Toroslar'da Bilimsel Keşif Mucizesi: Dağların Zirvesinden Çıkan Yeni Türlere Verilen İsimler Şaşırttı
Anadolu'nun bitki haritasını güncellenmiş verilerle zenginleştirmek amacıyla başlatılan kapsamlı saha operasyonunda, laboratuvar çalışmaları ile arazi gözlemleri eş zamanlı olarak yürütüldü. Bilimsel bir ekolün temsilcisi olan uzmanlar, ülkenin neredeyse tamamını kapsayan geniş bir lojistik hat üzerinde mekik dokudu. Sürecin yönetimini üstlenen kurumsal yapı adına konuşan Konya'da Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul'un yürütücülüğündeki TÜBİTAK projesi kapsamında, Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü, bilimsel literatüre kazandırıldı.

Bu devasa botanik taramasında tek bir bilim insanının değil, kolektif bir dehanın imzası bulunuyor. Üniversitenin laboratuvarlarında gece gündüz demeden çalışan geniş uzman kadrosu, projeye çok yönlü bir derinlik kazandırdı. Saha operasyonunun kurumsal ve akademik gücünü yansıtan detaylarda, Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Akdeniz ile İç Anadolu'nun kesişim noktalarında yürütülen taramaların sonuçlarına bakıldığında, Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda daha önce bilinmeyen 4 yeni kayagülü türü literatüre kazandırıldı. Türler, bilim dünyasına tanıtılıp uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı.
Laboratuvarda İğneyle Kuyu Kazıldı: Küresel Ölçekte Veri Karşılaştırması
Arazi çalışmalarında elde edilen somut bulguların genetik ve morfolojik olarak doğrulanması, projenin en sancılı ve titiz aşamalarından birini oluşturdu. Sadece bitkinin dış görünüşüyle yetinmeyen uzmanlar, hücre çekirdeğinden polen yapısına kadar çok katmanlı mikro analizler gerçekleştirdi. Araştırma metodolojisinin arka planını paylaşan projeyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, “Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kaya gülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık 1500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu 4 bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik” dedi.

Bu yoğun mikroskobik incelemeler, bitkilerin daha önce tanımlanmış dünya üzerindeki hiçbir türle eşleşmediğini kesin olarak kanıtladı. Böylelikle toplanan verilerin küresel çaptaki özgünlüğü tescillenmiş oldu.
Bilim Dünyasında Zarif Jest: Eşinin Adını Kayalara Kazıdı
Yeni bulunan canlı formlarının isimlendirilmesi aşamasına gelindiğinde ise hem bölgesel aidiyete vurgu yapıldı hem de projenin görünmez kahramanlarına karşı büyük bir vefa örneği sergilendi. Keşif ekibinin lideri, uzun süren arazi yolculuklarında kendisini yalnız bırakmayan ve akademik stresini paylaşan hayat arkadaşını unutmadı. İsimlendirme kriterlerini açıklayan, bitki türlerinin isimlendirme aşamasında bitkilerden birine eşinin adını verdiğini ifade eden Prof. Dr. Ertuğrul, “İki tanesini toplandığı şehre göre adlandırdık. İki tanesini de projeye katkı veren kişiye göre isimlendirdik. Bir tanesine eşimin adını verdim, ‘Aethionema Kadriye Sultan Kayagülü’ diye. Çünkü bana kendisi çalışmalarımda çok destek oldu. Bir diğeri ‘Aethionema Uysali’. Bir öğretmen arkadaşımız, doğa fotoğrafçısı. Bunun ilk fotoğrafını çekti gönderdi. Onun adına Akseki'den ‘Aethionema Uysali Akseki Kayagülü’ olarak verdik. Bir diğerini Beyşehir'den topladık. ‘Aethionema Beyşehirense Beyşehir Kayagülü’. Bir diğerini de Ermenek Göktepe Yaylası'ndan topladık. ‘Aethionema Ermenekense Göktepe Kayagülü’ olarak adlandırdık” diye konuştu.
Bu yaklaşım, taksonomi tarihine sadece teknik bir veri olarak değil, aynı zamanda duygusal bağları geleceğe taşıyan sembolik bir imza olarak da geçecek. Dağların zirvesinde açan bu nadide çiçekler, artık bu özel isimlerle anılacak.

Gen Merkezi Anadolu: Bu Bitkilerin Kalbi Türkiye Coğrafyasında Atıyor
Yeni türlerin tescil edilmesinin ardından, bu bitki ailesinin küresel çaptaki dağılım özellikleri ve köken haritası da yeniden masaya yatırıldı. Elde edilen veriler, Anadolu topraklarının dünya botanik bilimi için ne denli hayati bir koridor ve ana merkez olduğunu bir kez daha güçlü argümanlarla kanıtladı. Bitkinin coğrafi üstünlüğüne dikkat çeken uzmanlar, bu familyanın sınır ötesindeki varlığının da yine ülkemiz merkezli yayılımlarla ilişkili olduğunu ortaya koydu.
Coğrafi hakimiyet alanlarını sayısal göstergelerle açıklayan ve keşfedilen yeni türlerin ana vatanının Türkiye olduğunu belirten Prof. Dr. Ertuğrul, şunları söyledi: “Bu kayagülü cinsi, Türkiye'ye özgü bir cins ve dünyada yayılış merkezi, gen merkezi Türkiye. Dünyada yaklaşık 70 türle temsil edilen bir cins. Bu 70 türün 51 tanesi Türkiye'de yayılış gösteriyor ve bunun 37 tanesi de Türkiye'ye özgü. Dolayısıyla bu bitkinin büyük bir kısmını Türkiye coğrafyası oluşturuyor. Yayılış gösterdiği ülkeler de Türkiye'nin sınırında olan ülkeler. İran, Yunanistan veya Kafkaslar gibi. Bu bitkinin ana vatanı Türkiye.” Tarım ve orman bakanlıklarının da dikkatini çeken bu endemik zenginlik, bölgedeki eko-turizm ve doğa koruma projelerinin geleceği açısından yeni bir dönemi başlatıyor.





