Yazıma başlamadan geç kalınmış olsa da mübarek Ramazan-ı Şerif'inizi tebrik eder, hayırlara vesile olmasını diler, hepimize mutluluk içinde bir yaşam temenni ederim.
Ve sizlere Nostalji içinde, Ramazan günlerini anlatmak isterim.
***
Ramazan geldi hoş geldiii.
Baklava tepsisi boş geldiii...
***
Ne güzel ve mutluluk veriyordu...
Yıllar öncesi görülen, yaşanan, bizim ve daha evvel ki kuşağın Ramazanları...
Çocukluk hatta gençliğimize kadar süre gelen, çocukların sokaklarda el ele verip çemberleşerek, neşe ile söyledikleri nakarat...
Hatta sahur davulcularının, Davulunu gümbür, gümbür vurarak geçtiği sokaklarda söylediği tekerleme...
O Ramazanların, başka bir sevgisi, başkaca bir coşkusu vardı...
Gören, duyan var mı şimdi?...
Çocuklardan?...
Davulculardan?...
O günlerin neşeli havası içinde ki sevgiyi, coşkuyu...
Tarihe karıştı gibi.
Apartman blokları içinde, Trafiğin geçit vermediği, hangi cadde ve sokaklarda söyleyebilecek çocuklarımız...
Tek veya çift katlı bahçeli evlerimiz yerine oturan, ses geçirmez betonlu, çok katlı blokların sakinlerine mi duyuracak?
Davulunu, Müzik sahne ve dolaylarında ki veya TV. ler de görüldüğü gibi oynayarak dönerek değil, ciddiyet içinde tokmağını ahenkle vururken, arada bir durup, gür sesi ile Ramazan manileri okuyarak sahura kaldıran cüsseli, pala bıyıklı davulcuları nereler de arasak acaba?...
Bu davulcuların sözde yerini alan, Sahur Davulcuğu sanat ve görüntüsünden uzak, yeni Davulcular bile bu betonlar arasında, rastgele vurdukları davul seslerini duyurabiliyorlar mı?...
Belki Köylerimizin bazılarında, evvelce de davul yoksa güzel teneke çalan sahur uyandırıcıları ve neşeli çocukların nakaratı duyuluyordu.
Duyuluyorsa, Ramazanın zevkini tadını oralardaki yaşayanlar ve çocuklar daha iyi alıyor, çevrelerine mutlu bir Ramazan günleri yaşatıyorlar...
Şehir merkezlerinde bu günlerin yaşamını sürenler...
Yıllar öncesi yaşam içinde olanların yaya gelebilecek mekanlarına karşılık, iş yerlerinin uzaklığı dolayısıyla otosuna, otobüs ve minibüslere binerek trafik kargaşalığı siniri içinde değil de rahatlıkla ve zamanın da gelebiliyor mu İftar sofrasının başına?...
Yine o günlerin, Baba ve Dedeleri açıkta değil de çantasına, kapaklı sepetine, zembiline, Özel Ramazan ekmek ve pideleri ile diğer ihtiyaçlarını koyarak, İftara doğru coşku içinde evinin yolunu tutarken...
Sokaklarda gördüğü neşeli çocuklara bir şeyler vererek, kendilerini de mutlu ederlerken...
Bu günlerin Ebeveynleri mi?...
Sizler, bendeniz den daha iyi değerlendirirsiniz...
Gelecek yazılarım da Ramazanı mutluluğunu ve kaynaşmalar yanında diğer nostalji de kalan Ramazan hayatından bahsetmek isterim.
***
Hayırlı Bereketli, afiyetli iftarlar...