Konya’da son yıllarda meşhur olmuş bir söz var; “Marka Şehir Konya.” Yaya üst geçitlerinde, köprülü kavşaklarda, billboardlarda, resmi kurumların ve toplu taşıma araçlarının reklam panolarında bu sözü görmek mümkün.
Nereye baksanız “Marka Şehir Konya” veya “Konya’yı geçmişi kadar görkemli bir geleceğe hazırlıyoruz” sloganlarına rastlıyorsunuz.
Bu sloganlar etkili olduğu kadar içi boş laflardan başka bir anlam ifade etmiyor. Konya’ya ilk defa gelmiş için biri için anlamlı olabilir fakat bu şehirde yaşayan ve bu şehrin ekmeğini yiyip suyunu içen bir birey olarak bana gerçekçi gelmiyor.
Neden mi?
En basiti toplu taşıma rezaleti.
AK Parti’nin 10 yıldır Büyükşehir Belediye Başkanı bu rezaleti çözmüş değil.
Konya 1976 model tramvayların çilesini çekmeye devam ediyor.
Kışın kar ve yağmurda yolda kalan, fırtınada hareket edemeyen kürüstür (ağır olduysa nostaljik diyebiliriz) tramvaylar yaz sıcaklıkların kendini hissettirdiği bugünlerde ise adeta sauna vazifesi görüyor.
Kampüsten binen vatandaş merkeze kadar süren 40 dakikalık yolu kan ter içinde gidiyor. Sıcaklıktan kavrulan koltuklara oturmak yerine ayakta gitmeyi tercih ediyor.
Yaşlılar ayakta duramadıkları için mecburen (kızgın saca dönen) koltuklara oturmak zorunda kalıyor.
Bu duruma vatandaş adeta “Yanıyoruz Başkan!” dercesine feryat ediyor. Fakat 10 yıldır vatandaşın bu feryadına yetkililer üç maymunu oynar gibi “görmedim-duymadım-bilmiyorum” mantığıyla kulak kapatıyor.
Konyalı ise “çile bülbülüm çile” şarkısını söyleyerek yanmaya devam ediyor…
Evet, 21. yüzyıl Türkiye’sinde Konyalı Almanya’nın müzeye kaldırdığı tramvaylarda çile çekiyor. Üstelik bu çileyi yüzde 50 oranında oy vermiş ve Cumhuriyet’in kuruluşunun 100. yılına hazırlanan AK Parti iktidarında yaşıyor.
2002 yılından itibaren yapılan bütün seçimlerde iktidara en çok oyu vermiş olan Konyalı, verdiği oyun hizmetini almak şöyle dursun adeta çilesini çekiyor. Her seçimde verilen metro, hafif raylı sistem, banliyö hattı vaatleri unutuluyor. Sadece laf ebeliği yapılıyor…
Belki Sayın Başbakan Konya’yla ilgili söylemlerinde samimi konuşuyor alabilir fakat Konya’yı yönetmekle görevlendirdiği şahısların aynı samimiyette olduğuna inanmıyorum. İnansalardı Kayseri’nin, Eskişehir’in, Sivas’ın, Antalya’nın yaptığı gibi kanayan yara olan tramvay sorununu hallederlerdi, seçimlerde verdikleri sözleri yerine getirirlerdi.
Konya’yı yönetenler “nasıl olsa seçimde biz yine seçiliriz” mantığı içinde hareket ettikleri sürece alacağımız yol ancak sağa sola “Marka Şehir Konya” sloganını yazmak olacaktır! 2014’te yapılacak yerel seçimlerde aynı sözler bir kez daha verilecek. Verilecek bu sözlere seçmenin ne kadar inanacağını ise seçim sonuçları gösterecektir…
Tramvay sorununu çözmekle mükellef olan Vali’ye, Konya’nın milletvekillerine, başta büyükşehir olmak üzere tüm belediye başkanlarına, İl Genel Meclisi üyelerine ağızlarından hiç düşürmedikleri Hz. Mevlana’nın bir sözüyle (biraz ağırlarına gidecektir) hatırlatma da bulunuyorum:
“Ne anlatırsanız anlatın sizin anlattığınız muhatabınızın anladığı kadardır.”
