Türkiye genelinde 2026 hidrolojik yılı sona yaklaşırken, meteorolojik veriler son 66 senenin en yüksek yağış seviyelerine ulaşıldığını gösteriyor. Metrekareye düşen ortalama 693 milimetrelik yağış miktarı kağıt üzerinde büyük bir bolluk gibi görünse de uzmanlar bu durumun rehavet yaratmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, yağışın miktarından ziyade toprağa ve yeraltı sularına ne kadar süzüldüğünün kritik önem taşıdığını vurguluyor. Yıllık baraj ve gölet doluluk oranlarının geçmiş dönem ortalamalarına kıyasla %30 seviyelerinde kaldığına dikkat çeken Çalış, rekor yağışlara rağmen proaktif önlemler alınmazsa gelecekte büyük sıkıntılar yaşanabileceğini ifade ediyor.

BETON KANALLAR ŞEHİRLERİ SEL FELAKETİNE SÜRÜKLÜYOR

Modern şehircilik anlayışında akarsuların ve derelerin etrafının betonla çevrilmesinin büyük bir ekolojik hata olduğunu belirten Celil Çalış, bu uygulamanın doğal su döngüsünü bozduğunu dile getiriyor. Betonlaştırılan ve bitki örtüsünden arındırılan kanallar, yağmur suyunun toprakla buluşmasını engelleyerek yer altı akiferlerinin beslenmesini imkansız hale getiriyor. Aynı zamanda geçirimsiz asfalt ve binalar yüzünden yayılacak alan bulamayan su, beton kanallarda daha yüksek bir akış hızına ulaşarak şehirlerdeki sel ve taşkın riskini katlayarak artırıyor. Doğal sulak alanların, bitki örtüsünün ve kayaların suyu yavaşlatarak filtreleme görevi gördüğünü hatırlatan Çalış, doğaya aykırı müdahalelerin felaketleri daha da derinleştirdiğini vurguluyor.

NEHİRLERİN DİNAMİK YAPISI UYDU TEKNOLOJİLERİYLE İZLENİYOR

Su yönetiminde geleneksel ve durağan yaklaşımların ötesine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Celil Çalış, nehirlerin gezegenin canlı kılcal damarları gibi işlediğini aktarıyor. Uluslararası uzay ajanslarının geliştirdiği SWOT misyonu ve gelişmiş radar teknolojileri sayesinde artık akarsuların yüzey yükseklikleri ile genişliklerinin anlık olarak takip edilebildiğini belirtiyor. Nehirlerin tıpkı bir kalp gibi nabız attığını ve mevsimsel değişimlere hidrolojik dalgalarla yanıt verdiğini ifade eden Çalış, sel ve kuraklık risklerinin bu dinamik uzay verileri üzerinden 'gezegenin nabzı' okunarak yönetilmesinin yeni dönemin anahtarı olduğunu paylaşıyor.

TARIMSAL SULAMADA TASARRUF DEĞİL BEKA MÜCADELESİ

Büyükşehir Basın Müdürü Cemil Anıl Doğan Konya Yenigün Gazetesi'ni ziyarette bulundu
Büyükşehir Basın Müdürü Cemil Anıl Doğan Konya Yenigün Gazetesi'ni ziyarette bulundu
İçeriği Görüntüle

Ülke genelinde mevcut su kaynaklarının %72 gibi devasa bir kısmının tarım sektöründe kullanıldığını hatırlatan Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, 6,9 milyon hektarlık sulanabilir arazinin neredeyse yarısında hâlâ kontrolsüz ve verimsiz yöntemlerin uygulandığına işaret ediyor. Meseleye sadece suya sahip olmak açısından değil, bitkinin buharlaşma ve terleme ihtiyacını doğru yönetmek şeklinde yaklaşılması gerektiğini savunan Çalış, damla sulama sistemlerinin su kullanımını %70 oranında düşürürken verimi yükselttiğini aktarıyor. Suyu bitkinin kök bölgesine akıllı teknolojilerle ulaştırmanın tarımsal üretimde bir beka meselesi haline geldiğini söylüyor.

ANLIK VERİYE DAYALI DİNAMİK SU STRATEJİSİ ŞART

Klasik iklim beklentilerinin ve geçmiş yılların ortalamalarına dayalı baraj planlamalarının artık işlevini yitirdiğini ifade eden Çalış, Türkiye'nin ekstrem hava olaylarıyla sık sık karşılaştığı bir döneme girdiğini vurguluyor. Artık kuraklık riskini tartışmak yerine doğrudan su krizini yönetme safhasına geçildiğini belirten Celil Çalış, her havzanın ve kentin yıllık su bütçesinin anlık verilerle yenilenmesi gerektiğinin altını çiziyor. Ölçülemeyen ve hesaplanamayan bir geleceğin yönetilemeyeceğini belirten uzman, beton odaklı mühendislik projeleri yerine doğayla uyumlu, esnek ve dayanıklı çözümlere bir an önce dönülmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Muhabir: Tülin Şeker