Geçtiğimiz hafta Hakkâri Çukurca’da eli kanlı teröristlerin haince saldırısı sonucu 24 askerin şehit ve 22 askerin yaralı olduğu haberi 70 milyonun yüreğini derinden yaktı… Bu olay karşısında Türkiye acısını yüreğine gömdü ve teröristlere inat birlik mesajı verdi. Eline bayrağını alan 7’den 70’e bütün vatandaşlar sokaklara çıktı. Türk ve Kürtler, ay yıldızlı al bayrağımızla birlikte el ele vererek adeta teröre meydan okurcasına: “Siz saldırmaya devam etseniz de biz bin yıllık kardeşliğimizi bozmayacağız” mesajı verdiler. Vatandaşlar camilere koşarak şehitler için Kur’an okudu, dua etti…Pazartesi günü de din görevlilerini temsil eden Türkiye Din Görevlileri Vakfı, Diyanet-Sen Konya Şubesi, Türk Diyanet Vakıf-Sen Konya Şubesi, Konya Din Görevlileri Derneği ve Diva-Sen Konya Şubesi, Konya Şehit Aileleri Derneği’nde bir araya gelerek şehitler için hatim okuyup dua ettiler… Aslında şehitler için en güzel programı da din görevlilerini temsil eden bu 5 sivil toplum kuruluşu gerçekleştirmiştir...  Böyle anlamlı bir programa bütün basın mensupları sendikalar tarafından telefonla davet edildi. Program saat 14.00’da başlayacaktı… Programa ben de gittim. Dernek binasına vardığımda hemen hemen bütün basın mensupları oradaydı. Ancak ne oldu bilmiyorum basın mensupları programa katılmaktan vazgeçtiler. Gerekçeleri ise programda basın açıklaması yapılmayacakmış ayrıca Şehit Aileleri Derneği Başkanı Sayın Cafer Çelik’in programda açıklama olup olmayacağı hakkında bilgisi yokmuş… Bu nedenle programa katılmayacaklarmış!... Bu cevap karşında şaşırdım kaldım. Öncelikle programda sendikalar basın açıklaması yaptı ayrıca bir gazeteci kişilere göre mi haber yapar? Sonuçta medya olarak seni toplantıya davet etmişler. A şahsı çağırmış B şahsı çağırmış önemli mi?, Anlaşılan arkadaşlara göre açıklamayı yapacak kişinin şahsı önemli programı terk ettiklerine göre… Hakkari’de 24 şehidimiz için Türkiye ayağa kalkmış ve 5 sivil toplum örgütümüzde şehitler için ortak hatim okuyor. Böyle bir durum karşısında kendilerini gazeteci olduğunu sayan bir grup medya mensubu “burada hatim okunacak haber çıkmaz, ortak hareket edersek bir haberden kurtuluruz” düşüncesiyle derneği terk ediyorlar… Arkadaşlar için haber değeri nasıl anlaşılıyor bunu anlamış değilim… Ayrıca bu basın mensupları beni de ilk başta programa katılmamamı ve çoğunluğa uymamı talep ettiler. Bu talebe ret cevabını verdiğim gibi bu sözü söyleyen arkadaşa da gerekli tepkiyi gösterdim. Programa benimle birlikte sadece Konya Televizyonundan bir arkadaş katıldı. İkimiz hatim programına katılarak güzel bir haber ortaya çıkardık…İşin en ilginç yanını ise program başlandığında diğer medya mensuplarının nerede olduğu sorusu? Oluşturdu. Çünkü Sivil Toplum Örgütlerinin yetkilileri geldiğinde basın mensupları dernek kapısının önündeydi. Program başladığında bir baktılar basın mensupları gitmiş. Bu sefer bize sordular basın mensupları nereye gittiler diye? Bir basın mensubu olarak bu soruya cevap vermekten hicap duyduğum gibi “Sanırım arkadaşların başka bir işi çıktı siz programı başlatın” dedim…Gazetecilik hayatımda böyle bir olayla karşılaştığım için mesleğim adına utanç duyuyorum. Tabii ki gazeteci hangi haberi yapıp yapmayacağında özgürdür ancak programa saatinde gidip sonra “buradan haber çıkmaz” düşüncesiyle programı toplu olarak terk etmek (protesto eder gibi) benim gazetecilik anlayışımla bağdaşmamaktadır. Ya hiç gelme ya da geldiysen çek veya çekim yapmayacağının gerekçesini programı düzenleyenlere anlat… Diğer yandan şehitlerin acısının hala yüreklerde hissedildiği bir zamanda düzenlenen böyle bir programda “haber çıkmaz” düşüncesinde olan da benim gözümde gazeteci değildir…