Günün birinde genç adam normal bir günün sabahı gözlerini açtı.

Her gün aynı saatte kalkar ve rutin olarak karısıyla birlikte kahvaltısını yapar, karısının duası ile işe giderdi.

Her gün aynı şeyi yineleyip dururdu...

O sabah erken bir saatte yine kahvaltısını yaptı, giyindi ve dua etti. Hava soğuktu ve işe soğuktan titreyerek yürüyordu.

Bir an önce işe gitmek için hızlı adımlarla yürüyordu.

Bir süre yürüdükten sonra eski püskü yaşlı bir adam önüne çıktı.

Yaşlı adam anlaşılmaz bir şeyler sayıkladı.

İşe gitmekte olan genç adam, yaşlı adamın ne dediğini anlayamadı, durdu yaşlı amcanın yanına yaklaştı;

“Selamun aleyküm amca, bir sorun mu var?”

Yaşlı adam soğuktan konuşmakta güçlü çekiyordu ve zor bela kısık bir ses tonuyla “Allah rızası için yemek var bana, açım” diyebildi ve genç adam, yaşlı adama yemek yemesi için biraz para uzattı.

Yaşlı adam, uzanan parayı geri itti ve kendisine yemek yedirmesini istedi.

Genç adam işe geç kalıyordu ve dakikalarla yarışıyordu. Henüz, hiçbir yer açık değildi. Genç adam, her defasında ısrar ederek, yaşlı adama para uzatıyordu.

Genç adam, “İşe geç kalıyorum amca, bu yüzden bu parayla karnını doyurabilirsin” dedi.

Yaşlı adam “hayır, yemeği sen bana alacaksın” dedi.

Kalbi buruklaşan genç adam ne pahasına olursa olsun yemek almaya karar verdi.

Birlikte uygun bir yer buldular...

Genç adam yemeği aldı, yaşlı adama verdi, ona biraz para verdi.

Yaşlı adam, genç adamın gözlerine ve ruhuna içtenlikle, minnetle baktı ve;

“Son anda bu beladan kurtuldun. Çünkü başında büyük bir bela sarmıştı ama sen yaptığın bu iyilik karşısında inşallah belan bitti.” dedi.

Genç adam şaşırdı, aklı karışmıştı...

Yaşlı adam kayboldu bir anda...

Ardından genç adam, alçak sesle “Ne belası olabilir ki?” diye kendi kendine söylendi.

İlk kez böyle bir şey yaşıyordu.

Uzun yolun nasıl kısaldığını anlamadan iş yerine vardı.

İş kıyafetini giymeye çalıştığında genç adama bir telefon geldi.

Arayan karısıydı. Karısının sesinde bir şey olduğunu ve ağladığını fark etti. Küçük kızı, kötü bir kaza geçirmişti. Büyük iş arabası kızına çarpmıştı. Genç adam korkudan deliye döndü. Eli ayağına dolanmıştı. Hemen işyerinden apar topar çıktı, ilk taksiyi durdurdu ve hastaneye vardı. Gözlerine inanamadı ve kızına baktı, hala şaşkınlık içerisindeydi. Küçük çocuk orada durmuş, babasına bakıyordu. Çünkü kızı büyük kaza geçirmişti ama karşısında sapasağlam duruyordu, ona sımsıkı sarıldı.

Genç adam, “Allah’ım sana şükürler olsun. Çocuğumu bana bağışladığın için” diyerek gözyaşlarına boğuldu.

“Allah’ım sana çok şükürler olsun. Büyük bir kazadan kızımı koruduğun için sana minnettarım Allah’ım” dedi.

Bütün içtenliğiyle Allah’a şükretti ve şu ayeti anımsadı;

“Andolsun ki sizleri biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve meyvelerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!”

Sabah yaşlı adamla yaşadığı olayı düşündü, küçük bir dokunuşla ne kadar büyük bir sevap işlediğini ve sıkıntılardan kurtulmanın sırrını anladı...

Kıssadan hisse.

xxx

Bugün arife, yarın bayram…

Kurban, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan en değerli ibadetlerden birisidir…

Dolayısıyla, kestiğimiz kurbanlar  eve etlik olmasın!

Yılın 365 günü, bırakın eti, sofrasında etli bir yemek yiyemeyen o kadar çok insan var ki, onları sevindirmenin, onların sofralarında aş olmanın, onların çorbalarında tuz olmanın tam zamanı…

Bir kısmını yiyelim…

Eyvallah…

Ama, önemli bir kısmını da durumu iyi olmayanlara dağıtalım…

Özetlersem; fakiri fukarayı görüp gözetiyorsan, garibe gurabaya omuz veriyorsan kazançlısın, aksi taktirde ziyansın…

Hayırlı Bayramlar.