Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var derler. İşte o 40 yıl hatırı olan kahve Türk kahvesidir. Türk kahvesi yalnız bir içecek değil, kültürün, sohbetin, samimiyetin de simgesidir. Kendine özgü hazırlama yöntemi, sunumu ve anlamıyla UNESCO tarafından da Somut Olmayan Kültürel Miras olarak kabul edilen Türk kahvesi, Osmanlı’dan günümüze uzanan zengin bir geçmişe sahiptir.
Kahvenin Anadolu topraklarıyla tanışması 16. yüzyılın ortalarına, Kanuni Sultan Süleyman dönemine rastlar. Yemen Valisi Özdemir Paşa'nın kahveyi İstanbul’a getirmesiyle başlayan bu serüven, kısa sürede saray mutfağından halk arasına yayıldı. Önce medreselerde ve saraylarda tüketilen kahve, zamanla kahvehaneler aracılığıyla şehir hayatının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Hayatın önemli toplanma merkezlerinden olan bu kahvehaneler eğlence yerleri değil, edebiyatın, siyasetin ve sanatın konuşulduğu sosyal buluşma alanlarıydı.
Geçmişten günümüze uzanan bu geleneksel lezzet, bugün de kahve tutkunlarını aynı sofra etrafında buluşturmayı sürdürüyor. Teknoloji değişiyor, alışkanlıklar dönüşüyor ama Türk kahvesi, zamansız bir kültür olarak varlığını sürdürüyor.