Bir muradımız var...

İnat da bir murat imiş...

Tabi ki muradımız birileri ile inatlaşmak değil. Böyle bir şey olamaz. Ama gördüğümüz yanlışları, eksikleri yazmak da her şeyden önce kamu vicdanı adına bizim işimiz, görevimiz. Yazmazsak, söylemezsek, birilerine Konya kamuoyunun rahatsız olduğu şeyleri duyurmazsak o zaman görevimizi yerine getirmemiş oluruz.

Hani günlük hayatta yaşadığımız bazı olumsuzluklar, çıkmazlar vardır. Ama onlarla birlikte yaşamayı o kadar iyi öğrenmişizdir ki, bir süre sonra bunun bir sorun olduğunun dahi farkına varamaz hale gelmişizdir.

Konya'nın sadece şu veya bu bölgesinde değil, şehrin tamamında trafiğin neredeyse tamamen durma noktasına gelecek şekilde yavaşlamış olması bahsettiğim bu soruna örnektir.

Halk bu sorunun farkında ama idareciler kendilerince bu sorunu benimsemişler ve bu şehirde yaşayan insanların trafik sorunu ile yaşamasını reva görmüşler.

Gazetemizin dünkü sayfalarında geniş geniş Konya'daki trafik sorununa yer verdik. Şehir genelindeki emsal teşkil edebilecek noktalardan fotoğraflarla ispatlayarak trafiğin nasıl içinden çıkılmaz bir hal aldığını hem bizden medet uman okuyucularımızla, hem de konunun doğrudan muhatabı olan kurum ve kuruluşlarla paylaştık. 

Paylaştık da ne oldu?

Duyup da duymazdan geliyorlar...

Sonuç yine aynı, 'sen salla başını ben bilirim işimi' dercesine kimse umursamıyor. Aynı tas, aynı hamam, ha babam devam...

Hatırlarsanız, Ramazan ayına birkaç gün kala, alelacele Alaeddin Bulvarı'nı Mevlana Türbesi'ne bağlayan yol trafiğe kapatılmış ve aynı hızla etrafı çevrilerek yolun tam ortasında uzun ve derin bir çukur açılmıştı. 

Zamansız bir işti ama kendi kendime demiştim ki, 'bu hızla giderlerse çok sürmez, en geç iki ay içerisinde caddedeki düzenleme tamamen biter.'

Benimki de aptallık! Şu Konya'da hangi iş zamanında bitirildi ki, bu iş zamanında bitirilsin...

Bir Allah'ın kulu da çıkıp, 'Evet şehrin merkezinde, trafik akışının en işlek olduğu, aynı zamanda bu şehri dışarıya açan bir pencere niteliğinde olan Otogar civarında, Bosna Hersek'ten Otogar'a kadar uzanan o uzun yolda, Meram'ın battı çıktısından hemen sonra, şehri sanayiye bağlayan tüm güzergahlarda yoğunluk var ama, bu yoğunluğun nedeni şudur. Buradaki çalışmaların amacı ve hedefi budur. Bu yoğunluk şu zamana kadar devam edecektir. Sonrasında yaşanacak gelişmeler de takdir toplayacaktır' gibi bir açıklama yapmıyor, yapamıyor!

Yapamazlar ki, çünkü onlar da bilmiyorlar bu işin nereye gideceğini, sonunda ne olacağını...

Şu yaz sıcağında trafikte yaşanan onca olumsuzluk aynı zamanda insanları da geriyor. Sizi bilmem ama ben çok denk geliyorum trafikte yaşanan kavga ve tartışmalara. Hatta ne yalan söyleyeyim, arabama binip bu bahsettiğim yollara (kazara) düşecek olduğum zaman ben de geriliyorum. 

Hak var hak... Yemeyin bu hakkı!

Siz bu sorunu çözmeden, çözümü ile ilgili yol haritasını trafikteki onca eziyeti reva gördüğünüz Konya halkına sunmadan zaman zaman bu konuda yazmaya devam edeceğim. 

Çünkü okuyucuya verilmiş bir sözümüz var...

Mesnevi'den:

“Ne vakit bir eğrilik ettin, bir kötülükte bulundun da onun ardından derhal layığını görmedin?”