Halkımız arasında Doğu Fatihi olarak bilinen Musa Kazım Karabekir'in ataları Karaman ilimizin Ğafriyat yeni ismiyle Karabekir ilçesinden İstanbul'a gelmişlerdir. Ceddi genel olarak devletin üst kademesinde görev almış, devlet geleneğini bilen insanlardı.

Zabtiyye “Jandarma” Subayı Karaman-ĞafriyadlıMehmed-Emin ile Halası kızı Havva Hanım'ın en küçük ve beşinci oğulları Musa Kazım (11 Temmuz 1298) 23 Temmuz 1882 Pazar günü İstanbul'un Küçükmustafapaşa semtinde Zeyrek'te doğdu.

İyi bir eğitim aldı. Bu arada babası Van Jandarma Alay Komutanı olunca Van'a gittiler. Orada üç yıl ilkokul tahsiline devam etti. Babası Elaziz'e (Elazığ) nakledilince bir yıl daha okuyup ilk tahsilini tamamladı. Babası Hicaz'a tayin edilince, Mekke'ye gittiler. Üç yıl Mekke'de Türkçe okutan mektep olmadığından kendi kendini yetiştirdi. 1893 Haziran ayında Hac mevsiminde babasının Koleradan rahmetli olmasıyla Mekke'de yetim kaldı. Ailesiyle birlikte İstanbul'a dönmek zorunda kaldı.

 İşte bundan sonra zor yıllar başladı. Annesinin gayretiyle 1893 güzünde Fatih Askeri Rüştiyesi'ne başladı. Fransızca öğrendi. Keman dersleri aldı. Resim tekniğini geliştirdi. Şiir ve edebiyata önem verdi. Türk Tarihini öğrenmeye özen gösterdi. Yüksek azim ve gayretinden dolayı okulunu sınıf birincisi olarak bitirdi. 

Kuleli Askeri idadisini de birincilikle bitirdi. Okulu bitirdiği zaman Fransızca konuşabilen, yağlı boya resim yapabilen, Osmanlı Tarihi ve Muharebelerini okumuş, aruzdan çok serbest manzumeler yazan, içki vb. alışkanlıkları olmayan, terbiyeli, edebli, kültürlü bir İstanbul beyefendisi olmuştu. Tabiidir ki bu üstün başarılarında ve yetişmesinde kendisine hem annelik hem de babalık yapan Haciye Havva Hanım'ın büyük tesiri olmuştur. Yine Doğu'da görev aldığı zaman Dar'ül Eytamdaki çocuklarla özel olarak ilgilenmesinin sebebi herhalde kendisinin yetim olarak büyümüş olmasıdır.

 Milletine karşı sevgisi dolayısıyla Osmanlının yıkılış döneminde insanüstü gayretleriyle dikkat çekti. Görevlerinde hızlı yükseldi. Doğuda ermeni Taşnak çeteleri ve Rus subaylarına karşı yaptığı savaşlarda üstün başarılar gösterdi. Milletimizin kırk yıllık kara günler diye hala anlatılan soykırımdan kurtardı.

Atatürk Doğuya geldiği zaman hiçbir resmi görevi yoktu. İstese onu padişahın emrine göre tutuklayabilirdi. Ama o mesele vatansa gerisi teferruattır diye düşündü. Ona emredersiniz paşam dedi. İşte bu söz tarihin dönüm noktası ve cumhuriyetinde Atatürk'ünde talihinin döndüğü andı. Fakat cumhuriyetin ilanından sonra Kazım Karabekir devlet idarecileri nezdinde gözden düşürüldü. Hatta takip edilmeye başlandı. 

Kendisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurdu. Amacı demokrasinin yerleştirilmesiydi. Ama halk aşırı derecede teveccüh gösterince partisi kapatıldı. Kendisi göz hapsine alındı. Ekonomik sıkıntılar çekti. Hatta bu yüzden eşinin hastalığı dolayısı ile kazandığı madalyalardan birisini satmak zorunda kaldı. Yaşadığı olayları kitap haline getirmeye, teliflere başladı. Kendisi hem yaşadığı dönemin tarihi ile ilgili tarihi kitaplar, hem de edebiyat kitapları yazdı. Bulunduğu dönemin siyasi konularına değindi. 1938 den sonra siyasete girmesi istendi ve İsmet İNÖNÜ'nün desteği ile İstanbul milletvekili seçildi. Vefatına kadar İstanbul milletvekili olarak kaldı. 23 Temmuz 1946 da TBMM başkanı seçildi. Bu görevini büyük bir olgunluk içerisinde vefatına kadar sürdürdü. 

26 Ocak 1948 de Ankara'da kalp krizi geçirerek 65 yaşında vefat etti. TBMM de yapılan devlet töreni ile Ankara Hava Şehitleri Kabristanında toprağa verildi. 

Kendisine yaşarken vefa gösterilmedi ama Kombassan Vakfı Doç. Dr. Caner ARABACI editörlüğündeki Kazım Karabekir Paşa'ya Vefa isimli kitabı çıkarttı. Konya'mızda Konya Aydınlar Ocağında düzenlenen bir programla Şark Fatihi Kazım Karabekir Paşa anıldı. Hem de hayatından önemli kesitler akademisyenlerce anlatıldı. Vatanını ve milletini seven dahi bir asker olarak milletimizin gönlündeki yerini almıştır. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Nur içinde yatsın. Amin!