İş dünyasında heyecanlı bir seçim yarışı var.

Çiftçisi, esnafı, sanayicisi, ihracatçısı, ithalatçısı… Konya Ticaret Odası (KTO), Konya Sanayi Odası (KSO), Pankobirlik seçimlerine kilitlenmiş durumda...

Konya Ticaret Borsası’nda geçtiğimiz hafta seçim yapıldığı için merak sona erdi. Tek listeyle gidilen seçimde büyük olasılıkla mevcut Başkan Muhammet Uğur Kaleli yeniden başkanlık koltuğuna oturacak. Önümüzdeki günlerde KTB’nin yeni yönetim kurulunu açıklaması bekleniyor…

Pankobirlik seçimleri de çok merak edilmiyordu. Çünkü Recep Konuk’un karşısına aday çıkmayacağı sanılıyordu. Fakat Prof. Dr. Mevlüt Mülayim’in adaylığını açıklaması ve ekibiyle sıkı bir şekilde 11 Mayıs’ta yapılacak seçimlere hazırlanması gözleri Pankobirlik seçimlerine çevirdi. Kimin kazanacağını bilemeyiz ama bu sefer Pankobirlik seçimlerinin zorlu geçeceği şimdiden belli…

Bu açıdan KTO, KSO ve Pankobirlik seçimleri Konya gündeminin ilk sırasında yer alıyor.

Tüm seçimler Konya için önemlidir. Fakat benim üzerinde durduğum iki seçim var; KTO ve KSO seçimleri.

Çünkü Konya’nın sanayi, teknoloji ve ekonomi alanında kalkınmanın önünün açılması bu iki odanın yapacağı faaliyete bağlı.

Onun için aylardır tüm gözler bu iki oda üzerinde. Kimin kazanacağı yönünde çeşitli komple teorileri, çeşitli iddialar ortaya atılıyor ve dillendiriliyor.

Herkes KTO ve KSO’yu konuşuyor, tartışıyor ama konuşulanlar ve tartışılanlar Konya’ya neler yapabilecekleri noktasında değil de daha çok şahıslar üzerinde.

KTO’da Selçuk Öztürk devam etsin mi yoksa İsmail Hakkı Kolat mı gelsin, KSO’nun başına Memiş Kütükçü gelse nasıl olur şeklinde tartışmalar.

Kurumdan ziyade kişi siyaseti yapılıyor.

Oysa kimse şahısların neyi yapabileceğini konuşmuyor. Adaylardan biri KTO ve KSO Başkanı olursa Konya’ya ne verebilir? Sorusu sorulmuyor. Ya ne soruluyor; Aday olan hangi partili? İdeolojik görüşü ne? Toplumla ters düşen biri mi? Kaç yıldır sektörün içinde? Ticari faaliyetlerimizde bize yardım edebilir mi? Seçilirse beni yönetime alır mı?...

Şimdi bu sorular önemsizdir demiyorum ama Konya’nın büyümesini de sağlamıyor. Gelen kişinin hangi partili ve hangi cemaate mensup olduğu bir yana bırakırsak Konya’ya ne verebilir ona bakmalıyız.

Seçilecek başkan;

* Sürekli dillendirilen lojistik merkezi yaptırabilir mi?

* Bursa gibi organize sanayi sayısını 26’ya çıkarabilir mi?

* Bursalı sanayicinin yaptığı gibi Konya sanayicisine de yerli tramvayı yaptırabilir mi?

* Yerli otomobil fabrikasını Konya’da kurdurabilir mi?

* Sanayiciler için önem arz eden Dış Çevre Yolu’nu yatırım programına aldırabilir mi?

* Konya-Mersin demiryolu hattını 2023’ten önce tamamlatabilir mi?

* Sanayicinin şikâyet ettiği ve jetlerin gürültüleriyle çalışma performansını düşüren askeri havaalanını Karapınar’a taşıtabilir mi?

* Sanayicinin yeni nesil ürün geliştirmesi adına Teknokent sayısını 1’den 4’e çıkartabilir mi?

* KOBİ’lerin daha çok kredi almasını sağlama yolunda girişimler yapabilir mi?

* KOSGEB destekli can suyu kredilerini gerçek anlamda KOBİ’lerin kullanmasını sağlayabilir mi?

* Hayvancılık Organize Bölgesi’nin kurulmasını hızlandırabilir mi?

* Tarıma dayalı sanayinin daha çok üretmesi ve gelişmesi adına KOP Eylem Planının faaliyete geçmesi yönünde çalışma yapabilir mi?

* Tüm bunları gerçekleştirmek için de ideolojik görüşlerini, fikirlerini, kaprislerini bir kenara bırakıp, çeşitli siyasi partilerle, iş dünyası dernekleriyle bir lobi oluşturup, Konya’nın hak ettiği yatırımları alması için hükümete baskısı yapabilir mi?...

Gibi soruların sorulması ve tartışmaların yapılması gerekmektedir. Eğer odaya seçilecek kişi önemliyse Konya’yı 2023’e taşıyacak bu vizyonlara sahip olmalıdır.

Çok iyi biri olması hiçbir anlam ifade etmez, çok iyi bir vizyon sahibi olması anlam ifade eder.

Onun için iş dünyası bu noktaya dikkat etmelidir.

Verecekleri oy ya çok iyi birini ya da çok iyi bir vizyon sahibini seçecektir.

Büyümek istiyorlarsa, Bursa ve Kayseri sanayicisi gibi istediklerini almak istiyorlarsa vizyon sahibini seçmeleri yerinde olacaktır.

Ya değilse Başbakan Konya'yı her ziyaret ettiğinde, “Konya’ya selam, yola devam” der. Biz de “Selâmün aleyküm” der geçeriz…