Umarım ne demek istediğimi anlamışlardır…
Nereye baksanız “Marka Şehir Konya” veya “Konya’yı geçmişi kadar görkemli bir geleceğe hazırlıyoruz” sloganlarına rastlıyorsunuz.
Bu sloganlar etkili olduğu kadar içi boş laflardan başka bir anlam ifade etmiyor. Konya’ya ilk defa gelmiş için biri için anlamlı olabilir fakat bu şehirde yaşayan ve bu şehrin ekmeğini yiyip suyunu içen bir birey olarak bana gerçekçi gelmiyor.
Neden mi?
En basiti toplu taşıma rezaleti.
AK Parti’nin 10 yıldır Büyükşehir Belediye Başkanı bu rezaleti çözmüş değil.
Konya 1976 model tramvayların çilesini çekmeye devam ediyor.
Kışın kar ve yağmurda yolda kalan, fırtınada hareket edemeyen kürüstür (ağır olduysa nostaljik diyebiliriz) tramvaylar yaz sıcaklıkların kendini hissettirdiği bugünlerde ise adeta sauna vazifesi görüyor.
Kampüsten binen vatandaş merkeze kadar süren 40 dakikalık yolu kan ter içinde gidiyor. Sıcaklıktan kavrulan koltuklara oturmak yerine ayakta gitmeyi tercih ediyor.
Yaşlılar ayakta duramadıkları için mecburen (kızgın saca dönen) koltuklara oturmak zorunda kalıyor.
Bu duruma vatandaş adeta “Yanıyoruz Başkan!” dercesine feryat ediyor. Fakat 10 yıldır vatandaşın bu feryadına yetkililer üç maymunu oynar gibi “görmedim-duymadım-bilmiyorum” mantığıyla kulak kapatıyor.
Konyalı ise “çile bülbülüm çile” şarkısını söyleyerek yanmaya devam ediyor…
Evet, 21. yüzyıl Türkiye’sinde Konyalı Almanya’nın müzeye kaldırdığı tramvaylarda çile çekiyor. Üstelik bu çileyi yüzde 50 oranında oy vermiş ve Cumhuriyet’in kuruluşunun 100. yılına hazırlanan AK Parti iktidarında yaşıyor.
2002 yılından itibaren yapılan bütün seçimlerde iktidara en çok oyu vermiş olan Konyalı, verdiği oyun hizmetini almak şöyle dursun adeta çilesini çekiyor. Her seçimde verilen metro, hafif raylı sistem, banliyö hattı vaatleri unutuluyor. Sadece laf ebeliği yapılıyor…
Belki Sayın Başbakan Konya’yla ilgili söylemlerinde samimi konuşuyor alabilir fakat Konya’yı yönetmekle görevlendirdiği şahısların aynı samimiyette olduğuna inanmıyorum. İnansalardı Kayseri’nin, Eskişehir’in, Sivas’ın, Antalya’nın yaptığı gibi kanayan yara olan tramvay sorununu hallederlerdi, seçimlerde verdikleri sözleri yerine getirirlerdi.
Konya’yı yönetenler “nasıl olsa seçimde biz yine seçiliriz” mantığı içinde hareket ettikleri sürece alacağımız yol ancak sağa sola “Marka Şehir Konya” sloganını yazmak olacaktır! 2014’te yapılacak yerel seçimlerde aynı sözler bir kez daha verilecek. Verilecek bu sözlere seçmenin ne kadar inanacağını ise seçim sonuçları gösterecektir…
Tramvay sorununu çözmekle mükellef olan Vali’ye, Konya’nın milletvekillerine, başta büyükşehir olmak üzere tüm belediye başkanlarına, İl Genel Meclisi üyelerine ağızlarından hiç düşürmedikleri Hz. Mevlana’nın bir sözüyle (biraz ağırlarına gidecektir) hatırlatma da bulunuyorum:
“Ne anlatırsanız anlatın sizin anlattığınız muhatabınızın anladığı kadardır.”
Umarım ne demek istediğimi anlamışlardır…
