İklim Değişikliği...

Abone Ol

İklim Değişikliği Ekonomik Sistem

Değişikliğini de Beraberinde Getirir mi?

Dışarıda kar yağışını seyredip çayımı yudumlarken, radyoda güzel bir ezgi eşliğinde düşünce bulutları arasında gezinirken aklıma, acaba insanların damak zevkinin yanında ruhun ve nefsimizin ya da hırslarımızın uyarıldığı noktalar birbirine yakın yerler mi? Diye garip bir düşünce hasıl oldu. Yani yemek yerken aldığımız haz, alışveriş yaparken aldığımız haz, iyilik yaptığımız zaman aldığımız haz için beyne ya da kalbe giden uyarımlar hep aynı noktadan mı başlıyor? Eğer öyleyse tüketim çağı, bireyi bam telinden yakalamış görünüyor. Haliyle dünyadaki tüm küresel dengesizliklerin kaynağı yine bireyin bitmek tükenmek bilmeyen hırsı! Bu hem kendine hem de dünyamıza, onarılması zor bir tahribatı beraberinde getiriyor.

Dünya, ekonomi anlamında yeni normali çıkarma sancısı çekerken, küresel tahribatın boyutlarını öngörebilmiş değil. Acaba tahribatın boyutları gelecek yıllarda nerelere kadar ulaşacak? Sonuçları tahmin etmek, dijital çağına ulaştığımız dünyada çokta kolay bir görünüm sergilemiyor. Kaldı ki petrolün 50$ psikolojik sınırının altına düşeceğini tahmin eden dünyada bir ekonomistin olmadığı söylentileri gerçekse, varsayalım iktisat, oldukça yara alabilir.

Her neyse sayın hocam iktisat biliminin geleceğini sorgulamayı bırakın da başlıktaki konu ile ne anlatmak istediğinizi söyleyin, başlık bir hayli afili gibi görünüyor diyenlere, şunları söyleyebilirim.

·       Birincisi, iklim değişikliğinin önüne geçmek için yapılan harcamalar artıyor,

·       İkincisi, özellikle geçmişten günümüze, sanayi üretimi yapan gelişmiş ülkelerin, GSYİH artışlarının pahasına küresel ısınmayı tetiklemesinin sonuçlarını yaşlı dünyamız üstleniyor,

·       Üçüncüsü, belki de gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelerin üretim maliyetlerini artırarak, gelişmiş ülkelerin karlılığını ve hâkimiyetini sürdürmek istiyor,

·       Dördüncüsü, günümüz liberal kapitalist sistem yamalara ihtiyaç duyuyor,

·       Beşincisi, sanal farkındalık ekonomisine sürdürülebilirlik derdi iliştirilmeye çalışılıyor,

·       Altıncısı, günümüz ekonomik sistemi kişilere spin (yumuşak düşünce tatmini) attırma egzersizleri yaptırıyor,

·       Yedinci, günümüz dijital çağı tahribatına hafifletilme görünümü veriliyor vb.

 

Hocam kafamız karıştı, şöyle biraz da herkesin kendini yormayacağı dilden anlatsan (malum biz yeni nesil 6-7 saniye anlama-sıkılma durumları arasında, zor olacak dikkati toplamak), sanki güzel şeyler de anlatıyorsun gibi ama. Peki, bakalım bir de öyle deneyelim.

Yazının hikâyesi şu; Didem Eryar Ünlü'nün 5 Ocak pazartesi günü Dünya gazetesinde kaleme aldığı, “Dünya 2014'te de ısındı”, yazısını okuyunca, bu konu hakkında bir şeylerin yazılması gerektiğini düşündüm. Yazıda kısaca şu bilgilerden bahsediyor (noktasına dokunmadan alıntılıyorum),

“Lima Konferansı ve New York Zirvesi'nde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un daveti ile bir araya gelen devlet ve hükümet başkanları, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum temsilcileri “Yeni İklim Ekonomisi” için küresel irade oluşturmayı başardılar. Karbondioksit salımı, karbon ticareti, teknolojik yatırım finansmanı ve yeşil enerji devrimi gibi alanlarda 2020 perspektifi belirlendi. Tüm umutlar ise 2015'te Paris'te toplanacak Birleşmiş Milletler Küresel İklim Konferansı'na odaklandı.”

“Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)'nin yayınladığı 5. Değerlendirme Raporu, iklim değişikliğinin insanlar ve ekosistemler için büyük risk oluşturduğunu ortaya koydu. Bu olumsuzluklardan en fazla etkilenen toplumsal grupların başında yoksullar, kadınlar ve çocuklar geldi.”

“İklim değişikliğinin etkisiyle gıda fiyatlarında dünya genelinde yüzde 85'e varan artış öngörülüyor. Bu riskleri yönetmek için, acilen değişen iklim sistemlerine uyumlu politikaların oluşturulması gerekiyor. IPCC Raporu, iklim değişikliğinin yalnızca gıda üretiminde düşüş, su ve gıda kıtlığı, yükselen deniz seviyeleri ve insan sağlığına etkilerinden söz etmiyor; aynı zamanda küresel olarak tüm ülkelerin bu etkilere karşı ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor.”

“IPCC'ye göre, dünya genelinde yatırımların ciddi anlamda değişiklik göstermesi gerekecek.”

Yazının devamında iklim değişikliğinin küresel ölçekli etkilerini ele almış.

Ortaya çıkan tablo oldukça karamsar bir algı oluşturuyor. Ancak benim, bu ve benzeri yazılarda vurgulamaya çalıştığım ise, genelde bu tür yazıların içeriğinde sonuçlara odaklanmanın ötesinde sebeplerin arka planda kalmasıdır.

Tüm dünyada ve özelde benim ülkemde yaşayan, ihtiyaçlı insanların yoksulluğunda, acaba yazının başında anlatmaya çalıştığım sebeplerin kaç tanesi ağırlıktadır? Acaba hırs sorumsuzluğunun sorumluları sorumluluklarının sorun yarattığını ne zaman anlayacaklar?

Gelecek hafta görüşmek üzere herkese sorumluluk farkındalığı diliyorum.

 

Not: 1.Didem Eryar Ünlünün yazısına www.dunya.comadresinden ulaşabilirler.

2.Haftalık ekonomi yazıları analizlerime bazen haftalık bazen aylık olarak devam edeceğim. Meraklılarına duyurulur.