Eğitim yolculuğuna ilk kez adım atan miniklerin ailelerinden, üç aylık uzun tatilin ardından ders başı yapmaya hazırlanan çocukların ebeveynlerine kadar pek çok kişi benzer kaygıları zihninde taşıyor. Konuya ilişkin kritik değerlendirmelerde bulunan Uzman Klinik Psikolog ve Konya Yenigün Gazetesi Yazarı Begüm Özer, ebeveynlerin yaşadığı bu karmaşık duyguların son derece insani ve doğal bir süreç olduğuna dikkat çekiyor.
“OKUL KAPISINDA KENDİ KALBİNİZİ BIRAKIYORSUNUZ”
Eylül ayının gelmesiyle birlikte ders zilinin aslında en çok ebeveynlerin yüreğinde çalmaya başladığını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Begüm Özer, okulun ilk günlerinde hem çocuklarda hem de ailelerde beliren endişelerin son derece doğal olduğunu ifade etti. Sürecin psikolojik boyutuna değinen Özer, "Çocuğun okula alışması, arkadaş edinmesi ya da yaşadığı bir sorunu içine atması ihtimali zihnimizi meşgul eder. Bu endişeler son derece doğal; çünkü okul kapısında bıraktığınız şey sadece çocuğunuz değil, biraz da kendi kalbinizdir" değerlendirmesinde bulundu.
OKULA BAŞLANGIÇTA YAŞANAN AYRILIK KAYGISIYLA BAŞ ETMENİN YOLLARI
Okulun ilk günlerinde çocuklarda "sevdiklerimden ayrılıyorum" düşüncesinin öne çıkabileceğini belirten Begüm Özer, bu noktada en kritik unsurun çocuğa terk edilmediğini hissettirmek olduğunu kaydetti. Vedalaşma anlarının uzun tutulmaması gerektiğini hatırlatan Özer, şu uyarılarda bulundu: "Göz hizasına inip sevginizi hissettirmek ve ne zaman döneceğinizi netleştirmek süreci kolaylaştırır. 'Çıkış zilinde tam bu kapıda olacağım' demek, zihnindeki belirsizliği siler. Çocuğa fark ettirmeden uzaklaşmak yerine, sakin bir vedayla ve belirttiğimiz saatte orada olmak en güvenli limandır."

EVDEKİ İLETİŞİM DİLİ OKUL ALGISINI ŞEKİLLENDİRİYOR
Okul kapısındaki ayrılığın ardından asıl uyum sürecinin evde devam ettiğinin altını çizen Özer, çocuğun okulu güvenli bir alan olarak görmesinin evde kullanılan dille doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Okulun kesinlikle bir baskı veya ceza unsuru olarak kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken uzman isim, "Böyle yaparsan öğretmenine söylerim" gibi ifadelerin okulu bir ceza alanına dönüştürebileceği hususunda velileri uyardı.
Çocukların hissettiği korku ve heyecan duygularına alan açılması gerektiğini belirten Özer, "Korkacak bir şey yok demek yerine, 'Yeni bir ortama girmek bazen insanı heyecanlandırabilir, seni anlıyorum' diyerek hislerini onaylamak çocuğu rahatlatır. Kendi okul yıllarınızdan tatlı hikayeler anlatmak da okulun eğlenceli bir yer olduğu algısını pekiştirir" ifadelerini kullandı.

SORGULAYAN DEĞİL ANLAYAN EBEVEYN MODELİ
Eve dönüş anlarında sergilenen tutumun iletişim açısından anahtar rol oynadığını ifade eden Begüm Özer, eve gelir gelmez çocuğun soru yağmuruna tutulmaması gerektiğini söyledi. "Günün nasıl geçti?" sorusu yerine "Bugün en çok neye güldün?" gibi detay soruların sohbeti kolaylaştıracağını vurgulayan Özer, çocukların söylenenlerden ziyade sergilenen davranışları model aldığını ve evde ekranı sınırlayan okuma odaklı ebeveyn modelinin en güçlü rehberlik olduğunu ekledi.

UYUM SÜRECİNDEKİ TEPKİLER NE ZAMAN UZMAN DESTEĞİ GEREKTİRİR?
Tüm doğru adımlara rağmen sürecin her zaman pürüzsüz ilerlemeyebileceğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Begüm Özer, adaptasyon döneminde ortaya çıkabilecek davranışsal değişimlere değindi. Büyük değişimlerin çocuklarda hırçınlık veya alt ıslatma gibi tepkilerle dışa vurabileceğini söyleyen Özer, bu durumun ilk haftalarda son derece doğal karşılanması gerektiğini vurguladı. Söz konusu tepkilerin kronikleşmesi ve günlük hayatı aksatması durumunda bir uzmandan profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Özer, "Okul çocuğunuzun kendi kanatlarıyla uçmayı öğrendiği ilk gökyüzüdür, size düşen ise bu yolda ona güvenli bir liman olmaktır" diyerek sözlerini tamamladı.




