7 Haziran seçimleri öncesinde iktidarı ile muhalefeti ile mecliste grubu bulunmayanları ile bütün partiler canhıraş bir şekilde çalışıp, kendilerini en iyi şekilde anlatmanın gayreti içiresinde oldu. 

Tüm partilerin teşkilatları adeta 7 Haziran'a kilitlendi. Seçim öncesindeki o kısacık süre en iyi şekilde değerlendirilmeye çalışıldı. 

Sadece merkezde değil, ilçelerde, Büyükşehir Yasası ile birlikte mahalle olan köylerde bile aynı çalışmalar yürütüldü. 

Hani belediye reisleri diyor ya, 'şehir merkezinde ne varsa aynısı ilçelerde ve mahalle olan köylerde de olacak' diye... 

Bu durum partiler için de geçerliydi. Merkezde ne çalışma yaptılarsa, taşradaki mahallelerde de aynı çalışmayı yürüttüler. 

Ancak 7 Haziran öncesinde AK Parti Konya İl Teşkilatı büyük eleştirilere maruz kalmıştı. Başbakan'ın şehri Konya'da AK Parti Konya İl Teşkilatı'nın ve yöneticilerinin halktan kopuk olduğu sürekli olarak söylenildi, duruldu...

Bunu ben de söyledim, benim gibi birçok gazeteci büyüğüm de halktan gelen tepkileri idarecilere iletmeye çalıştı... 

Bunu söylemekten maksat bağcıyı dövmek değil, üzüm yemekti...

Eleştirdik

Ama eleştirirken de mümkün mertebe yapıcı olmaya çalıştık. Bu mesleğin doğasında yazdıklarını okutma kaygısı var. Bunu da göz önünde bulundurarak, vatandaşın bizden talebi neyse onu kimseyi kırmadan dökmeden yansıtmaya çalıştık, çalışıyoruz. 

Neyse, lafı fazla uzatmayalım. 

Konya'da yayın yapan, Konya'nın nabzını tutan, Konyalı ile Konya'yı yönetenler arasında adeta bir köprü vazifesi gören Konya'daki basın ve yayın organları olarak seçim öncesinde AK Parti'nin kapılarını vatandaşa, dolaylı olarak da gazete ve televizyonlara genel itibariyle kapalı tuttuğundan yakınmıştık. 

En basitinden 27 Aralık'ta göreve gelen AK Parti İl Başkanı Musa Arat ve yönetimine bu manada büyük eleştiriler geliyordu. 

Önceki gün AK Parti Konya İl Başkanı Musa Arat, beraberindeki birkaç yönetici ile birlikte 'bazı' gazete ve televizyonları ziyaret etti. 

Yolu Konya Gazeteciler Cemiyeti'ne de düştü. 

'Şükür kavuşturana' desek yeri var. 

Musa Arat ile Konya Gazeteciler Cemiyeti'nde kısa bir görüşmemiz oldu. İlk defa yüz yüze görüştüğümüz Musa Arat ve parti yöneticilerine halkın beklentilerini, gazetelerin ve gazetecilerin taleplerini o kısacık zaman dilimi içerisinde dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. 

İnsanlar yüz yüze görüştükleri zaman birbirilerini daha iyi anlayabiliyorlar. Nasıl ki, kullanılan her kelimenin bir dili varsa, bedenin de öyle bir dili var. Jest ve mimikler, bakışlar çoğu zaman dile dökülen kelimelerin önüne geçiyor. 

Bu manada hem Musa Arat'ın bizi daha iyi anladığını, hem de bizim Musa Arat'ı daha iyi anladığımızı düşünüyorum. 

Ancak, seçim öncesinde halkla iç içe olmak gerekirken, neden uzak kalındığı yönündeki sorumuza Musa Arat'ın, 'Benim tarzım bu' şeklinde verdiği yanıtı sevmedim ne yalan söyleyeyim. 

Tarzınız buysa, tarzınızı lütfen değiştirin Sayın Başkan. Bunu ben değil, Konya istiyor. Bu tarz, yüzde 60-65'lere düşürdü Konya'daki seçmenin size olan tercih ve teveccühünü.

Daha sıcak ve daha samimi bir tarzın bu oranı yüzde 80'ların üzerine çıkaracağı kanaati var bende. 

Birlikte üzüm yiyelim, bağımız bozulmasın, kopmasın...

Mesnevi'den;

“Teraziyi, terazi doğrulttuğu gibi, terazinin değerini azaltan da yine terazidir. Doğru olmayanlarla tartılan eksikliğe düşer, aklı şaşar kalır.”