarşıya gittiğimizde kar fırtınasına yakalandık ve eve çok zor geldik. Tarih 14 Mart 1971 idi ve o günkü kar fırtınasında Konya’da bir gecede 45 kişi ölmüştü. Babamın yazar ve şair olmasının da etkisi ve teşviki ile yazmaya da başladım. Ortaokulda iken Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından açılan bir kompozisyon yarışmasında ve daha sonra bir şiir yarışmasında birincilikler almam beni yazma konusunda oldukça özendirdi ve isteklendirdi. Lise yıllarımda özel defterime şiirler yazıyor, yaşadığım bazı olayları kaleme alıyordum. O tarihte günlük tutmaya başladım ve her günümün değerlendirmesini yazdım. Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyordum. Kompozisyon sınavlarında bir sınav saatinde 5-6 arkadaşımın kompozisyonunu yazdığımı, en son olarak kendi kompozisyonumu yazdığımı hatırlıyorum. Yüksek Okula da Edebiyat bölümüne kayıt yaptırmak için gittim ama anarşi dönemi olduğu için MTTB ve Akıncılar teşkilatındaki arkadaşlarımın, Aynı bölümü yazacağız” diye ısrar etmeleri üzerine FKB bölümüne kayıt yaptırdım. Şu anda da en çok sevdiğim bölüm Edebiyat ve Tarihtir.

8 8-2

Epeyce kitap yazdınız. Eserlerinizin muhtevalarına dair bilgiler verir misiniz?

Yayınlanan on kitabım var. “Bir Vatan Toprağı Suriye” ilk kitabımdır. Bu kitabımı Suriye’ye yaptığımız geziden sonra yayınlamıştım ve Suriye’deki Osmanlı eserlerini anlatan bir kitaptır.  İkinci olarak “Aydan Arı Günden Duru” çeşitli makalelerimden oluşan bir kitaptır. “Arzın Kalbine Yolculuk” kitabımda hac hatıralarımı anlattım. “Babam Veyis Ersöz ve Yaşadıklarımız” kitabımı babamın vefatından sonra kaleme aldım. İsminden de anlaşılacağı üzere merhum babamı anlattığım bir vefa kitabıdır. “1876’dan bugüne Siyasi Faaliyetler, Darbeler Muhtıralar” kitabım Abdülaziz Han’a yapılan darbeden 15 Temmuz darbe girişimine kadar yapılan tüm darbeleri, muhtıraları ve siyasi faaliyetleri içerir. “Çağlayan Duygular” ilk şiir kitabımdır. “Akviranlı Topal Veyis” isimli kitabım, Abdülhamit Han döneminde sarayın kontrolü altında eğitim gören, sarayda görev alan, 31 Mart vakasında bacağından vurularak bacağı kesilen, Akviran’ın (Akören) ilk Belediye Başkanı olan, 33 yaşında iken de bıçaklanarak öldürülen büyük amcamın hayatını roman tarzında yazdığım bir kitaptır. “FETÖ’nün içyüzü” kitabımda FETÖ’nün nasıl doğduğunu ve nasıl geliştiğini yazdım. “Es Meltem Rüzgârı” ikinci şiir kitabımdır. Yeni çıkan son kitabım “Filistin & Vefa” kitabımda da Filistin’in yüz yıllık işgal dönemini, bugününü ve başta Filistin’e, Doğu Türkistan’a olmak üzere değerlerimize ve değerlilerimize vefa göstermenin gerekliliğini kaleme aldım.

8 9-1

DEVAM EDECEK

Kaynak: MUSTAFA GÜDEN