Osmanlı mirası Sultan Selim Camii, son yıllarda yapısal bütünlüğünü tehdit eden sorunlarla sık sık gündeme geliyordu. Yapının duvarlarında gözle görülür hale gelen çatlaklar ve zemine sızan su, tarihi mabedin dayanıklılığını zayıflatıyordu. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan geniş kapsamlı müdahale ise sıradan bir bakımdan çok daha öteye geçerek, yapının geleceğini güvence altına almayı hedefliyor.
SULTAN SELİM CAMİİ TEMELİNDE DEV OPERASYON
Geçmiş yıllarda iki kez restorasyon geçirmesine rağmen, kronikleşen su alma ve duvar yarılmaları sorununa bir türlü kalıcı bir çözüm bulunamamıştı. Bu durum, mabedin geleceği açısından daha radikal adımların atılmasını zorunlu kıldı. Şimdiye kadar gerçekleştirilen en detaylı ve kapsayıcı mühendislik müdahalesiyle yapının taşıyıcı sistemleri baştan sona ele alınıyor. Restorasyon ekipleri, bir yandan binanın dış duvar dip bölgesini özenle kaza ederek güçlendirme alanı açarken, diğer yandan iç mekanda temele inen detaylı bir tahkimat faaliyeti yürütüyor. Yeraltı sularının yapı zeminine zarar vermesini engelleyecek özel izolasyon ve zemin enjeksiyon yöntemleri sayesinde, yapının asırlardır devam eden kronik sorunu kökten çözüme kavuşturuluyor.

KONYALILARIN MERAKLA BEKLEDİĞİ AÇILIŞ TARİHİ GÜNCELLENDİ
Yürütülen bu titiz ve zahmetli mimari koruma sürecinin ilk aşamalarında, çalışmaların yaklaşık iki yıl süreceği ve ibadethanenin kapılarını ancak 2028 yılında yeniden açabileceği öngörülmüştü. Fakat sahada elde edilen veriler ve mühendislik planlamalarında yakalanan yüksek tempo, sürecin gidişatını olumlu yönde değiştirdi. Yapılan teknik değerlendirmelerin ve çözüm odaklı müdahalelerin olumlu sonuç vermesiyle birlikte açılış takviminde sevindirici bir güncellemeye gidildi. Çalışmaların öngörülenden daha hızlı ve sağlıklı ilerlemesi, mabedin 2027 yılının ağustos ayı itibarıyla yeniden cemaatiyle buluşmasını sağlayacak.

ASIRLIK MİRAS GELECEK NESİLLERE GÜVENLE AKTARILIYOR
Osmanlı mimarisinin Konya’daki en görkemli simgelerinden Sultan Selim Camii, sadece bir ibadet mekanı olmanın ötesinde, bölgenin tarihi dokusunu tamamlayan en kritik unsurlardan biri konumunda bulunuyor. Her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan bu eşsiz eserin, temelindeki su tahribatından ve statik bozulmalardan tamamen arındırılması bölge turizmi ve kültürel mirasın korunması açısından da büyük önem taşıyor. Yapılan derinlemesine kazı ve güçlendirme hamleleri sayesinde, tarihi mabedin gelecek asırlara sapasağlam aktarılması garanti altına alınıyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte hem Konya silüeti tarihi bir değerini tam anlamıyla geri kazanacak hem de ziyaretçiler daha güvenli ve korunaklı bir atmosferde tarihi hissetme imkanına kavuşacak.






