Başbakan Erdoğan, Salı günkü grup toplantısında, “Yol uğruna her şey feda edilebilir, çünkü yol medeniyettir... Bizim değerlerimizde yol engel tanımaz. Önünde cami bile olsa yol oradan geçecekse o camiyi yıkar, o camiyi gider başka yerde inşa ederiz” dedi...

Bu söz toplumda tepki gördüğü gibi olumlu da karşılandı.

Ancak bu konuşma “Hizmet için her şeyi yaparız” anlayışı bakımından iyi niyetle söylenmiş bir söz olmasına karşın, “camiyi dahi yıkarız” ifadesi hiç hoş olmamıştır.

Çeşitli projelerinize karşı çıkan Gezi Parkı eylemcilerine, ODTÜ’lü öğrencilere, 3. Köprü ve havaalanını istemeyenlere yönelik tepkinizi gösterebilirsiniz.

Ama tepki göstereceğim diye, “camiyi dahi yıkarız” sözü yanlıştır.

Yıllardır eleştirdiğiniz CHP’nin tek parti dönemini de bir anlamda meşrulaştırıyorsunuz?

Hem CHP’nin camileri nasıl ahır yaptıklarını, nasıl yıktıklarını eleştireceksiniz hem de, “hizmet için gerekirse camileri dahi yıkarız” diyeceksiniz?...

O zaman Osmanlı Revakları’nı yıkan Arabistan’a da söz söyleme hakkınız kalmamaktadır.

Arabistan Krallığı da Kabe’nin etrafını güzelleştirmek için revaklarını yıktığını söylüyor.

Onların yaptığı bu durum da meşru olmuş oluyor!…

Başbakan “yıkarız” sözünün ardından bir de ekleme yapıyor, “yenisini yaparız…”

Bu daha da tehlikelidir. Çünkü bu kendinden sonraki Başbakanlara da cesaret verir ki, onlar da, “nasıl olsa yenisini yaparız” mantığı ile vurur kazmayı camilere.

Bu caminin yerine iyi iş merkezi, AVM, plaza, futbol sahası, konut olur… mantığı ile rant savaşı başlar ki Türkiye’de bunun gerçekleşme oranı yüksektir.

Böyle bir şeyi de hiçbir Müslüman’ın kabul edebileceği bir şey değildir…

Selçuklu ve Osmanlı döneminde de, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” mantığı ile ülkenin her yanına hizmetler götürülmüştür. Ama ibadethaneler hizmet için yıkılmamıştır.

Hizmet gidecekse ya proje değiştirilmiş ya da ibadethanenin etrafından dolaşılmıştır...

Ama maalesef Cumhuriyet dönemiyle birlikte, onlara göre, “modern bir Türkiye yaratma” düşüncesi ile bazı işgüzarlar, rantçılar, laiklik adı altında hükümete şirin gözükmeye çalışan dalkavuk sivil ve askeri bürokratlar tarafından camiler kışla yapıldığı gibi çok sayıda ecdad yadigarı cami de yıkılmıştır.

O yıllarda bu durum karşında milletin yüreği çaresizce yanmıştır…

O dönemi atlatan Türkiye’de, Başbakan’ın bu sözünün yanlış olduğunu ifade etmek gerekmektedir...

İşin ilginç yanı Başbakan’ın bu sözüne en büyük tepkiyi ise 1923-1950 arasında camileri talan eden CHP gösterdi.

CHP Sözcüsü Haluk Koç, “Söz konusu rantsa, çıkarsa, paraysa bunlar için gerisi teferruattır. Din teferruattır, cami teferruattır, diyanet de teferruattır, ahlak da teferruattır. Sana camileri yıktırmayacağız...” dedi.

İşe ranttan yaklaştı ama “yıktırmayacağız” sözü aslında CHP’de değişimin başladığının işareti olarak görebiliriz!

Geçmişlerini unutup camilere sahip çıkmaları, tek partinin yaptıklarının hata olduğunu anladıklarının da bir göstergesi.

Her ne şekilde olursa olsun CHP, 1950’den bu yana 63 yıl sonra Allah’ın evine yaptığı saygısızlığın hatasını anladığını, bir nevi ortaya koydu.

Yıllardır CHP’nin camilere, dine uyguladığı saygısızlığı siyasete atıldığı dönemden itibaren anlatan Başbakan, yıkarız ibaresini kullandı.

Bir anlamda Başbakan, projelerine karşı çıkan CHP ve belli kesimlere cevap verirken bir anlamda pire için yorgan yaktı.

Anlaşılan o ki CHP değişirken, AK Parti tek partileşiyor!