Muaz radıyallahu anh, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi: Allah Teala; Benim rızam uğrunda  birbirlerini sevenler için peygamberlerin  ve şehidlerin bile imreneceği nurdan minberler vardır buyurmuştur. (Tirmizi, Zühd 53)

Cenabı Hakk’ın birbirini Allah için seven müslümanlara ahirette ikram ve ihsan edeceği lutuflardan bir yenisini daha bu kudsi hadisten öğrenmekteyiz. Nurdan minberler. Minber, oturacak yüksek ve şerefli bir mevki demektir.  Nurdan ya da nurlu yüksek mevki ve makamlar, Allah için birbirlerini sevenlerin Allah katındaki yüksek değerlerinin göstergesi olmaktadır. Peygamber ve şehidlerin onlara imrenmeleri, bu insanların peygamberlerden daha yüksek ve üstün oldukları anlamına gelmez. Buradaki gıbta yani imrenme ifadesiyle, keşke biz de onlar gibi olsak, ya da keşke bizim de onlar gibi nurdan makamlarımız olsa anlamında bir imrenme kasdedilmiş değildir.  Peygamberlerin ve şehidlerin imrenmesini, yüzlerce safkan koşu atı olan birinin, gördüğü güzel bir ata imrenip almak istemesine benzetmek mümkündür. Yani maksat, Allah için birbirlerini seven insanların, Allah katındaki değerini takdir ve açıklamaktan ibarettir.

Daha açıkçası, Onlara lutfedilen imkanlara Peygamber ve şehidler imrense yeridir veya Yüksek mevki ve parlak durumlarına rağmen eğer, peygamberler ve şehidler kıyamet günü birilerine gıbta edecek olsalardı, bunlara imrenirlerdi denilmiş olmakta ve böylece, bu insanların ne kadar mükemmel bir durumda oldukları anlatılmaktadır. Nitekim Taberani’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de Allah için birbirlerini sevenler, arş-ı ilahi etrafında yakut kürsüler üzerinde ağırlanırlar buyurulmuştur.