Dün, resmi kurumların büyük bir bölümü öğlene kadar çalıştı. Sonrasında 5 Ocak Pazartesi gününe kadar devam edecek olan tatil süreci başladı.

Bazen 'devlet memuru olmak varmış, devlete sırtımızı dayamak varmış' diye düşünmüyor değilim...

Şimdi bu yazıyı okudukları zaman memurlar kızabilir bana. İşini yapan memurlara lafımız yok. Devletin kurallarına uymakla mükellef olduklarını da biliyorum. Devlet 'tatil yapacaksınız' demişse, memur tatil yapar... Başka bir alternatifi yoktur. 'Yok arkadaşım ben çalışacağım' deme şanslarının olmadığını da biliyorum.

Zaman zaman yaptığı işin içinden çıkamayan memurların diliyle bu durumu izah edecek olursak, 'Sistemde sorun var.'

Bazı memurlar var ki, 'salla başı, al maaşı' havasındalar. Devletin bütün kurumlarında bu tür memurlara rastlamak mümkündür.

Dün, 31 Aralık'tı. Yılın son ayının, son günüydü. Yeni bir yıla girmeden önce devletle olan ilişkilerini düzene sokmak isteyen birçok vatandaş, devlet kurumlarının yolunu tuttu.

Ben de bir takım işlerimi halletmek için bazı devlet kurumlarını ziyaret ettim...

Gazeteci gözlüğü, gözümüze adeta yapışmış. İster istemez, çevremi gazeteci gözüyle şöyle bir yokladım. Vatandaşın başı dönmüş. Birçok şeyin son günü... İşlerini yetiştirebilme kaygısı var. Hele öğleden sonra resmi kurumların kapalı olduğunu duyan, koşmuş resmi dairelere...

Vatandaşın bu başı dönüklüğüne bazı memurların da iş bilmezliği veya işgüzarlığı eklenince, 2 dakikada hallolacak iş, yarım saat boyunca süründürülüyor.

İster istemez ortam geriliyor. Vatandaş memura kızıyor, 'Hadi benim işimi hallet. Daha buradan çıktıktan sonra falanca kuruma da gidip evrakımın onayını yaptıracağım. Sonrasında filanca kuruma gidip, evraklarımı teslim edeceğim. Vakit yetmeyecek' diye memura tepki gösteriyor.

Memur da bu tepkiye, 'Niye işini son güne bırakıyorsun. Son güne bırakırken bana mı sordun. Bekle, sıran geldiğinde halledeceğim' diyor, bunu dedikten sonra da kendi kendine 'Şu mesai bir bitse de kazasız belasız evime bir gitsem' diye mırıldanıyor...

Yazının başında söylediğimi burada tekrar hatırlatmak istiyorum. Sözlerim tüm devlet memurları için değil. Bir üst paragrafta anlattıklarım, resmi kurumlarda gözlemlediğim memur vatandaş ilişkilerinden sadece küçük bir kesit.

Memurun da en az vatandaş kadar kafası döngün. Yığılmış bir kamyon iş önüne. Son gün muhabbeti yapan vatandaşların gözleri üzerlerinde. İşleri bir an önce bitirebilme gayreti içerisindeyken, akrebin yelkovanı kovalayışına ve mesainin bittiğini gösterecek olan saate gidişine kaş altından çaktırmadan bakıyorlar.

Hani klişeleşmiş ve artık deyim haline gelmiş sözcükler bütünü vardır ya 'devletin hantal yapısı' denir...

Hakikaten bu devletin bir hantal tarafı var. Ancak, işini heyecanla ve hızlı bir şekilde bitirmek isteyen vatandaş, devletin bu hantal yapısını daha hızlı hale getirebilmek için memurları omuzluyor. Aynı kurum içerisinde bile memurlar, kimin ne iş yaptığını bilmeyebiliyor. Art niyetli biri olsa, memurun kendisini başından savdığını dahi düşünebilir.

Neyse ki, bu yoğunluk yılın her ayında veya her gün yaşanmıyor. Allah'tan bu yoğunluk sadece dün ile sınırlıydı. Dün itibariyle memur, vatandaşın baskısından; vatandaş memurun çatılmış ve 'olmaz' dercesine yukarı doğru kaldırılmış kaşlarının altından ateş gibi parlayan gözlerle bakışından kurtulmuş oldu.

Dileriz, yeni yıl her alanda kendimizi yenilediğimiz, vites büyüttüğümüz, işimizi en iyi şekilde yapabildiğimiz, yaptığımız işin mevzuatını, içeriğini bildiğimiz ve her şeyden önce insanlarla olan ilişkilerimizde daha pozitif olabildiğimiz bir yıl olur.

Devlete sırtını dayamış olanlara iyi tatiller.

Yeni yılınızın ilk Yenigün'ü hayırlara vesile olsun...

Mesnevi'den:

“Dünya dağdır, bizim yaptıklarımız ses. Seslerin aksi yine bizim semtimize gelir.”