İlk ve ortaöğrenimini Kadınhanı’nda tamamladıktan sonra lise ve üniversite eğitimini Almanya’da sürdürdüğünü belirten İlseven, üç yıl sanat eğitimi aldığını ve ardından makine mühendisliği bölümünü bitirdiğini dile getirdi. Uzun yıllar mühendis olarak çalıştıktan sonra 1998 yılında umrede yaşadığı bir rahatsızlık sonucu bel fıtığı geçirdiğini aktaran İlseven, bu süreç sonrasında erken emekliliğe ayrıldığını ifade etti.
Emeklilik dönemini topluma faydalı bir alana dönüştürmek amacıyla Almanya’da bir dershane açtığını belirten Ümmet İlseven, bu merkezde üçüncü sınıftan on üçüncü sınıfa kadar olan öğrencilere Almanca, İngilizce ve matematik dersleri verdiklerini söyledi. Kurslarda hafta sonları adab-ı muaşeret ve çeşitli dersleri de düzenlediklerini vurgulayan İlseven, elde edilen gelirle Türkiye’den ve Afrika’dan burslu öğrencileri Almanya’ya getirerek eğitimlerine katkı sağladıklarını aktardı.

"AFRİKALI ÖĞRENCİLERİN TEŞVİKİYLE YÖNÜMÜZÜ AFRİKA’YA ÇEVİRDİK"
Almanya’daki üniversitelerde okuyan burslu gençlerin hafta sonları dershanede rehberlik yaparak Türk çocuklarına büyük katkı sağladığını belirten İlseven, Afrika serüveninin nasıl başladığını şu sözlerle anlattı:
"Bir gün Afrikalı öğrencilerden 'Afrika'ya yardım etmek istiyorsan, Avrupa'da değil doğrudan Afrika'da yardım etsen daha iyi olur' şeklinde bir öneri geldi. Onların bu teşvikini bir fırsata çevirerek Afrika'ya açıldık. İlk durağımız Etiyopya yani eski adıyla Habeşistan oldu. Orada 15 günlük bir inceleme çalışması yaptık. Gördüm ki insanlar her şeye muhtaç durumda ve Müslümanlar zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor. Üniversitelerdeki Müslüman öğrenci oranı sadece yüzde iki ile beş arasındaydı. Onlara rehberlik ederek durumları düzeltebileceğimiz bir yol haritası belirledik."

Etiyopya’da Cuma namazı sırasında yaşadığı unutulmaz bir anıyı da paylaşan İlseven, imamın hutbede kendisini işaret ederek konuştuğunu ve namaz sonrasında bu durumun nedenini öğrendiğini ifade etti. Cemaatin, Türklerin bölgeye gelişiyle birlikte yalnız olmadıklarını hissettiğini belirten İlseven, geçmişte yaşanan açlık dönemlerinde insanların misyonerlik faaliyetleri karşısında yaşadığı çaresizliklere bizzat tanıklık ettiğini söyledi.

"GAMBİYA’DA İMKANSIZLIKLARIN BOYUTU ANLATILANLARIN ÇOK ÖTESİNDEYDİ"
Doğu Afrika temaslarının ardından Sudan, Somali ve Kenya gibi ülkeleri de incelediğini kaydeden Ümmet İlseven, Almanya’da karşılaştığı iki Gambiyalı gencin daveti üzerine yönünü Batı Afrika’ya çevirdiğini açıkladı. Kurban Bayramı öncesinde topladığı yardımlarla Gambiya’ya gittiğini belirten İlseven, karşılaştığı tabloyu şu ifadelerle dile getirdi: "Gambiya’ya gittiğimizde anlatılan imkansızlıkların aslında sadece yüzde beşini kavrayabildiğimi, bölgenin yüzde seksen daha zor durumda olduğunu gördüm. Okuma yazma oranı yüzde yirmi seviyelerindeydi ve ortalama yaşam süresi 38 yıl kadardı. Sıtma hastalığı nedeniyle çocuk ölümleri çok yüksekti; ilaca ulaşamayan çocuklar 24 saat içinde hayatını kaybediyordu. Sağlık sistemi tamamen çökmüş durumdaydı ve piyasadaki ilaçlar etkisizdi."

Bölgedeki su krizine ve sömürge döneminin izlerine dikkat çeken İlseven, Alman Sağlık Bakanlığı’ndan uzman bir ekiple yaptığı incelemelerde, sığ su kuyularının ve toprakta kalan siyanür kalıntılarının sağlığı tehdit ettiğini tespit ettiklerini aktardı. Bu duruma çözüm olarak Türkiye modeli 35 ile 70 metre derinlikte büz döşemeli süzme su kuyuları açmaya başladıklarını belirten İlseven, günümüze kadar 200’ün üzerinde sağlıklı su kuyusunu hizmete sunduklarını vurguladı.
MİSYONERLİK FAALİYETLERİNE KARŞI EĞİTİM HAMLESİ
Yabancı misyonerlerin bölgedeki çocukları hedef alan anaokulu çalışmalarına karşılık kendi eğitim modellerini geliştirdiklerini belirten Ümmet İlseven, Türk, Arap ve İngilizce müfredatın harmanlandığı özel bir eğitim sistemi kurduklarını söyledi. Osmanlı eğitim anlayışını ve adab-ı muaşeret kurallarını temel alan anaokulları ve ilkokullar açtıklarını ifade eden İlseven, bu okullardan mezun olan gençlerin günümüzde Gambiya, Türkiye ve Avrupa’da üniversite eğitimi aldıklarını kaydetti.
Yardım faaliyetlerinin şeffaflığı sayesinde Alman vatandaşlarının ve iş insanlarının da sürece büyük destek verdiğini belirten İlseven, kurdukları insani yardım derneğinin üyelerinin yüzde seksen beşinin Almanlardan oluştuğunu ve bu süreçte çok sayıda ailenin İslamiyet’i seçtiğini vurguladı.

NAKDİ YARDIM MODELİ VE KURBAN ORGANİZASYONLARI
Koronavirüs pandemisi sonrasında gıda paketi dağıtımını bırakarak zarf içerisinde nakdi yardım sistemine geçtiklerini açıklayan Ümmet İlseven, yardımları doğrudan evin idaresini sağlayan kadınlara teslim ettiklerini belirtti. Ailelerin kendi ihtiyaçlarını özgürce karşılamalarına imkan tanıdıklarını dile getiren İlseven, yılın 12 ayı boyunca adak, akika ve şifa kurbanları keserek dağıtımlar gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.
Gambiya halkıyla bütünleştiklerini ve yardım götürdükleri köylerde büyük bir sevgi ve duayla karşılaştıklarını belirten İlseven, samimiyet ve ihlasla yürütülen çalışmaların bölgedeki insanlara umut olmaya devam ettiğini ifade etti.





