Van Gogh’un “Patates Yiyenler” Tablosu, 1885 yılında Hollanda’nın Nuenen kasabasında yaşadığı dönemde yaptığı bir eserdir. Tablo, Van Gogh’un ilk önemli çalışması olarak kabul edilir ve sanatçının gerçekçi ve karanlık bir üslupla köylü hayatını resmettiği bir döneme aittir. Tabloda, bir lambanın altında patates yiyen beş kişi yer almaktadır. Bu kişiler, sanatçının tanıdığı ve modellik yapan yoksul köylülerden oluşur. Patates, o dönemde Hollanda’da en yaygın ve ucuz gıda maddesi olduğu için, köylülerin zorlu yaşam koşullarını sembol eder. Ayrıca, patates, sanatçının kendi ektiği ve yediği bir ürün olduğu için, onun da köylülerle olan dayanışmasını gösterir. Tabloda, patatesler dışında pek bir renk yoktur, bu şekilde köylülerin yavan hayatına dikkat çeker. Sanatçı, koyu ve soluk renklerle, köylülerin yüzlerindeki buruşukluk, ellerindeki nasırları ve kıyafetlerinin yıpranmışlığı vurgu yapar. Figürler, sert ve kaba bir üslup ile çizilmiş. Bu çizim stili de tablonun vermek istediği duyguyu destekler nitelikte. Tablodaki tek ışık kaynağı olan lamba, köylülerin sade ve mütevazı yaşamlarını aydınlatır. Lambanın ışığı, patateslerin üzerinde parlar ve onlara bir değer katar. Odada ışığın en fazla aydınlattığı şeyin patates olması emeğin kıymetini de vurgulamakta Tablodaki figürlerin yüz ifadeleri, bakışları ve duruşları, onların yorgunluğunu, acılarını, ama aynı zamanda birlikte olmanın verdiği huzuru da anlatmak istemiştir. Tablo, Van Gogh’un, köylülerin yaşamını anlamak ve onlara saygı duymak istediğini gösterir. Tablo, aynı zamanda, sanatçının kendi sanatsal kimliğini aradığı ve kendine özgü bir üslup geliştirmeye çalıştığı bir dönemin ürünüdür. Tablo, sanatçının, resim yaparken kullandığı renkleri, ışığı, fırça darbelerini ve kompozisyonu denediği bir çalışmadır. Tablo, sanatçının, gerçekçilikten uzaklaşıp, daha dışavurumcu ve renkli bir tarza geçiş yaptığı bir dönüm noktasını kapsamaktadır. Tablo, aynı zamanda, sanatçının, insanların ruh hallerini, duygularını ve karakterlerini resmetmeye çalıştığı bir eserdir. Tablo, sanatçının, insanlığın acılarını, sevinçlerini ve umutlarını paylaşmak istediğini gösterir.