Söz olur, ağırlığınca altın eder. Söz olur duyana öyle bir tesir eder ki hayatının dönüm noktası olur. Boşuna Yunus;

“Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı, söz ola ağılı aşı, yağ ile bal ide bir söz” diye buyurmamış.

Yüce Yaratıcı bizlere konuşma yetisini neden vermiştir?  Olur- olmaz her yerde konuşalım, her ortamda fikrimizi beyan edelim, bol bol latife edip etraftakileri eğlendirelim, yekûn tutmaz, ipe sapa gelmez, torba doldurmaz bir dolu amaçsız kelam sıralayalım diye mi? Peygamber efendimiz (sav); 'Ya hayır söyle ya da sus' diye buyururken bazen susmanın konuşmaktan daha etkili oluşuna değinmiştir.

Hayır söylemek nasıl olur? Doğruluğunu kesin olarak bildiği konu hakkında gerekli ortamda kelam etmeli bir kimse. Yoksa sanmak yani zannettiğini söylemek yalan olarak yetişir kişiye. Unutmayalım ki zannın bir kısmı günahtır. Gıybet denilen halk arasında dedikodu diye bilinen birini gıyabında çekiştirmek, ölü eti yemeye benzetilmiş. Yalan söylemenin kötülüğü konusunda zaten herkes hemfikir. İftira etmek hakeza! Karşısındakileri güldürmek için kelam etmek çirkin görülmüş. Birisini övmek için kelam etmeyi ise Hz. Ömer men ederek ,'biri sizi yüzünüze karşı överse yüzüne toprak saçın' buyurmuş.

Bugün modern tıpta kabul gören görüş, sözlerin insan üzerinde %10 tesirli olduğu yönünde. O bakımdan uzmanlar anne babalara çocuklarının eğitiminde nasihatten çok davranışla örnek (rol model) olmayı öneriyor.

Tüm bunların ışığında- hatta buna Hz. Ebubekir'in boş konuşmamak için dilinin altına çakıl taşları koyduğunu ve pek çok büyük sahabenin 'susan kurtuldu' düsturunu kendilerine şiar edindiğini de ilave edebiliriz-söz söylerken azami dikkat göstermeli ve insanın kıyafetleriyle karşılanıp sözleriyle uğurlandığını akıldan çıkarmamalı.

Birde her sözümüzü kayıt altına alan kâtip melekler var. Bunlar unuttuğumuz, laf olsun diye söylediğimiz iyi, kötü, güzel, çirkin, hayır, küfür,  gerekli, gereksiz, boş(malayani), dolu ne varsa hepsini kaydetmekteler. Onlar bizim sessiz şahitlerimiz. Bıkıp usanmadan bir ömrün çetelesini tutuyorlar. Acaba o kayıtları seyrettiğimizde nasıl bir manzara ile karşılaşacağız. Umarız Rahmeti Sonsuz bizi utandırmaz.

İki kişinin arasını düzeltmek için yalana bile göz yuman bir dinin mensupları olarak fazla karamsar olmaya gerek yok sanırım. Ayrıca okumak, doğruları telkin etmek, bir kötülük gördüğünde eliyle olmuyorsa diliyle düzeltmek hep insanlığın huzuru için yeryüzüne gönderilmiş en güzel nizamın buyrukları arasında. Bir de o nizamın biricik gözbebeğinin, seçilmiş elçisinin şu sözleri var: ' Eğer bir kimseyi seviyorsanız ona sevdiğinizi söyleyiniz'.

Sonuç olarak hayatın her alanında olduğu gibi konuşurken de ölçülü olmak en güzeli.

Yunus Emre şiirin devamında şöyle fısıldıyor;

Kişi bile söz demini demeye sözün kemini

Bu cihân cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz

Muhabbetle kalın!