Kamuoyunda ve akademik çevrelerde şok etkisi yaratan kapatma tasarrufundan vazgeçilmesi her ne kadar olumlu bir geri adım olarak değerlendirilse de, resmi düzenlemedeki usul hataları çok daha büyük bir kaosu tetikleme potansiyeli taşıyor. Kararın hukuki arka planını ve idare hukuku normlarını masaya yatıran uzmanlar, yürürlüğe giren yeni metnin mevcut sorunları çözmek yerine içinden çıkılmaz bir belirsizlik ortamı yarattığı uyarısında bulunuyor.

BASİT BİR YÜRÜRLÜKTEN KALDIRMA KARARI KURUMSAL YAPIYI OTOMATİK OLARAK CANLANDIRMAZ

Hukuk dünyasının tanınan isimlerinden Avukat Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren son Cumhurbaşkanı Kararı’nı idare hukuku prensipleri ve hukuk devleti ilkeleri ışığında detaylıca analiz etti. Arıtürk, idarenin geçmişte attığı hatalı adımdan dönme iradesini ilkesel olarak takdir ettiğini belirtmekle birlikte, tercih edilen idari işlem tekniğinin çok ciddi normatif eksiklikler barındırdığını ifade etti. İdare hukukunda "kaldırma" ile "geri alma" işlemlerinin tamamen farklı sonuçlar doğurduğuna dikkat çeken deneyimli hukukçu, mevcut düzenlemenin geçmişe dönük etkiler barındırmaması sebebiyle kurumun tüzel kişiliğini ve yönetim organlarını otomatik olarak ihya etmediğini vurguladı.

Ramazan Arıtürk-1

REKTÖRLÜK VE MÜTEVELLİ HEYETİ MAKAMLARINDA KİMLİK VE YETKİ MUAMMASI

Kapatma yönündeki ilk kararın hayata geçmesiyle birlikte, üniversitenin rektörlük makamından dekanlıklarına, mütevelli heyetinden en alt idari birimlerine kadar tüm kurumsal yetki mekanizması hukuken kesintiye uğramış kabul ediliyor. Son yayımlanan metnin ise yalnızca eski kararı ortadan kaldırmakla yetindiğini söyleyen Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, askıya alınan veya düşen bu hayati görevlerin hangi statüyle yeniden canlandığına dair hiçbir geçiş hükmü içermediğini belirtti. Bu durumun kurum bünyesinde devasa bir organ boşluğu doğurduğunu ifade eden Arıtürk, şu an için üniversiteyi kimin yasal olarak temsil edeceği, mütevelli heyetinin hangi tarihten itibaren imza yetkisine sahip olduğu ve yönetim kadrolarının tasarruflarının meşruiyeti gibi kritik soruların tamamen yanıtsız kaldığını aktardı.

Konya’da ahşaptan uçak yaptı, kendini gerçek kokpitte buldu
Konya’da ahşaptan uçak yaptı, kendini gerçek kokpitte buldu
İçeriği Görüntüle

DİPLOMALAR, SINAVLAR VE PERSONEL İŞLEMLERİ MAHKEMELİK OLABİLİR

Oluşan bu hukuki gri alanın, kısa vadede telafisi imkansız çok boyutlu yargısal ihtilaflara zemin hazırlayabileceği belirtiliyor. Kararın mevcut haliyle uygulanması durumunda, kurum adına gerçekleştirilecek bankacılık faaliyetlerinden ticari sözleşmelere kadar her alanda imza yetkisi tartışmaları yaşanabileceği öngörülüyor. Öğrencilerin eğitim hayatını doğrudan etkileyen sınav süreçleri, mezuniyet diplomalarının düzenlenmesi, akademik kadroların aldığı disiplin kararları ve personel sözleşmelerinin "yetki gaspı" veya "yetki tecavüzü" iddialarıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılıyor. Yarın bir öğrencinin ya da personelin, alınan bir karara karşı "yetkisiz makam tarafından tesis edildiği" gerekçesiyle yargıya başvurması halinde, mahkemelerin öncelikle üniversitenin karar alma mekanizmasının yasal geçerliliğini sorgulamak zorunda kalacağı ifade ediliyor.

Üniversite Amfi

KRİZİN ÇÖZÜMÜ İÇİN ACİL GEÇİŞ HÜKMÜ ŞART

Devlet ciddiyeti ve idarenin sürekliliği ilkesi gereğince, bu kalibredeki yüksek etkili kamu tasarruflarında çok daha titiz ve net bir idari dil kullanılması gerekirdi. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, yapılması gereken asıl hamlenin ilk kararın sadece yürürlükten kaldırılması değil, tüm yasal sonuçlarıyla birlikte geçmişe etkili olacak şekilde tamamen "geri alınması" olduğunu belirtti. Yaşanan kurumsal ve toplumsal belirsizliğin önüne geçilmesi adına, mevcut boşluğu dolduracak tamamlayıcı bir düzenlemenin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Düzenlemeye eklenecek geçici bir maddeyle, kapatma tarihi ile yeniden açılma tarihi arasında geçen sürede tüm idari ve akademik organların yetkilerinin kesintisiz şekilde devam ettiğinin tescillenmesi, hem iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını korumak hem de hukuk devletinin öngörülebilirlik ilkesini sağlamak adına zorunlu bir hukuki gereklilik olarak öne çıkıyor.

Muhabir: SERHAT YALDIZ