Özelliklehububat ve pancar ekimi ile ön plana çıkan ve son yıllarda yağlık bitkiler üretiminde de ciddi bir mesafe kaydeden Konya Ovası, iklimsel olumsuzluklara rağmen hasat dönemi için hazırlanıyor.

Yakın bir zaman içerisinde ovada hasat başlayacak. Hasat için her şey hazır.

Bir taraftan geleneksel diyebileceğimiz ürünlerin üretimi devam ederken, bir taraftan da girişimciler tarafından yapılan yatırımlarla Konya Ovası'nda olmaz yargılarını yıkacak türden ürünler Konya'da üretiliyor.

Çumra Şeker'denbahsediyorum!

Geçtiğimiz hafta Çumra Şeker tesislerini gezme fırsatımız oldu. Sabahın erken saatlerinde başlayan Çumra Şeker gezimiz akşamın geç saatlerine kadar devam etti.

Çumra Şeker hakikaten bir entegre tesis!

Bir fabrikanın atığı, diğer bir fabrikanın hammaddesi olarak kullanılıyor.

Üretimde kullanılan ve 50-60 derece ısınan suyu soğutmak için maliyeti en azaindirgeyerek ve en ergonomik şekliyle ne yapılabileceği düşünülmüş. Sonrasında seralar kurulmuş.

Sofralarımızı süsleyen, damaklarımızda gerçek bir lezzet sunan domatesi biliyorduk!

Muz üretiminide birkaç defa gündeme getirmiştik. Alanya'da, Anamur'da üretilen muz neyse, aynısının Konya Ovası'nda, Çumra'nın verimli topraklarında, gerekli iklim şartlarının seralar vasıtasıyla sağlanması ile üretildiğini de az çok biliyorduk.

Ama beni hayrete düşüren şey, şimdilerde araştırma ve geliştirme safhasında olan hurma ve kakao üretimi oldu.

'Konya'da hurma üretilir mi?' demeyin, gittik gördük!

Üretiliyormuş!

Hadi hurma üretilir diyelim, kakao neyin nesi?

Tropikal iklim kuşağında bulunan Fildişi Sahilleri, Nijerya ve Kamerun gibi ülkelerde üretilen kakao, karasal iklimin hakim olduğu Konya'da kök salmaya başlamış bile!

Lise yıllarındayken coğrafya derslerinde kakaonun çok hassas bir bitki olduğunu, ılık iklimde, bol yağış alan ve sıcak bölgelerde yetiştirildiğini öğrenmiştim.

Tüm bildiklerim alt üst oldu!

Ben eminim, Çumra Şeker bu azimle çalışmaya devam ederse, çok değil yakın bir zaman sonra çikolata üretiminde kullandığı hammaddelerden biri olan kakaoyu da kendi bünyesinde yetiştirerek temin edecektir.

Seraların bir bölümünü geçip, diğer bölümüne, balık üretimi yapılan havuzlara geldiğimiz zaman yine 'yok artık' denilecek bir manzara ile karşılaştım.

Bir havuz düşünün!

İçerisi su ile dolu. Suyun içerisinde balık yetiştiriliyor. Suyun üst kısmında ise 'topraksız' marul yetiştiriliyor. Altı balık, üstü marul! Yani suya marul ekilmiş.

İçerisinde 'Tlapia' adı verilen 24-26 derece sıcaklıktaki suda yetişen balıkları da burada gördüm.

Tabi balıkları görebilmek için, önce havuzların üzerinde bulunan marulları ortadan kaldırmak gerekiyordu.

Evet, yanlış duymadınız, havuzların üzerinde marul üretiliyor! Bildiklerimizi yadırgatan bir manzara daha! Biz marulu, toprakta yetişir diye bilirdik. Adamlar su üstünde marul üretiyor.

Çikolata ve şekerüretiminin ardından bisküvi, kraker ve kek üretimine de başlanmış. Harıl harıl çalışıyor tesis.

Türkiye'de ve belki de dünyada ilk defa tuzlu kek üretimine başlamışlar. Marketlerde var, tatmanızı tavsiye ederiz!

Çumra Şeker'e her gün yüzlerce kişi akın akın ziyarete geliyor. Hatta Çumra Şeker çalışanları arasında, “Hz. Mevlana'nın türbesinden sonra en çok ziyaretçi alan yer Çumra Şeker” diye espriler dönüyor.

Çumra Şeker gezimize ilişkin genel görüntüleri iç sayfalarda görebilirsiniz. Yakın zamanda peyderpey, burada yer veremediğimiz birçok ayrıntıyı sizlerle paylaşacağız.

Çumra Şeker çalışanlarınıve Recep Konuk'u tebrik etmemek mümkün değil. Hayırlı ve başarılı çalışmalarının devamını diliyoruz.

Son olarak, Çumra Şeker gezimiz esnasında, rahatsızlığına rağmen enerjisini yitirmeden gün boyu bizimle ilgilenen Erdoğan Nesimoğlu ağabeyime de teşekkürlerimi sunuyorum.

Haftanız, hayırlı ve bereketli olsun!

Mesnevi'den:

“Allah, ne alırsa onun karşılığını verir. Veliler bu sebeple O'na itiraz etmezler.”