Evet, maalesef belediyelerin, oda ve derneklerin başkanları Türkçeyi bilmiyor veya Türkçeye yabancılar.

Özellikle bu durum Konya'da oldukça yaygın.

Bunu da 'nereden çıkarıyorsun?' Diye sormayın.

Çünkü gönderdikleri basın bültenleri, reklam çalışmaları, billboard ilanlarındaki yazılar bunun göstergesi.

Tam bir Türkçe kıyımı var.

Bu kıyım daha çok basın bültenlerinde yaşanıyor.

Yaptıkları etkinliklerle ilgili gönderdikleri metinler içler açısı.

Yazılanı anlamak, çözümlemek, düzgün bir cümle haline getirmek için ömrünüzdün ömür gidiyor.

Ne kadar Türkçeye hakim olursanız olun, işiniz kolay değil.

Dakikalarınızı gönderilen metinleri düzeltmek için kullanıyorsunuz.

En kötüsü de kırsaldaki ilçe belediyeler ve derneklerden gelen metinler. Tam bir rezillik, rezalet.

Sözde başkan yaptığı etkinliği, projeyi halka duyuracak ama yazılan metin metin değil ki.

İlkokul mezunu yazsa bu kadar saçmalamaz

Başkana sorsan; 'bu metni ben yazmadım, yazmış göndermişler' der.

Peki kim yazmış? 'Kurumda çalışan biri, bir tanıdık...' gibi cevaplar alırız.

Bir anlamda işin içinden kurtulmaya çalışırken çamurun içine daha da batarlar.

Evet metinleri kendileri yazmıyorlar ama haberlerini, duyurularını, reklamlarını yapacak iyi bir basın danışmanı bulamazlar mı?

Bulurlar ama sırf bu iş için para vermeme adına metni bir şekilde yaz, gazete nasıl olsa düzeltir mantığı için de Türkçe'den yoksun metinleri haber dairelerinin maillerine göndermeye devam ediyorlar.

Çoğu kez de düzeltilmesi imkansız metinler gazetede yer almıyor.

Hem niye alsın ki, işi gücü yok gazeteci dakikalarca o metni mi düzeltecek?

"Gazete metni nasıl olsa düzeltir" mantığını yürüten kafalar, bir danışmanım benim etkinliklerimi en iyi şekilde basına servis etsin kafasına dönüşmüyor.

Beyinleri üç kuruşa çalışırken, vizyona, misyona çalışmıyor.

Gerçi nasıl başkan oldukları belli, çalışmaması da normal.

Bu kafalara akıl vermek bize düşmez ama yine de yol göstermiş olalım.

Bugün Selçuk Üniversitesi'nde Türkiye'de marka yapmış bir İletişim Fakültesi var.

Bu fakültenin de iletişim alanında saygı değer bir dekanı var; Prof. Dr. Ahmet Kalender.

Kendisiyle irtibata geçerseniz başarılı öğrencilerden size iyi basın danışmanı noktasında yardım olacağına inanıyorum.  

Böylece hem Türkçe'nin doğru kullanımı ile etkinliklerinizi, projelerinizi, faaliyetlerinizi daha iyi kamuoyuna yansıtabilirsiniz.

Üstelik iletişimci bir basın danışmanı ile vizyonunuz gelişir.

Yapmanız gereken Prof. Dr. Ahmet Kalender'e ulaşmak ve gönderdiği iletişimciye gerekli maaşı vermek.

Yok ben böyle iyiyim diyorsanız, bulunduğunuz yerde ancak başkan olarak tanınırsınız.

Bu arada "Gazeteler nasıl olsa bizim metinleri giriyor" diye daha çok beklersiniz. Günümüz hızlı iletişim ağında yoğun haber akışından sizin bozuk metinlerinizle uğraşacak ne vaktimiz ne de lüksümüz var...

Bu yazı genel anlamda belediye, dernek ve oda başkanlarına uyarıydı. Eğer bozuk metinler gelmeye devam ederse kimden geldiğine bakmadan isim vererek yazacağım.

Çünkü başkan dediğin entelektüel bir birikimi, vizyonu olmalı, Türkçeyi iyi kullanmalı.

Türkçeyi bilmeyenden bırakın başkan olmayı, çoban bile olmaz...