Farkında mısınız bilmiyorum ama Türkiye’de hiç iyi şeyler olmuyor. Neden mi? Çünkü kendi vatanımızda yabancı konumuna düşüyoruz da ondan… Avrupa Birliği, olmayan bir sorun için başlatılan Kürt açılımı, demokratik açılım gibi oyunlarla Türkiye, Osmanlı’nın çökmesine neden olan Islahat ve Tanzimat dönemlerinde olduğu gibi yine çöküntünün içine girmiş durumda. O dönemlerde nasıl ki Osmanlı’nın gerçek sahipleri (Müslümanlar Avrupa’nın deyimiyle Türkler) ikinci sınıf vatandaş konumuna düştüyse bugün de Türk Milleti ikinci sınıf vatandaş konumuna düşüyor. Adeta kendi memleketinde azınlık durumuna düşürüldü. Kürdüm, Yunanım, Ermeniyim, Gürcüyüm… Diyen demokratik hakkını kullanmış oluyor diğer yandan Türküm diyen ise faşist oluyor. Sanki 19. yüzyılın acılarını tekrar yaşıyoruz. Osmanlı’nın küllerinden Türkiye’yi kuran şanlı millet Batı’nın oyunları ile Anadolu’da yok sayılıyor… Son yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında kabul edilen değişiklik bunun bir kanıtıdır. Yeni TTK’da deniliyor ki:“İşletmesi ile ilgili, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunan tacirler ile tek başlarına ticaret yapan ancak ticaret unvanlarına, bir şirketin var olduğu izlenimini uyandıracak ekler yapan kişiler, 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacak. Türk, Türkiye, Cumhuriyet ve Milli kelimeleri bir ticaret unvanına ancak Bakanlar Kurulu kararıyla konabilecek. Aksi davranan tacirler hakkında da aynı ceza uygulanacak.”
Anlayacağınız şirket kurarken milli duygularınızı yaşatmak için Hükümet’ten izin alacaksınız. Bu kararı Yunan Hükümeti Batı Trakya’da yaşayan Türkler için alsa bu kadar çok tepkimi çekmezdi fakat bu kararı Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümeti Türkler için alıyor!
Sebep ise milliyetçi duyguları yansıtan şirket isimlerinin birilerini rahatsız ediyormuş! Acaba kimi rahatsız ediyor? Bunun açıklaması neden yapılmıyor? Biz kimin rahatsız olduğunu biliyoruz da birde bunları Hükümetin ağzından duymak isteriz…
Aziz vatanım Türkiyemde yaşayan çileli milletim yine küçük görülüyor, horlanıyor. Kuracağı şirketin ismini bile özgürce koyamıyor… Yakında isimler konusuna da yasak gelirse şaşmayacağım artık… Millet, Mehmet Akif’in İstanbul’un düşman çizmeleri altında inlediği günlerde yazdığı “Bülbül” şiirinde olduğu gibi öz vatında hanumansız (evsiz) bir serseri gibi dolanıyor.
Ne diyordu Milli Şair Akif:
“Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?
Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?...
Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım:
Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
Tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
Bugün bir hânumansız serseriyim öz diyârımda!
Sanki Akif, bu günleri görmüşçesine yazmış bu şiiri. Kalkıp gelse ve Türkiye’nin şu durumunu görse herhalde kahrından yaşayamazdı… Ecdatlarımızın kemikleri sızlıyor. Müşriklere karşı zafer kazanan Bedrin Arslanlarının, Batı’nın sözlerine kanan Türkiye’nin şu anki durumu karşısında ruhları şad olmuyor. Başbakan Erdoğan’ın ağzından düşürmediği Çanakkale Şehitleri bugünkü Türkiye’ye hakkını helal etmiyor. Nöbet beklerken şehit olan askerlerimiz haklarını helal etmiyor…
Bu vatan o kadar kolay kurulmadı. Her basılan yerde şehit kanı vardır. Bu kanlar bu vatanda olduğu sürece de Anadolu toprakları Müslüman Türk toprağı olarak kalacaktır. Bu topraklar yüz binlerce “Haçlıya” mezar olmuştur, yok oldu dedikleri millet yunanı denize dökmüştür. Bu vatan üzerinde hesap yapanlara sadece acırım çünkü bu topraklarda hesap yapanların sonlarının en olduğunu tarih yazmıştır. Millete ve hükümete Milli Şair Akif’in şu mısralarını hatırlatıyorum:
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Anlayacağınız şirket kurarken milli duygularınızı yaşatmak için Hükümet’ten izin alacaksınız. Bu kararı Yunan Hükümeti Batı Trakya’da yaşayan Türkler için alsa bu kadar çok tepkimi çekmezdi fakat bu kararı Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümeti Türkler için alıyor!
Sebep ise milliyetçi duyguları yansıtan şirket isimlerinin birilerini rahatsız ediyormuş! Acaba kimi rahatsız ediyor? Bunun açıklaması neden yapılmıyor? Biz kimin rahatsız olduğunu biliyoruz da birde bunları Hükümetin ağzından duymak isteriz…
Aziz vatanım Türkiyemde yaşayan çileli milletim yine küçük görülüyor, horlanıyor. Kuracağı şirketin ismini bile özgürce koyamıyor… Yakında isimler konusuna da yasak gelirse şaşmayacağım artık… Millet, Mehmet Akif’in İstanbul’un düşman çizmeleri altında inlediği günlerde yazdığı “Bülbül” şiirinde olduğu gibi öz vatında hanumansız (evsiz) bir serseri gibi dolanıyor.
Ne diyordu Milli Şair Akif:
“Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?
Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?...
Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım:
Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
Tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
Bugün bir hânumansız serseriyim öz diyârımda!
Sanki Akif, bu günleri görmüşçesine yazmış bu şiiri. Kalkıp gelse ve Türkiye’nin şu durumunu görse herhalde kahrından yaşayamazdı… Ecdatlarımızın kemikleri sızlıyor. Müşriklere karşı zafer kazanan Bedrin Arslanlarının, Batı’nın sözlerine kanan Türkiye’nin şu anki durumu karşısında ruhları şad olmuyor. Başbakan Erdoğan’ın ağzından düşürmediği Çanakkale Şehitleri bugünkü Türkiye’ye hakkını helal etmiyor. Nöbet beklerken şehit olan askerlerimiz haklarını helal etmiyor…
Bu vatan o kadar kolay kurulmadı. Her basılan yerde şehit kanı vardır. Bu kanlar bu vatanda olduğu sürece de Anadolu toprakları Müslüman Türk toprağı olarak kalacaktır. Bu topraklar yüz binlerce “Haçlıya” mezar olmuştur, yok oldu dedikleri millet yunanı denize dökmüştür. Bu vatan üzerinde hesap yapanlara sadece acırım çünkü bu topraklarda hesap yapanların sonlarının en olduğunu tarih yazmıştır. Millete ve hükümete Milli Şair Akif’in şu mısralarını hatırlatıyorum:
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.