Türkiye geneline yayılan binlerce dekar tarlanın boş kalmasını önlemek adına kapsamlı bir hukuki ve idari mekanizma hayata geçirildi. Yıllardır miras anlaşmazlıkları, köyden kente göç ya da kişisel sebepler nedeniyle sürülmeyen tarlalar, devlet eliyle verimli üretim alanlarına dönüştürülüyor. Bu adım sayesinde hem ülke ekonomisinin gıda arz güvenliği sağlam temellere oturtuluyor hem de topraksız veya az topraklı çiftçilere yeni ekim sahaları sunuluyor.
Uygulamanın yürütülmesinde mülkiyet haklarına hiçbir şekilde zarar verilmiyor. Arazinin mülkiyeti tamamen özgün sahibinde kalmaya devam ederken, elde edilen yıllık kira bedeli doğrudan hak sahibinin banka hesabına aktarılıyor. 2026 yılı üretim sezonuna yönelik arazi tespit işlemleri tamamlanarak ilan süreçleri 1 Eylül tarihi itibarıyla resmi olarak başlatıldı.
İki Yıl Boyunca İşlenmeyen Parseller Tek Tek Belirleniyor
Yerel düzeyde kurulan Arazi Tespit Komisyonları, uydulardan alınan coğrafi veriler ve saha incelemeleriyle iki sezon boyunca işlenmeyen alanları saptıyor. Üst üste 2 yıl boyunca herhangi bir tarımsal faaliyete konu edilmemiş tarlalar liste haline getirilerek kamuoyunun bilgisine sunuluyor. Bu aşamada toprağını haklı sebeplerle nadasa bırakan ya da mücbir sebepler nedeniyle ekemeyen vatandaşlar için esnek bir itiraz takvimi işletiliyor.
İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinde askıya çıkarılan listeleri inceleyen arazi sahipleri, karara resmi yollardan itiraz etme hakkına sahip bulunuyor. Tarlasını önümüzdeki sezonda bizzat ekeceğini belgeleyen veya nadas durumunu kanıtlayan kişilerin mülkleri derhal kiralama listesinden çıkarılıyor. Şeffaf yürütülen bu süreç tamamlanmadan hiçbir tarla üçüncü şahıslara tahsis edilmiyor.
Bölgesel Rayiç Bedeller Esas Alınarak Kiralama Yapılıyor
Arazilerin kira bedelleri belirlenirken tamamen piyasa koşulları ve bilimsel veriler dikkate alınıyor. Komisyonlar, tarlanın bulunduğu bölgedeki benzer nitelikteki en az 3 farklı arazinin emsal kira değerlerini inceliyor. Sulu tarım yapılan bir arazi için sulu tarım rayiçleri, kıraç araziler için ise kıraç toprak emsalleri baz alınarak taban fiyat oluşturuluyor.
Belirlenen tutarın altında bir kiralama yapılması kanunen engelleniyor. Toplanan tüm kiralama gelirleri doğrudan tapu sahibine aktarılarak mülk sahibinin mağdur olması önleniyor. Sezonluk olarak gerçekleştirilen bu işlem sayesinde, yıllardır hiçbir gelir getirmeyen atıl gayrimenkuller sahiplerine düzenli bir finansal getiri sağlamaya başlıyor.
Mülkiyet Hakkı Korunurken Toprak Kalitesi De Muhafaza Ediliyor
Toprağın uzun süre işlenmeden boş kalması, yabani otların çoğalmasına ve toprağın yapısının bozulmasına neden oluyor. Kiralama modeli sayesinde sürekli sürülen ve bakımı yapılan topraklar, çoraklaşma riskinden kurtarılarak biyolojik verimliliğini koruyor. Mülk sahipleri tapularını kaybetme riski yaşamadan gayrimenkullerinin değer kazanmasını izliyor.
Tarlasının başkaları tarafından işlenmesini istemeyen maliklerin yapması gereken işlem oldukça kolay görünüyor. Arazi sahiplerinin tarlalarını kendilerinin ekmesi ya da kendi buldukları bir kiracıya kiralamaları durumunda, söz konusu parseller otomatik olarak Bakanlığın kiralama kapsamından çıkarılıyor. Üretimin devamlılığı burada temel kriter olarak kabul ediliyor.
Üreticiler İçin Büyük Çaplı Yeni Ekim Fırsatları Doğuyor
Bu yeni sistem, gıda üretimi yapmak isteyen ancak yeterli ekim alanına ulaşamayan çiftçiler için son derece stratejik imkanlar barındırıyor. Özellikle buğday, mercimek, biber, Antep fıstığı ve zeytin gibi stratejik ürünlerde üretim kapasitesini büyütmek isteyen girişimciler, bu tarlaları kiralayarak rekoltelerini artırabiliyor. Yıllık ekim yapılan hububat ve sebze gruplarında bu model %100 başarı sağlıyor.
Kiralanan alanlarda üretim yapacak çiftçilerin Çiftçi Kayıt Sistemi kaydı hızlıca gerçekleştiriliyor. Bu sayede üreticiler devletin sağladığı mazot, gübre ve tohum gibi çeşitli tarımsal desteklerden tam oranda yararlanabiliyor. Sezonluk kiralama mantığı uzun vadeli meyve bahçesi tesisine uygun olmasa da yıllık endüstriyel bitki ve gıda üretimi için devrim niteliğinde bir adım olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





