15-17 Ekim tarihleri arasında 1. Uluslararası Konya’nın Manevi Mimarları Sempozyumu Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi’nde icra edilecek. Nezahat Keleşoğlu ile Mevlana Salonları’nda gerçekleştirilecek programın ana teması ‘Şehrin Hafızasını İnşa Eden Şahsiyetler ve Mirasları’ olarak belirlenmiş. Düzenleyici kurumlara baktığımızda ise Necmettin Erbakan Üniversitesi (İlahiyat Fakültesi) ile Eğitim-Bir-Sen’i görüyoruz.

Konya tarih boyunca bir çekim merkezi olmuştur. Medeniyet inşasında temel taşların üretim merkezi olma, bir arada kardeşçe yaşama, aldığı göçleri gerilime değil sinerjiye döndürme kabiliyeti, sosyal-siyasal model üretebilme becerisi, girişimcilik ruhu, şehircilikte model oluşu takdirle takip edilen hususiyetleri olagelmiştir. İlave edilebilecek diğer özellikleri ile birlikte Konya ,vatan coğrafyasında, gönül coğrafyamız ile ümmet tarafından takip edilen, hatta hizalanılan şehirdir.

Bu, dün böyleydi, bugün böyle ve inşallah yarın da böyle olacaktır.

Sempozyum konusu ve uluslararası hüviyeti ile takdire şayan bir çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır. Emeği geçenlere, bildiri hazırlayıp sunacaklara teşekkür ediyor, dualarımızı gönderiyoruz.

Dünyanın en büyük hatibi kürsüden indiğinde, konuşmasını bitirdiğinde eksik bir şeyler bıraktığını hisseder denilir. Organizasyonlar için de öyledir. Herkesi tatmin edecek, eksiksiz bir çalışma ortaya koymak mümkün olamaz. Söz konusu sempozyum özelinde de benzer şeyler söylemek mümkündür.

Biz, sempozyum öncesinde faydalı olabileceği düşüncesi ile işaret etmek istediğimiz noktaları paylaşmayı, had aşmamaya gayret ederek not ediyoruz.

Sempozyum’un ana başlığından hareket edersek, Konya’nın Manevi Mimarları’nı tanıma/tanıtma ağırlıklı bir yaklaşım öne çıkmakta. Ancak hemen altta yer alan ‘Şehrin Hafızasını İnşa Eden Şahsiyetler ve Mirasları’ teması Manevi Önderleri bizzat tanıtmanın yanı sıra eserlerinin de ilgi alanında olduğunu bize haber veriyor.

Şahsiyetlerin hayatlarından bahis olunurken eserlerinden söz edilmemesi düşünülemez. Cüz’ü bütünden ayırmak mümkün değildir. Hal böyle iken örneğin Merhum Tahir Büyükkörükçü Hocamız’ın hayatına ilişkin –ki Sempozyum başlığımız bizatihi mimarlara işaret ediyor- bir sunum yapılmadan ‘Bir Tasavvufi Metnin Siyer Kaynağı Olarak Kullanımı’ başlığı altında isminin geçmesi kanaatimizce eksiktir. Benzer durum Nasreddin Hoca, Hadimli Mehmed Vehbi Efendi, Ahmet Ziya Efendi için de söz konusudur. Bu kanaatimiz sunulan tebliğlerin eksikliğine işaret olmayıp arz ettiğimiz hususun altını çizmek amacı ile ifade edilmiştir.

Denilir ki; Osmanlı şehirlerde Mevlevilik, çevrede ise Nakşilik üzerinden manevi/sosyal hayat inşa etmiştir. Erbabı bu yaklaşımı doğrular veya eksiklerini ortaya koyar. Konya, Bağdadi kolundan, Hadimi, Memiş Efendi, Bahaüddin Efendi, Evlatları Zeynelabidin, Rıfat ve Ahmet Ziya Efendiler, Abdullah Fevzi Efendi ile zor zamanların kahramanları Hacıveyis Efendi, Hacıveyiszade Mustafa Efendi, Fahri Efendi zinciri üzerinden bir atmosferi inşa etmiştir. Bu silsile Islah-ı Medarisi İslamiye (Islah) ile İslami İlimlerle Fen ilimlerini birlikte ders olarak veren, Mustafa Sabri Efendi’yi, İbrahim Hakkı Konyalı’yı da içine almıştır. Ta ki Aziziye ile Kapu Camii dışındaki tüm büyük camilerin kapalı olduğu bir dönemden Konya İmam-Hatip, Konya İlahiyat ana damarlarına ulaşılabilmiştir. Bu dönemi hakkı ile ortaya koymadan bizim özgür, özgün bir değerlendirme yapma imkanımız yoktur. Hatta çevrenin merkezi devraldığı siyasi hareketi ve geldiğimiz noktada içinde bulunulan durumu tahlil etmemiz mümkün değildir.

Sempozyum’da bu perde aralanabilir miydi? Sempozyum’un böyle bir amacı ya da yan maksadı olabilir miydi?

Tartışılabilir.

Şu kadar ki bu kapalı, sisli hatta karanlık dönem kahramanları, manevi mimarları ile birlikte adil bir şekilde tahlil edilmeden, bugünü anlamak, yarına ilişkin tasarımlar yapmak sağlıklı sonuçlara bizi götürmeyecektir.

Uzatmayalım.

Bugün Konya’da Doğu ve Güneydoğu kökenli kardeşlerimiz gettolaşmamışsa, şehrin idarecisi, tüccarı, eşrafı haline gelmişse bu atmosferin inşasında baş mimar Hacıveyis Efendi’dir.

Sempozyum İslam öncesinden itibaren bir perspektif ortaya koyduğuna göre, dönemsel olarak Konya içinde olan illerdeki manevi mimarlara ilişkin ilave bir bakış açısı 2. Sempozyum’da ortaya konulabilir mi? Elmalılı Hamdi Yazır, Somuncu Baba gibi.

Besairul Kur’an Tefsiri’nin müellifi Ali Küçük,

Yörük Hoca Mustafa Efendi,

Mehmet Nuri Küçükiplikçi (Kılcı Nuri),

Saffet Bakırcı,

Hafızlar’ın Hocası İsmail Ketenci,

Abdurrahman Öksüz Hocaefendi,

Hafız Mehmet Şeker (Şeker Hoca),

12 Eylül baskısına boyun eğmeyen gür ses Hüseyin Şimşek Hoca,

Çayırbağı Kur’an Kursu Banisi Fahri Hoca,

Ali Galip Doğan Hoca,

Muhammed Konevi,

İbrahim Büyükkapancı Amca,

Halis Kestane Amca ve başka isimlere ilişkin sempozyum çerçevesinde çalışma yapılamamış ise de gelecek sempozyumlarda konu alınabilir. İlahiyat yüksek lisans, doktora öğrencilerine tez konusu olarak çalıştırılabilir. Manevi Mimarlardan Kur’an Hocaları ile Sohbet ve İrşat Geleneği’nin toplumu bir arada tutan ve amaç birlikteliğine iten, manevi eğitimini sağlayan yapı işlenebilir.

Sempozyum’un başarı ile icrasını temenni ediyor, yurtdışından şehrimize teşrif edecek misafirlerimize hoş geldiniz diyor, emeği geçenlere teşekkürlerimizi arz ediyoruz.