Türkiye'nin hiçleştirilmesi sürecindeki en muteber cümle “Türkiye bir mozaikdir” cümlesidir. 'Türkiye'de her şey vardır' demek 'Türkiye'de hiçbir şey yoktur' demeye varır.
Bir şahıs veya ülke kendi karakteriyle var olabilir. 'Şahsiyet'le müşahhas aynı kökten gelir. Mücerretten uzaklaşarak müşahhas hale gelir ve şahsiyet sahibi oluruz.
Bir kişi her şey olabiliyorsa o aslında hiçbir şeydir. Her boyaya giren kişi renksizdir. Her yolu yürünebilecek olarak gören kişi aslında yolsuz kalmış ve kaybolmuştur.
Bu fert için böyle olduğu gibi ülkeler için de böyle. Bir toprağın vatan olarak adlandırılabilmesi için üzerinde yaşayan toplumun karakteriyle aynılaşması gerekiyor. Yani bir topluluğun bir coğrafi bölgeyi hükümranlığı altına alması veya oranın imkânlarından istifade ediyor olması orayı vatanlaştırdığı manası taşımaz. Bir milletin karakterinin üzerinde yaşadığı kara parçasına nüfuz etmesi, sinmesiyle ve giderek aynılaşmalarıyla o toprak bir milletin vatanı olabilir.
Bir topluluğun (ailenin, aşiretin, kabilenin, kavmin, milletin!) da var olabilmesi için öncelikle ne olmadığını ızhar etmesi gerekir. Ne olduğunun söylenmesinin ilk şartı 'ne olunmadığının' söylenmesidir. Bu itibarla bir topluluk da ancak şahsiyetiyle, karakteriyle var olabilir ve o hususiyetlerine kıskançlıkla sadık kaldıkça varlığını devam ettirebilir.
Globalizm; milli, mahalli, dîni her türlü şahsiyet verici vasfın kazınmasıyla ayakta kalabiliyor. Bu manada bir ülkenin ve o ülke üzerinde yaşayan topluluğun karakterinin olmaması bu işin en mühim parçası.  
Bunu temin etmenin en güzel yolu da milletlere şahsiyet kazandıracak ortak hüviyetten onları koparmak. Osmanlı Devleti,  Rus Çarlığı ve Alman İmparatorluğu I.Dünya savaşından sonra ortadan kaldırılmıştı. Sistem büyük parçalar istemiyor. Bu büyük parçalardan şu anda işi bitirilmemiş kala kala Türkiye kaldı.
Türkiye'nin ortadan kaldırılması da Türkiye ahalisinin bir bütün olmadığının onlara kabul ettirilmesiyle olacak. Bütünü değil de cüzleri ortaya çıkarmak!
Tabi ki her bütün cüzlerden oluşur. Cüzler varlıklarını bütüne olan borçlarını ödemekle ve bütüne olan mensubiyet ve aidiyetle ayakta tutarlarsa sıhhatli bir yolda yürüyorlar demektir.
Bugün ise bu cüzler bütünden alacaklı hale getiriliyor ve dünyada hükmünü sürdüren hâkim düzen tarafından bir 'parça' olmaları teşvik ediliyor. Bütünü destekleyen değil bütün aleyhine bir parça.
Kürtler, Aleviler, Çerkezler, Lazlar bütünün bir parçası olmadıkları yönünde kışkırtılıyor. Ancak dünya sistemi sadece millete değil, kabileye de, aşirete de düşman. Dünya sistemi Kürt'ün Kürt olarak var olmasına da razı değil. Sistem mikronize olmuş ve tecrid edilmiş savunmasız fertler istiyor. Dolaysız olarak doğrudan kullanılan fertler istiyor. Emeklilik imkanları ve sağlık sigortası olan bu nedenle  sıkı aile bağlarına ihtiyacı olmayan mikronize olmuş fertler... “Kendine iyi bak” diyen yalnızlar!
Türk milli kimliğinin imhası ile samanlık seyran olacak, kendilerine kavmi hayatlarını devam ettirilecekleri bir saha açılacak ham ümidini taşıyan garibanlar! Sistem, ortak milli kimliğin imhası için istifade ettiği aşiret, kabile asabiyetini yine kendisi yok ediyor, edecek.
Kavim, kabile, aşiret, aile kimliği takbih ediliyor. Dünyanın her yerinde aynı insan tipi isteniyor. Pekin'dekiyle Kastamonu'dakini aynılaştırmak istiyor. Bu sebeple 'Türk Hüviyeti' düşmanlığı yapanlar kendileri için dünya sistemine karşı bir muhafaza vazifesi yapan ilk kalkanı kendi elleriyle kırmış oluyor. Geriye daha zayıf bir kalkan kalıyor; kabile veya aşiret... Buna kalkan yerine şemsiye demek daha doğru olsa gerek. Şemsiyenin de elinden alınacağının farkında olmayan güruha kala kala şemsiperli şapka kalacak.
Ailenin, aşiretin, kabilenin, kavmin, milletin kendisine verdiği her şeyi inkâr edebilmiş huzura ermiş, hiç kimseye borcu olmayan, hepsinden alacaklı olan mesud fertler...
Mozaik, bir bütün içine tutturulmuş küçük parçacıklardan oluşuyor. Dünya sistemi dış çerçeveyi çıkardı. Geriye parçaların 'özgürleştirilmesi' ve kendi 'hür dünyasına' çıkarılması kaldı.
'Mozaik'teki renkler mozaikten ayrılmak için gerekçe sağlıyor. Sonraki safha ise hepsinin üzerine bir asit döküp, hepsine yeni bir 'yeşil' boyanın vurulması! Yeşil dediysem başka şey anlaşılmasın. Bu yeşil üzerinde George Washington resmi bulunan bir yüzlük yeşili!
Türkiye varlığını devam ettirecekse bir üsare olduğunu hatırlamalı, ona mozaik muamelesi yapanların niyetlerini fark etmeli. Aksi halde gelecekte ne Kürt kalacak, ne Laz, ne Çerkez! Hepimizi bekleyen kâbus, mutlu ve obez 'Amerikalı olabilme' umudunun müşterileri olmamız.

Sizi şanslılar, sizi! 'Green Card'lı şanslılar!


6 Şaban 1435