MOTİVE EDİLMEMİŞ ÖĞRENCİ

Günümüzde artık rehber öğretmenin ya da eğitim danışmanlarının önemi özellikle sınava hazırlık öğrencileri için her geçen gün artmaktadır.

Günümüzde bir üst eğitim kurumuna geçişte öğrenciler çok önemli sınavlar vermektedirler. Okullarında gördükleri dersler ve müfredatları iyi öğrenmenin yanında çoktan seçmeli sınavlara hazırlandıkları için dershanelere gitmekte ve bol bol soru çözmektedirler. Peki başarılı olmak için bu yapılanlar yeterli midir?

Elbetteki hayır, insan yaşayan bir organizmadır. Robot değildir ki programlayıp bırakalım. İşte tam bu noktada eğitim danışmanları devreye girmektedir. Öğrencinin yaşadığı/yaşayacağı psikolojik problemleri ortadan kaldıracak, öğrenciye yol gösterecek birilerinin olması gerekmektedir.

Sınavlara hazırlık döneminde öğrencilerin ve ailelerinin özellikle sınav yılında motivasyonlarının sağlanması önemlidir. Bugünki yazımda motivasyonla ilgili olacak, özellikle sınavlara hazırlanan öğrencilerin ve ailelerinin okumaları faydalarına olacaktır. 

Motivasyon, öğrenme sürecindeki kişinin, öğrenmeyi talep edecek hale getirilmesi sürecidir denilebilir. Burada dikkat edilecek husus motivasyonun sadece öğrenciler için değil, ebeveynler için de sağlanılmasının gerekliliğidir. Öğrenmeyi talep eden öğrencinin bu sürece aktif olarak dahil olabilmesi için öğrenmenin gerektirdiği kurallara uyması ve öğrenmenin üzerine yüklediği sorumlulukların farkında olması gerekir.

Öğrencinin kendisi ya da eğitim danışmanıyla görüşmeleri sonucunda belirlemiş olduğu hedefine ulaşmak için onu harekete geçirici tüm unsurları yerine getirmesi gerekmektedir. İşte tam da motivasyon dediğim süreç burasıdır. Bu sınava hazırlık sürecinde motive edilmemiş öğrencilerin süreç içerisinde olumsuz davranışlarının olması olağan bir durumdur.

Öğrenci, hedefine ulaşmak için alacağı eğitim ve öğretimle ilgili isteklendirilmemiş ve sınav hazırlık dönemi içerisinde öğrencinin artan ve azalan motivasyonları düzenlenmemişse bazı sıkıntılarla karşılaşması çok sık görülmektedir. Bu sıkıntılardan bazıları şunlardır: öğrenci dikkatini toplayamaz, dersi dinleme ya da derse aktif katılım konusunda sıkıntı yaşar, soru çözme konusunda sıkıntı yaşar yani evde veya çalıştığı yerde tabiri caizse yarım saatten fazla masa başında oturup soru çözemez, devamsızlık yapma, derslere devam etmeme görülebilir, dersi anlatan öğretmen tarafından derse çekilmekte güçlük yaşanır, verilen ödevleri yapmaz ya da ödevini yaparken karşılaştığı en ufak bir zorlukta (test çözüyorsa, zor soruda) ödevinden vazgeçer, tamamlamaz gibi!.

Bu durumları daha da artırabiliriz. Motivasyonu sağlanmayan öğrenci, rüzgarlı bir havada yelkenlerini açamayan bir yelkenli gibidir. Hareket edebilecek potansiyeli olmasına karşın hareket edemez.

Öğrencilerin iyi öğrenememelerinin başlıca sebeplerinden biri de, talep ettikleri (aslında talep ettirildikleri) derse ilgi duymamalarıdır. Katılım ya da endişe ortaklığı olmaksızın başarılı bir eğitimden söz edilmesi mümkün değildir. Burada yapılması gereken ilk iş, eğitim sürecindeki öğrencinin içinde bulunan gizli ilgiyi ortaya çıkarmak ve o ilgiyi canlı tutarak sürekliliğini sağlamaktır. Herhangi bir eğitim sürecindeki öğrencinin, öğrenme konusunda yeterli davranışları sergileyebilmesi için yeterli düzeyde isteklendirilmiş olması gerekir. Buna güdülenme de diyebiliriz. İsteklendirilme konusunda yetersiz kalınan öğrenci, ulaşılmak istenen hedefe odaklanma konusunda da yetersizlik gösterecek, çoğunlukla ilgisini canlı tutup öğrenme sürecinden faydalanamayacaktır.

Bilinmelidir ki, motivasyonun ilk şartı; ikna etmektir!

Öğrenci, bilginin elde edilmesi konusunda istekli hale getirilmek zorundadır. Başarılı bir öğretim süreci için bu gereklidir. Öğrenme sürecine kendi isteğiyle katılmayan öğrenci, süreç ne kadar kalite düzeyi yüksek işletilirse işletilsin, ilgisiz kaldığı için başarılı olamayacaktır. Öğrenciyi sürece dâhil etmenin ilk ve en önemli şartı, öğrencinin ikna edilmesidir. Öğrenciye, bu öğretim sürecinde niçin bulunduğu, öğretim sürecinin neden gerekli olduğu izah edilmek zorundadır.

Son dönemlerde yapılan araştırmalar, çocukların eğitime ilişkin ilgilerinin her geçen gün zayıfladığı yönünde sonuçlar ortaya koyuyor. İşte burada devreye eğitim danışmanları giriyor. Hem ailenin hem öğrencinin motivasyonunu sağlamak profesyonellerin yardımıyla daha kolay hale gelmektedir.

Burada öğrencinin ne ile motive olduğunun tespiti iyi yapılmalıdır. Tabi ki belli bir zaman isteyen bu saptamayı, öğretmenlerden daha önce ebeveynin yapabilmiş olması ve eğtim danışmanına bu bilgiyi sunmuş olması süreci hızlandırır. Anne- babalar, çocuklarını daha çok nelerin motive ettiğini gözlemleyebilir ve sonuçları doğru olarak kullanabilirler. Burada iki duruma dikkat etmek gerekir;

Dışsal motivasyon: Dışsal motivasyon öğrencinin, dış etkenlerden kaynaklanan nedenlerle (maddi sebepler) eğitim süreci için isteklendirilmesidir. Hediyeler, notlar veya para ile isteklendirmedir. İyi sonuçlara yol açtığı gibi, kötü sonuçlara da sebep olabilir.

İçsel motivasyon: Genellikle öğrencinin içinden gelen isteklendirme sürecidir. Çocukluk dönemindeki eğitimle yakından ilgisi vardır. Bu motivasyon biçimi, dışsal motivasyona göre daha kalıcı ve anlamlıdır.

Sonuç olarak, yukarıda da belirttiğim gibi, öğrenci motivasyonunun sağlanması ve üst seviyelere çıkarılması için en önemli adımın ikna ve izah olduğunu anlamak gerekiyor. Anne babalara burada büyük görev düşüyor. Çocuklarının başarılı olmasını arzulayan ailelerin uzman eğitim danışmanlarından yardım alarak, öğrencinin eğitim sürecindeki derslerini, tek tek bile olsa, mantıklı ve izahlı bir şekilde açıklamaları, sınava hazırlık sürecinde yaşanacak zihinsel ve psikolojik sıkıntıları ortadan kaldırmalarına yardımcı olacaktır.

Son olarak söylemek gerekirse, başarısız öğrenci yoktur. Motive edilmemiş öğrenci vardır!

Twitter : @mayolcu_

facebook.com/mehmetalperyolcu